Silivri'deki İBB davasında yeni gelişme: Tanıklar mahkemede ne anlattı?
- Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı İBB davasının üçüncü celsesinde tanık beyanları alınmaya devam edildi
- Duruşmada bazı tanıkların iddialarını doğrudan görgü ve belgeye değil, duyumlara dayandırması dikkat çekti
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı İBB davasında üçüncü celsenin dördüncü günü bugün Silivri’de başladı. İhale dosyasına ilişkin uzman tanık Muhsin Açık, “Kamu zararı oluşmamıştır” derken, para teslimine ilişkin tanık Ümit Gözütok paranın kime ve ne için verildiğini bilmediğini söyledi.
Tanıkların önemli bölümü iddialarını doğrudan bilgi ve belgeye değil, duyumlara dayandırdı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada yargılama süreci bugün üçüncü celsenin üçüncü gününde devam ediyor.
Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 436 sanığın yargılandığı davanın duruşmaları, Silivri'deki yeni duruşma salonunda görülüyor. İki hafta önce sona eren ikinci celsede mahkeme heyeti, yedi sanığın tahliyesine hükmetmişti.
Üçüncü celsede mahkemenin dinlemesi beklenen 60 kişi arasında tanıklar, gizli tanıklar ve müştekiler bulunuyor.
12.45 | "ALİ MALAZ’IN YERİNE ÇÖKÜLDÜĞÜ" İDDİASI YALAN
Daha sonra KİPTAŞ Genel Müdür Yardımcısı İlyas Efe Can’ın beyanlarına geçildi. İlyas Efecan, itirafçı sanık Nezahat Kurt’un “KİPTAŞ bize liste gönderirdi” ifadesini yalanladı ve “Kesinlikle liste göndermedik” dedi. Efecan ayrıca, “Ali Malaz’ın yerine çöküldüğü” iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti ve “Tapu devri 2017’de yapılmış. Göreve geldiğimizde taşınmaz zaten KİPTAŞ’ındı” ifadelerini kullandı.
12.25 | "KAMERA SİSTEMİ YENİLENDİ"
Tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un tanığı Servet Kiraz söz aldı. Ali Kurt’un asistanı olarak görev yapan Kiraz, “Göreve başladıktan sonra kamera sistemi yenilendi, görüntü kalitesi arttırıldı. Ses kaydı da yapılmaya başlandı” dedi.
Servet Kiraz: Sayın Hakimim, ben yaklaşık 5 yıldır KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nde görev yapmaktayım. Bu kamera sistemiyle alakalı olarak işleyişi size arz edecektim.
Hakim: Ali Kurt müdafi talep üzerine mi?
Servet Kiraz: Evet.
Hakim: Tamam. Buyurun.
Servet Kiraz: Belirttiğim gibi 5 yıldır KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nde görev yapmaktayım. Görevimi kısa bir anlatayım. Makamın günlük işleyişini, buradaki toplantıya katılacak kişilerin organizasyonunu yapıyorum. Genel Müdürlüğün 4. katında bulunuyorum.
Makama giriş çıkış yapacak kişilerin önden randevularını ayarlıyoruz ve aynı zamanda bunların giriş çıkış kontrolünü... Başında duran kişiyim. KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nden bahsedeyim; kontrollü bir şekilde giriş çıkışlar yapılıyor Genel Müdürlüğe.
Giriş katta X-ray cihazımız var, güvenlik görevlilerimiz var, sekreterliğimiz var. Bu sekreterya ve X-ray cihazından geçtikten sonra 4. kata alınıyor gelen kişiler. Sekreterya 4. kata bildirim geçiyor ve aynı zamanda asansörümüz kartlı sistemle çalışmakta, 4. kata da kartlı sistemle çıkış yapılıyor.
Hakim: Siz ne olarak görev yapıyorsunuz orada?
Servet Kiraz: Ben asistanıyım Ali Kurt'un.
Hakim: Ali Kurt'un asistanısınız. Ali Kurt'un odası 4. katta mı?
Servet Kiraz: 4. kat.
Hakim: O nedenle de bunları anlatıyorsunuz.
Servet Kiraz: Evet, bu nedenle bunları anlatıyorum. Burada kamera sistemimizi anlatayım; herhangi bir... Kamera sistemimizde biz ilk göreve geldiğimizde şöyle söyleyeyim, Ali Kurt kamera sistemini tamamen baştan aşağı yeniledi, değiştirdi.
Çünkü kör noktalar vardı, bunların tespitini gerçekleştirdik. Ali Kurt'un talimatıyla da bu kamera sistemi kör noktada kalmayacak şekilde ve görüntü kalitesinin daha yüksek bir şekilde, ses kaydı da alacak kameralarla birlikte KİPTAŞ'ı tekrardan revize ettik kamera sistemini. Kişilerin yukarı...
