Okullar açıldı ailelerin kaygısı büyüdü
Saadet Partisi Karaman Kadın Kolları Başkanı Kadriye Tunç, yeni eğitim-öğretim yılına dair yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Kadriye Tunç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Bir Çocuğun Eğitim Hakkı, Bir Ailenin Geçim Mücadelesine DönüşmemeliYeni bir eğitim-öğretim yılının daha başındayız.
“Çocuğumun okul ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağım?”
Bugün bir öğrencinin yalnızca kırtasiye masrafının yaklaşık 7 bin TL’ye ulaşması, eğitimin aile bütçesi üzerindeki yükünü bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Kalem, defter, çanta, boya, silgi, yardımcı materyaller…
Bunlar lüks değil; bir çocuğun eğitim hayatına başlayabilmesi için gereken temel ihtiyaçlardır.
Peki soruyoruz:
Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir anne ve baba, bir çocuğunun yalnızca kırtasiye ihtiyaçları için binlerce lirayı nasıl karşılayacaktır?
Birden fazla çocuğu olan aileler ne yapacaktır?
Çocuğunun okul masrafını karşılamak için mutfak masrafından, faturasından ve giyiminden kısmak zorunda kalan anne ve babanın yükünü kim paylaşacaktır?
“AİLE YILI” DENİLDİ; PEKİ AİLENİN YÜKÜ NEDEN HAFİFLEMİYOR?İktidar tarafından aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik politikalar uzun süredir gündemin merkezinde tutuluyor. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilmiş, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik çalışmalar açıklanmıştı.
Bugün ise yeni bir eğitim yılı başlarken ailelerimizin karşısında çok daha temel bir gerçek duruyor:
Çocuğunu okutmak isteyen aile, geçinmekte zorlanıyor.
Aileyi güçlendirmek yalnızca kampanyalarla, sloganlarla veya belli dönemlerde verilen desteklerle mümkün değildir.
Aileyi güçlendirmek;
evladının eğitim masrafını düşünmeden karşılayabilen,
çocuğunun beslenme çantasını doldurabilen,
kira ve fatura arasında sıkışmayan,
çocuğunun güvenli bir okulda eğitim gördüğünden emin olan anne ve babalarla mümkündür.
Bu nedenle soruyoruz:
Aile Yılı’nda bir öğrencinin kırtasiye masrafı neden bir ailenin bütçesini sarsacak seviyeye gelmiştir?
Eğitim gerçekten ücretsiz midir, yoksa veliler görünmeyen eğitim faturalarıyla baş başa mı bırakılmaktadır?
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ SADECE KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALISaadet Partisi olarak inanıyoruz ki eğitim, ekonomik gücü olanın satın alabildiği bir ayrıcalık değil; her çocuğun doğuştan sahip olduğu temel bir haktır.
Bir çocuğun babasının gelir düzeyi, annesinin çalışma durumu veya ailesinin yaşadığı şehir, onun eğitim imkânlarını belirlememelidir.
Ancak bugün ekonomik şartlar, çocuklarımızın eğitim hayatındaki eşitsizlikleri de büyütmektedir.
Bir tarafta çocuğunun ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilen aileler…
Diğer tarafta, “Bu ay çocuğun okul masrafını nasıl karşılayacağım?” diye düşünen milyonlarca vatandaş…
Bu tablo, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.
Devletin görevi yalnızca okul binası yapmak değildir.
Devletin görevi, çocuğun o okulda nitelikli, güvenli ve eşit şartlarda eğitim almasını sağlamaktır.
OKULLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?Bugün velilerin kaygısı yalnızca kırtasiye masrafından ibaret değildir.
“Okulumuz güvenli mi?”
“Servisler denetleniyor mu?”
“Okul çevreleri çocuklarımız için güvenli mi?”
“Deprem ve yangın gibi afetlere karşı gerekli tedbirler alınmış mı?”
“Okullarımızın fiziki şartları yeterli mi?”
“Çocuklarımız sağlıklı ve güvenli bir ortamda eğitim alabiliyor mu?”
sorularının cevaplarını da bilmek istemektedir.
Çünkü bir anne ve babanın, çocuğunu okul kapısından içeri bıraktığında hissetmesi gereken duygu endişe değil, güvendir.
Okullarımızdaki güvenlik ihmallerine ilişkin kaygı ve endişelerimiz devam ederken, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan menfur saldırı bir kez daha hepimizi derinden sarstı.
Evlatlarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliğinden duyduğumuz endişenin tarifsiz olduğu bu günlerde, saldırıdan etkilenen evlatlarımıza, ailelerine, öğretmenlerimize ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ, AİLELERİMİZİN BORÇ YÜKÜ OLMAMALISaadet Partisi olarak iktidara çağrımız açıktır:
Eğitim politikalarını yalnızca öğrenci sayıları ve okul binaları üzerinden değil, ailenin gerçek hayatı üzerinden değerlendirin.
Bir öğrencinin yıllık eğitim maliyetini bütün kalemleriyle ortaya koyun.
Kırtasiye, kıyafet, servis, beslenme, yardımcı kaynak ve diğer zorunlu giderleri dikkate alın.
Dar gelirli ailelerin üzerindeki eğitim yükünü azaltacak kalıcı ve kapsayıcı politikaları hayata geçirin.
Çocuklarımızın eğitim hakkını anne ve babalarının ödeme gücüne bağlamayın.
Ve en önemlisi:
Aileyi gerçekten güçlendirmek istiyorsanız, önce ailenin geçim sıkıntısını hafifletin.
Çünkü açlık sınırında yaşayan bir aileye yalnızca “Daha fazla çocuk sahibi olun.” demek yetmez.
O ailenin çocuğunun iyi beslenmesini, iyi eğitim almasını, güvenli bir okulda okumasını ve geleceğe umutla bakmasını da sağlamak gerekir.
SAADET PARTİSİ OLARAK SÖZÜMÜZBizim anlayışımızda siyaset, rakamlarla övünmek değil; insanın derdini çözmektir.
Bizim için kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarından ibaret değildir.
Asıl kalkınma;
çocuğun yüzündeki tebessüm,
annenin evladının geleceğinden duyduğu güven,
babanın ay sonunu nasıl getireceğini düşünmemesi,
öğretmenin huzur içinde ders anlatabilmesi
ve her çocuğun eşit imkânlarla eğitim alabilmesidir.
Yeni eğitim-öğretim yılının bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyoruz.
Ancak buradan iktidara bir kez daha soruyoruz:
Eğitim gerçekten ücretsizse, velilerin cebinden çıkan bu ağır faturanın adı nedir?
“Aile Yılı” denilen bir dönemde, ailelerin eğitim yükünü azaltmak için daha ne beklenmektedir?
Biz Saadet Partisi olarak çocuklarımızın geleceğini ailelerin ekonomik gücüne terk etmeyeceğiz.
Çünkü inanıyoruz ki:
Her çocuk değerlidir.
Her aile güçlü olmayı hak eder.
Eğitim herkesin hakkıdır.
Ve adalet, okul kapısında başlamalıdır.

Kategori: Eğitim
Yayın: 23 Eylül 2026 06:29 · Kaynak: karamandauyanis.com, gazeteanadolu.com, karamandan.com