Fırıldaklar sadece siyasette mi?
- Ulusal ve yerel basında uzun yıllar köşe yazan birkaç yazarı düşünelim
- Kim oldukları önemli değil… Dindar, Atatürkçü, Milliyetçi, Sosyalist olabilirler
Ulusal ve yerel basında uzun yıllar köşe yazan birkaç yazarı düşünelim.
Kim oldukları önemli değil…
Dindar, Atatürkçü, Milliyetçi, Sosyalist olabilirler.
Bu insanların 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz dönemindeki yazılarını bulalım. Ergenekon soruşturmaları ve yargılamaları sırasında ne yazmışlar, ona bakalım. 15 Temmuz sonrasında ne söylediklerini okuyalım. Ülkenin kriz ve geçiş dönemlerinde yazdıklarına bakalım. Bir de bugün yazdıklarını önümüze koyalım. Sonra şu soruyu soralım:
Ne değişti?
Elbette insanın düşüncesi değişebilir. Hatta değişmelidir. Yeni bilgiler, yaşanan olaylar ve hayat tecrübesi insanı farklı düşünmeye götürebilir.
Bunda garip olan bir şey yok.
Garip olan, dün savunduğunun tam tersini bugün savunurken, dün söylediklerini hiç söylememiş gibi davranmak.
Bir de bunu sürekli güç dengelerinin değiştiği dönemlerde yapmak…
İşte asıl sorgulanması gereken nokta burası.
Arşivler yalan söylemez
Ayrılıkçı hareketlere bakışından dini eğitime…
Tarikatlardan milliyetçiliğe…
Özelleştirmelerden göç meselesine…
İşçi haklarından TSK'ya…
Demokrasiden devlet anlayışına kadar pek çok konuda insanların yıllar içinde ne söylediklerini karşılaştırmak mümkün.
Bugünkü görüşünü anlamak için bazen bugünkü yazısını okumak yetmez.
Dünkü yazısını da okumak gerekir.
Çünkü gazetecinin en önemli tanığı arşividir.
Bir insan “Fikrimi değiştirdim” diyorsa, bunun gerekçesini anlatabilir. Buna saygı duyulur.
Ama dün söylediğinin tam tersini bugün savunuyor ve geçmişini de yok sayıyorsa, okurun bunu sorgulaması kadar doğal bir şey olamaz.
Mesele sadece gazeteciler değil
Aslında sorun medyayla sınırlı değil.
Toplumun farklı kesimlerinde benzer örnekleri görüyoruz.
Siyasetçi, bürokrat, akademisyen, iş insanı, gazeteci…
Gücün merkezi değiştiğinde bazı insanların dili de değişebiliyor.
Sanki toplum bir birleşik kaplar sistemi gibi.
Güç nerede toplanıyorsa, bazıları da zamanla oraya doğru akıyor.
En tehlikelisi ise insanın kendi iradesini bir güce teslim etmesi.
Çünkü o noktadan sonra fikirle çıkar arasındaki çizgi belirsizleşiyor.
Kalem özgür değilse, yazının adı gazetecilik olsa ne olur?
Dünün yazısını bugün de hatırlayalım
Benim derdim kimsenin fikir değiştirmesi değil.
Tam tersine, insanın yanlışını kabul edip değişebilmesini değerli buluyorum.
Ama bunun bir şartı var:
Samimiyet.
“Dün böyle düşünüyordum, bugün farklı düşünüyorum. Çünkü şu nedenlerle fikrim değişti.”
Bunu söyleyebilen insana saygı duyulur.
Ama dün başka, bugün başka konuşup her iki dönemde de kendisini haklı göstermeye çalışanlara da okurun bir sorusu olur:
“Sen gerçekten fikrini mi değiştirdin, yoksa sadece şartlara mı uyum sağladın?”
Bunun cevabını bulmanın yolu da çok basit:
Arşive bakmak.
Çünkü hafıza silinmezse, kim ne zaman ne söylediğiyle birlikte ortada durur.
Ve o zaman anlarız ki…
Fırıldaklar yalnızca siyasette değildir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Sakarya/Adapazarı
Yayın: 02 Kasım 2026 04:03 · Kaynak: medyabar.com