Hakim: Şimdi şöyle bir beyan vardı; para verildi, verilmedi, o çantayla ilgili olarak...
Servet Kiraz: Evet, para verildiği asılsız. Ben o konunun üzerinden tanıklık gerçekleştiriyorum. 4. kata alındıktan sonra gelen kişiler, misafirler, orada bekleme salonumuz var. Bekleme salonumuzda da kameralar görüntü ve ses kaydı alıyor.
Makamın giriş kapısına kadar kameralar 7/24 çekim sağlıyor. Buraya gelen kişiler hediye getiren kişiler, bu hediyeleri biz önden alıyoruz. Makama herhangi bir şekilde hediye ile giriş genellikle yapılmıyor. Hediyeyi göstermek isteyen misafirler çıkıyor, bunlarda da şu şekilde prosedürümüz, yani işleyiş düzenimizi söylüyorum: Giriş yaptıktan sonra makama, sunum yapıldıktan sonra, takdim edildikten sonra giren kişiler makama, kapılar açıkken ben gelen hediyeyi gösteriyorum, açıyorum, gösteriyorum ve makamda tutmamak üzere biz geri alıyoruz. Buradaki iki kişi "Geldim, verdim" dediği için, dediğim gibi bu prosedürü anlattım.
Hakim: Yani kamera sistemi itibarıyla falan bunun pek münkünatı yok?
Servet Kiraz: Evet, mümkünatı yok. Yok. Ben 5 yıllık süre zarfı içerisinde böyle bir şeye şahit gelmedim. O kişiyi de geldi, gördüm. Güvenlik görevlisi olarak biliyorum kendisini. Hiçbir zaman da yanında çantayla...
Hakim: Kim o gelen kişi?
Servet Kiraz: Murat Erenler. İşte basından da takip ettiğim kadarıyla.
Hakim: Kaç defa gördün o şahsı makamda?
Servet Kiraz: Makama Adem Soytekin'le birlikte, onun güvenlik görevlisi olarak çalıştığını biliyorum. Siz de takdir edersiniz ki güvenlik görevlileri de hiçbir zaman...
Hakim: Günde kaç kişi geliyor ziyarete makama?
Servet Kiraz: Bunların hepsi bu arada önden ayarlanıyor.
Hakim: Onu sormuyorum. Günde ortalama aşağı yukarı kaç kişi geliyor makama ziyarete?
Servet Kiraz: Bazı gün 8 olur, bazı gün 10 olur, 15 olur. Yani bu sayı... Çünkü dışarıda da şantiyeler olduğu için...
Hakim: Murat Erenler kaç defa geldi makama?
Servet Kiraz: Sayı olarak veremem onu da, kaç defa gördüğümü... Birkaç kez gördüm.
Hakim: Her geleni böyle tanıyor musun aklında? O şahıs aklında kalmış diğerlerine nazaran?
Servet Kiraz: Her gelen aklımda tabii ki kalmıyor da bu şahıs aklımda buradan takip ettiğimiz üzerine, buradaki durumdan ötürü bu şahıs hafızamızda yer etti.
Hakim: Evet.
Servet Kiraz: Öyle bir şeye şahit olmadım ben. Olmadım. Bu şahsın yanında çanta dahi görmedim hiçbir zaman.
Hakim: Kaç yıldır beraber çalışıyorsunuz Ali Kurt'la?
Servet Kiraz: 5 yıl.
Hakim: 5 yıldır berabersiniz. Var mı başka ekleyeceğiniz, söyleyeceğiniz?
Servet Kiraz: Yok.
ALİ KURT SORDU
Ali Kurt: Servet, KİPTAŞ'tan daha önce biz senle tanışıyor muyduk?
Servet Kiraz: Hayır başkanım.
Ali Kurt: Şimdi günde kaç kişi geliyor, herkesi tanıyor musunuz dediniz de esas şunu sormanız beklenirdi. Niye böyle bir güvenlik önlemi alındı? Çünkü KİPTAŞ geçmişte özellikle 17-25 Aralık operasyonlarında yaşadığı dinlemeler, cihaz koymalar gibi güvenlik sorunları yaşadığı için aynı sıkıntıları biz de yaşamayalım diye ben özellikle Genel Müdür olduktan sonra şirketin diğer birimlerinde olduğu gibi Genel Müdür katında da özel bir protokol düzeni koydum.
Çünkü bizim dışımızda bir iki kere buna tanık şey de yaptık yani başka konularla ilgili sıkıntılar oldu başkanım. Cihaz koyma, başka şeylere tevessül edenler olduğu için size de burada huzurda sunduk. Önümüzdeki hafta tekrar detaylı anlatılacak.
