Latin Amerika'yı anlama kılavuzu (III): Şikago Çocukları ve Şili'nin büyük neoliberal dönüşümü
- Siyasi düşünce tarihinin en “sorunlu” ürünlerinden biri olan ideolojiler, ilk bakışta sıradan insanların çok boyutlu etkileşimleri sonucu doğan, agora veya forum gibi kamusal alanlarda yeşertilen ve uzun günün sonunda yönetici elitler tarafından kitlelere sunulup onaylatılan masum düşünce setleri
Siyasi düşünce tarihinin en “sorunlu” ürünlerinden biri olan ideolojiler, ilk bakışta sıradan insanların çok boyutlu etkileşimleri sonucu doğan, agora veya forum gibi kamusal alanlarda yeşertilen ve uzun günün sonunda yönetici elitler tarafından kitlelere sunulup onaylatılan masum düşünce setleri gibi gözükse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Çünkü pazarlaması yapılan iyi yapılan her ideoloji, hangi zümrelerin yükselişe geçeceğini, hangi güç odaklarının zayıflayacağını ve hangi çevrelerin geleceğe güvenle, hangilerinin ise kaygıyla bakacağını belirleyen bir “-izme” dönüşebilme potansiyeline sahiptir.
İşte tam da bu noktada, bu haftaki yazımda çağımızın en tartışmalı felsefi topluluklardan biri olan Şikago Çocukları'nı (Chicago Boys), onların Şili ekonomisinde gerçekleştirdikleri “büyük neoliberal dönüşümü” ve bu başkalaşımın hem Güney Amerika hem de “gelişmekte olan ülkeler” üzerinde yarattığı sosyolojik tahribatı olabilecek en sade biçimde ele almaya çalışacağım. Öyleyse başlayabiliriz.
Bölüm 1: Şikago Çocukları'nın düşünce dünyası Hatırlanacağı üzere, çağın en “hastalıklı” ideolojilerinden biri olan neoliberalizm taraftarlarının bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan Şikago Çocukları (İng. Chicago Boys) projesinin temelleri, 20. yüzyılın ortalarında Şili Katolik Üniversitesi ile Chicago Üniversitesi arasında kurulan akademik iş birliği anlaşmasıyla atılmıştır.
Milton Friedman ve Arnold Harberger gibi iki “dev” iktisatçının tedrisatından geçen mezkûr “şahıslar”, hümanizmayı ve Latin Amerika'ya ait tüm kolektivist değerleri “acımasız” bir biçimde ayaklar altına alarak insan sevgisinin yerini, salt para sevgisinin aldığı “plastik” bir sistemin yılmaz savunucuları olmuştur. Ve uzun günün sonunda memleketleri Şili'ye dönerek, ülkelerinde bir çeşit “karar mercii” haline gelmeye çalışmışlardır.
Ancak devletçi ve kalkınmacı fikirlerin oldukça güçlü olduğu siyasal habitatta ABD menşeli hayalleri Şilili vatanseverler tarafından suya düşürülmüştür. Sosyalist lider Salvador Allende'nin 1970 yılında demokratik seçimlerle devlet başkanlığına gelmesi ise ülkeyi bütünüyle farklı bir iktisadi istikamete yöneltmiştir. ## Bölüm 2: Latin Amerikan tipi ekonomik tetikçilik Ne var ki, Allende dönemi de kısa süre içinde büyük bir toplumsal kutuplaşmaya, üretim sorunlarına, mal kıtlıklarına ve giderek kontrolden çıkan “korkunç” bir enflasyona sahne olmuştur.
ABD'nin Allende iktidarını zayıflatmaya yönelik “agresif” müdahaleleri de Şili'yi yaşanması oldukça zor bir yer haline getirmiştir. Şikago Çocukları da bu fırtınalı dönemde uygulanmasını istedikleri ekonomik programı ABD'li “efendileri” için büyük bir coşkuyla hazırlayarak bir tür “ekonomik tetikçiye” dönüşmüşlerdir.
Kalınlığı nedeniyle “El Ladrillo”, yani “Tuğla” adı verilen bu programda fiyat kontrollerinin kaldırılması, dış ticaretin serbestleştirilmesi, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi ve devlet harcamalarının azaltılması öngörülmüştür. Pinochet'nin kanlı darbesinden önce hazırlanan metin, 11 Eylül 1973'ten sonra yeni askerî rejime adeta ruh üflemiştir.
