Habermetrik
← Ana Sayfa
İzmir 29 Ekim 2026 05:08
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Gözünü açmakla kapatmak arasında

Gözünü açmakla kapatmak arasında
Görsel kaynağı: gazeteyenigun.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bazen düşünüyorum da hayat dediğimiz şey, gözümüzü açmakla kapatmak arasında geçen kısacık bir zaman dilimi mi gerçekten?

Bazen düşünüyorum da hayat dediğimiz şey, gözümüzü açmakla kapatmak arasında geçen kısacık bir zaman dilimi mi gerçekten? Sabah uyandığımızda başlayan, akşam yorgun argın yatağa uzandığımızda biten, ertesi gün yeniden aynı telaşla devam eden bir koşuşturma… Peki, bütün bu zamanın içinde gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa yalnızca günleri mi tüketiyoruz?

Geçenlerde bir sabah, kaldırımın kenarında oturan yaşlı bir adam gördüm. Elinde küçük bir ekmek parçası vardı. Önündeki sokak kedileriyle paylaşıyordu. Bir lokma kendine, bir parça onlara… İnsanların aceleyle yanından geçip gittiği o sokakta, zaman sanki yalnızca o adamın çevresinde yavaşlamıştı.

Kim bilir, kaç kişi görmeden geçmişti o manzarayı? Belki işe yetişiyorlardı, belki bir randevuya, belki de hayatlarını değiştireceğini düşündükleri bir başka koşuşturmaya…

Oysa hayat, bazen bir kedinin başını okşamak kadar basit bir yerde saklıydı.

Şehirlerin bitmeyen gürültüsünde, korna seslerinin, kalabalıkların ve yetişilmesi gereken işlerin arasında kendimize bile yabancılaşıyoruz. Sabah gözümüzü açar açmaz telefonlara uzanıyor, yapılacakları düşünüyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.

Bir gün daha bitiyor. Sonra bir gün daha… Beklentilerimiz büyüyor, zamanımız daralıyor. Hep bir şeylerin olmasını bekliyoruz: Daha iyi bir iş, daha güzel bir ev, daha çok para, biraz daha huzur…

Peki, bütün bunları beklerken elimizdekilerin farkına varabiliyor muyuz?

Belki de hayatın en büyük yanılgısı, mutluluğu hep geleceğe bırakmak. Şu iş bitsin, şu borç kapansın, şu hedefe ulaşayım, sonra yaşarım diyoruz. Oysa hayat, bizim hazır olmamızı beklemiyor. Biz planlar yaparken mevsimler değişiyor, ağaçlar çiçek açıp yapraklarını döküyor, çocuklar büyüyor, sevdiklerimiz yaşlanıyor.

Bir zamanlar uzun uzun konuştuğumuz insanlar uzaklaşıyor. Bazı telefonlar bir daha çalmıyor, bazı kapılar bir daha açılmıyor.

Ve bir gün, geriye dönüp baktığımızda yapamadıklarımızın, söyleyemediklerimizin ve ertelediklerimizin hesabını kendimize veriyoruz.

Keşke daha çok gülseydim. Keşke sevdiğime sevgimi söyleseydim. Keşke bir günümü hiçbir şey yapmadan, yalnızca gökyüzünü izleyerek geçirseydim. Keşke önümden geçen o köpeğin başını okşasaydım. Keşke bir ağacın gölgesinde oturup rüzgârın sesini dinleseydim.

Belki de en büyük pişmanlıklarımız, yaptığımız yanlışlardan çok, yapmaya fırsatımız olduğu hâlde hiç denemediklerimizdir.

Bir hayvanın sevgisini hiç tatmadan geçen bir ömür düşünün. Bir kedinin kendiliğinden gelip dizinize kıvrılmasının verdiği huzuru, bir köpeğin sizi yıllardır bekliyormuş gibi karşılamasını hiç yaşamadan… Hayatın renklerinden bazılarını hiç görmemiş olmak gibi değil mi bu?

Çünkü sevgi, yalnızca insanlarla kurduğumuz ilişkilerde saklı değil. Bazen bir canlının sessizliğinde, karşılık beklemeden yanımıza gelişinde, gözlerindeki güven duygusunda buluyoruz kendimizi.

Üstelik hayvan sevgisi insana yalnızca mutluluk vermiyor; sabretmeyi, incitmemeyi, sorumluluk almayı da öğretiyor. Kendinden daha güçsüz bir canlıya şefkat gösterebilmek, dünyanın yalnızca bizim etrafımızda dönmediğini anlamanın yollarından biri.

Ama ne yazık ki bazı insanlar, hayatın bu renklerini hiç fark etmeden geçip gidiyor. Kimileri yalnızca kazandıkları parayla, kimileri sahip oldukları eşyalarla, kimileri de başkalarından daha önde olmakla ölçüyor yaşamı.

Oysa bir gün hepimizin sahnesi kapanacak. Ne unvanlarımız ne biriktirdiklerimiz ne de yetişmek uğruna kaçırdığımız anlar bizimle gelecek.

Belki birinin yüzünde bıraktığımız tebessüm, belki zor zamanında tuttuğumuz bir el, belki de aç kalmasın diye kapının önüne bıraktığımız bir kap su… Küçük gibi görünen ama bir canın hayatında büyük bir anlam taşıyan şeyler.

Hayatın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Önümüzde kaç sabah, kaç gün batımı, kaç kez sevdiklerimize sarılma fırsatı var, hiçbirimizin elinde bir takvim yok. Bildiğimiz tek şey, zamanın bizden izin istemeden akıp gittiği.

Öyleyse neden her şeyi yarına bırakıyoruz? Neden bir ağacın güzelliğini görmek için durmuyor, bir çocuğun sorusunu dinlemeye vakit ayırmıyor, sokakta yanımızdan geçen bir canlıya sevgiyle bakmıyoruz? Neden kendimizi sürekli bir sonraki durağa yetişmeye zorlarken yolun kendisini kaçırıyoruz?

Belki bugün, her şeyi değiştirecek büyük kararlar almamız gerekmiyor. Yalnızca biraz yavaşlamak, başımızı kaldırmak, gökyüzüne bakmak, bir çiçeği fark etmek, bir canlıya şefkat göstermek yeterli olabilir. Belki de yaşam dediğimiz şey, büyük anların toplamı değil, farkına vardığımız küçük güzelliklerin birikimidir.

Sonunda perde kapanacak. Işıklar sönecek, kalabalık dağılacak ve herkes kendi yolculuğunun sonuna ulaşacak.

O gün geldiğinde, kaç yere yetiştiğimizden çok, yol boyunca neleri gördüğümüzü hatırlamak isterim.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazeteyenigun.com.tr
Haber metni ve görseller gazeteyenigun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Teknoloji · Bölge: İzmir
Yayın: 29 Ekim 2026 05:08 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr
Kaynağı Oku ↗