Kamera sistemini de o yüzden koyduk. Benden önce orada sesli ve kameralı görüntü sistemi var mıydı?
Servet Kiraz: Hayır.
Ali Kurt: Senin bildiğin ve orada Tuğba Hanım vardı diğer sekreter. Sizin bilginiz haricinde benim odama herhangi biri girebilir mi? Kişiyi tanıyıp tanımaman önemli değil.
Servet Kiraz: Hayır.
Ali Kurt: 5 yıl boyunca benim yanımdan ayrıldın mı?
Servet Kiraz: Hayır.
Ali Kurt: Teşekkür ederim.
ALİ KURT'UN AVUKATI ŞEREF DEDE SORDU
Şeref Dede: Evet. Servet Bey, Adem Soytekin'i tanır mısınız?
Servet Kiraz: Evet, evet.
Şeref Dede: Sık sık gelir mi?
Servet Kiraz: KİPTAŞ'la iş yaptığı için müteahhit olarak tanırım yani.
Şeref Dede: Murat Erenler hiç yalnız geldiği oldu mu?
Servet Kiraz: Murat Erenler'i hiç yalnız geldiğini hatırlamıyorum.
Şeref Dede: Herhangi biri yalnız gelecek olsaydı, biraz önce anlattığınız KİPKTAŞ'a nasıl gelirdi? Randevuyu kimden alırdı?
Servet Kiraz: Randevu sistemi olmadan kafasına buyruk olarak asla KİPKTAŞ'ta kimse gelemez.
Şeref Dede: Nasıl randevu alınıyor?
Servet Kiraz: Ekibimizde özel kalemde Tuğba Hanım da çalışmakta. Kendisi iletişim kurar, randevulaşılır, tarih ve saat verilir, ona istinaden gelir.
Şeref Dede: Bunlar kayıtları içer mi?
Servet Kiraz: Evet, hepsi kayıtlarıdır.
Şeref Dede: Peki aşağıdan başka bir usulde hiç kayıtlara geçmeden yukarı çıkabilmesi mümkün mü?
Servet Kiraz: Hayır. Bizi, bizim bilgimiz olmadan asla yukarı çıkamaz. Dediğim gibi şimdi KİPKTAŞ'ın genel müdürlüğüne giriş, şimdi onun da bir prosedürü var. Güvenlik var, sekreterya var, X-ray cihazı var. Sekreterya bize zaten gelen kişiyi yukarıya dördüncü kata bildirim yapar.
Biz randevuda bir boşluk var ise onu makama sunarız. Ona istinaden alırız. Bunların hepsi kayıt altındadır.
Şeref Dede: KİPTAŞ'ta kamera kayıtlarının daha önce ses alma özelliği var mı?
Servet Kiraz: Hayır, yoktur.
Şeref Dede: Daha sonra ses ve görüntüyü mü kaydediyor?
Servet Kiraz: Evet, Ali Kurt'un talimatıyla bunların hepsi revize edildi. Dediğim gibi herhangi bir kör nokta kalmayacak şekilde kameralar tekrardan düzenleme yapıldı.
Şeref Dede: Adem Soytekin'in veya Murat Erenler birlikte veya ayrı ayrı geldiklerinde hepsinde de kameralar çalışıyor mu?
Servet Kiraz: Çalışıyordu büyük ihtimalle. Bizde ki hiç hatadan bozuk olduğunu hatırlamam.
Şeref Dede: Yani buraya gelmiş olsak, gir vermiş olsak, kamerayla kaydedilmiş olunur mu?
Servet Kiraz: Kesinlikle. Bu katta sadece bir iki kişide çalışmıyor, birçok kişiyiz orada. Yani yaklaşık bir on kişi kadar varız. Kimsenin gözünden kaçmaz böyle bir şey. Bir de dediğim gibi bu güvenlik görevlisi olarak ben biliyorum kendisinin polislikten emekli bu kişinin, böyle kişiler çanta taşımaz.
Çanta taşısa dahi benim gözüme bu çarpardı. Çünkü çanta taşımadığı için. Çünkü böyle bir çantayla gelişini görürdüm yani ve hafızamda kalırdı.
Şeref Dede: Yani mesela biz şimdi sizden KİPKTAŞ'tan on gün önce Ali Bey odasına ya da sizin sekretere kimin gelip gelmediğini tespit etmek istesek, kamera kayıtlarını verebilir misiniz?
Servet Kiraz: Evet.
Şeref Dede: Yani demek ki o zaman da gelmiş olsaydı, istenseydi bu kamera kayıtları verilir tespit edilebilir mi?
Servet Kiraz: Kesinlikle verilir.
Şeref Dede: Teşekkür ederim.
Hakim: Başka sorular var mıdır?