Rızanın üretilemediği yerde zor devreye girmiş; toplumun ikna edilmesi yerine itiraz etme imkânları ortadan kaldırılmıştır. Bölüm 3: Pinochet dönemi ve sözde şok tedavisi Yukarıda söylenenlere ek olarak, Milton Friedman'ın 1975 yılında Şili'yi ziyaret ederek enflasyonun düşürülmesi için önerdiği sert “şok tedavisi reçetesi”, bahsi geçen dönüşümün simgesel dönüm noktalarından biri olmuştur.
Friedman'ın neoliberal preskripsiyonuna tapınırcasına bağlı kalan cuntacılar, tıpkı Thatcher İngiltere'sinde olduğu gibi, devlet harcamalarını azaltmış, kamu çalışanlarının sayısını düşürmüş, fiyat kontrollerini kaldırmış, ithalat vergilerini indirmiş ve kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinin önünü açmıştır. Öte yandan, sosyal devletin geri çekilmesiyle sağlık, eğitim ve gündelik hayatı idame etme alanlarında bireylerin omuzlarına yüklenen sorumluluklar ağırlaşmıştır.
Ekonomik reçeteyi hazırlayanlar, “komprador” doğaları gereği yaşanan sıkıntıları “geçici bir uyum maliyeti” olarak görmüş; fakat işini, gelirini veya sosyal güvencesini kaybeden insanlar açısından bu prekaryalaşma hayatın bizzat kendisi olmuştur. Böylece neoliberal dönüşüm, toplumun rızası aranmadan gerçekleştirilen, yukarıdan aşağıya dayatılan açık uçlu bir “haydutluk” biçimi haline gelmiştir.
Bölüm 4: Şili mucizesi'nden eşitsizlik laboratuvarına Tüm bunların haricinde, Şikago Çocukları'nın mirası üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde “Şili Mucizesi” kavramı yer almıştır. Modelin savunucularına göre serbest piyasa reformları enflasyonu kontrol altına almış, ihracatı çeşitlendirmiş, özel yatırımları teşvik etmiş ve Şili'yi Latin Amerika'nın en istikrarlı ekonomilerinden birine dönüştürmüştür.
Özellikle demokrasiye geçişin ardından sağlanan büyüme ve yoksulluktaki sözde azalma, reformların başarısının kanıtı olarak gösterilmiştir. Ancak ilk reform yıllarında derin bir durgunluk, yüksek işsizlik ve ağır toplumsal maliyetler yaşanmış; 1982'de patlak veren finansal kriz ise piyasanın kendi kendisini kusursuz biçimde düzenleyebileceği inancını sarsmıştır.
Böylece kârların özelleştirildiği, zararların ise toplumsallaştırıldığı çarpıcı bir tablo ortaya çıkmıştır. Sonuç Sonuç olarak Şikago Çocukları'nın hikâyesi, bir ülkeyi bir krizden çıkarıp daha büyük bir krizin içine sürükleyen toplumsal türbülanslarla örülü basit bir anlatı değildir.
Hikâye, her şeyden önce, neoliberal dönüşümün ağır bedellerini ödeyen Şili halkının, ABD'nin can yoldaşı Pinochet sempatizanı “faşistlerin” ve ayakların baş, başların ise ayak olduğu “garabet” bir şirketokratikleşmenin (bkz. Corporatocracy) hikâyesidir.
Bu hikâyenin 2020'li yıllarda herkesi mutlu edecek bir sonla nihayete ermesinin anahtarı ise para sevgisinin yerini insan sevgisinin aldığı, “-izm”lerin kapsama alanı dışında, aydınlanmacı bir dünya görüşünün benimsenmesinde saklıdır. Herkese algı kapılarımızın her daim açık olduğu, mutlak barışın ve toplumsal huzurun hayatın her alanına sirayet ettiği güzel bir hafta dilerim. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır.
Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Latin Amerika Şili Chicago Boys Dr. Batuhan Yıldız Dr. Batuhan Yıldız Independent Türkçe için yazdı Dr.
Batuhan Yıldız Salı, Ekim 27, 2026 - 12:00 Main image: 1957 dolaylarında Şikago Çocukları.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 09:12 · Kaynak: indyturk.com