12.10 | "KAMU ZARARI OLUŞMAMIŞTIR"
Bugünkü duruşmada savunmanın tanıklarının beyanları da alınacak. Bu kapsamda ilk söz alan Muhsin Açık oldu. Uzman bilirkişi sıfatıyla tanık olarak dinlenen Açık, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın sorularını da yanıtladı.
Avşar, Açık’a Bağcılar - Kirazlı metrosuna ilişkin ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasını sordu. Açık, “İdarenin manipülasyonuna ulaşmak mümkün değil çünkü yok. Kamu zararı oluşmamıştır” dedi.
Muhsin Açık: Efendim, 140 numaralı dosya...
Muhsin Açık: Evet. Evet Sayın Başkanım. Ben konuyla ilgili olarak üç tane yapılmış olan ihaleye ait olmak üzere bir uzman görüşü hazırladım. Bu uzman görüşü doğrultusunda görüşlerimi beyan etmek üzere inayetinizle buraya gelmiş bulunuyorum.
Önce kendimi tanıtayım; ben Muhsin Açık. Çok uzun yıllar Kamu İhale Kurumu'nda yöneticilik yaptım. En sonunda şu anda konuyla ilgili olarak bilirkişilik, uzmanlık yapmak ve danışmanlık yapmak üzereyim. Ankara'da bu işi yürütüyorum.
140 numaralı dosyayla ilgili olarak Ahmet Bey'in ve ilgili arkadaşların talebi üzerine bir uzman raporu hazırladım. Hazırlamış olduğum uzman raporu bilirkişi raporuna, ihale işlem dosyalarına, ilgili yargı ve Kamu İhale Kurulu kararlarına dayalı olarak tesis edilmiş durumdadır.
Bu noktada üç tane ihaleden bahsetmiştim. Söz konusu olan ihaleler; birincisi bir açık ihale usulü, ikincisi pazarlık ihale usulü, üçüncüsü de yine bir pazarlık ihale usulü ki hepsi aynı kategoride, aynı minvalde yapılmış olan ihaleler.
Bu ihalelere ilişkin olarak bilirkişi tarafından hazırlanmış olan rapor çok kapsamlı. Dört tane bilirkişi tarafından, diğeri de başka bilirkişiler tarafından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bilirkişileri tarafından hazırlanmış olan bilirkişi raporları var.
Bu bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere karşı gelmek üzere veya onları karşılamak üzere raporu tanzim ettik, düzenledik.
Bu noktada bilirkişilerin dosyalarla ilgili olarak çok düzgün tespitleri var aslında. Sayın bilirkişiler öncelikle bu üç ihalenin de yapılış şekline; açık ihale usulü, pazarlık ve pazarlık usullerine, yapılmış olan şekillerinin uygun olduğunu ifade ediyorlar raporlarında.
Yani idare tarafından her üç ihale de uygun şekilde yapılmıştır diye söylüyorlar. Müteakiben bu üç ihaleye ilişkin olarak yaklaşık maliyet tespitinin yine uygun şekilde oluşturulduğunu ifade ediyorlar. Yaklaşık maliyet tespiti ile ilgili olarak müteakiben Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın uzmanları da piyasa araştırması sonucunda yapılmış olan yaklaşık maliyet tespitinin uygun olduğunu ve yapılan işlemlerin de bu minvalde doğru seyrettiğini ifade etmiş bulunuyorlar. Bunlar çok güzel ve müspet noktalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bununla birlikte bilirkişi raporunda ayrıldığımız birkaç tane nokta var. Bu noktalardan bir tanesi; öncelikle yaklaşık maliyetin sızdırıldığı diye bir ifade var. Bu yaklaşık maliyetin sızdırıldığı olayı aslında ihale dokümanına bakıldığı zaman çok yerinde olmadığını görüyoruz.
Nedeni şu; ihale dokümanında idare tanzim ederken, düzenlemesini yaparken şartnamesine şu maddeyi koyuyor: Diyor ki, iki tane iş kalemi var. Bu iki iş kalemi diğer kamu kurumlarında yapılacak olan işler ve başka işlere münasip olarak sabit bir fiyat verilmesini istiyor.
Diyor ki, "Siz bütün istekliler bu iş kalemlerine sabit fiyat vermek zorundasınız" diye söylüyor ihale dokümanında. Bu bedel de 75 milyon lira.
Bilirkişi raporunda nasıl değerlendirildi tam çözemedim. Bu sanki üç firmanın da iki iş kalemi için aynı fiyatı verdiği şekliyle bir değerlendirmede bulunuyor. Aslında böyle bir yaklaşım yok. Üç firma da idarenin ta işin başında önerdiği rakamları, 75 milyon lira gibi bir rakamı deklare etmiş oldu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 05 Kasım 2026 10:13 · Kaynak: babaocagi.com.tr