Habermetrik
← Ana Sayfa
01 Kasım 2026 11:09 · Güncelleme 11:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Cumhurbaşkanlığı yarışında gözler ikinci turda: Bulgaristan’da Moskova-Brüksel hesaplaşması

Cumhurbaşkanlığı yarışında gözler ikinci turda: Bulgaristan’da Moskova-Brüksel hesaplaşması
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı
  • Seçimlerde mevcut Cumhurbaşkanı İliyana Yotova ve Eski başbakan Andrey Gyurov yarışıyor
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hiçbir aday yüzde 50’yi aşamayınca yarış ikinci tura kaldı. 25 Ekim’de yapılan seçimlerin sonuçlarına göre mevcut Cumhurbaşkanı İliyana Yotova ile yardımcısı adayı Kiril Valchev yüzde 34,76 oy aldı.

Eski geçici başbakan Andrey Gyurov ve yardımcısı adayı Georgi Kandev ise yüzde 31,95’te kaldı. Üçüncü sıradaki Kostadin Kostadinov’un oy oranı yüzde 12,54 oldu. Seçime katılım yaklaşık yüzde 22’de kaldı. Yotova ile Gyurov, 1 Kasım’da yapılacak ikinci turda yarışacak.

Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Kader Özlem, Aydınlık Avrupa’nın sorularını yanıtladı. Düşük katılımın Bulgaristan’da uzun süredir devam eden siyasi güven krizinin göstergesi olduğunu belirten Özlem, ikinci turda adayların dış politika yönelimlerinin ve seçmenlerin sandığa ilgisinin belirleyici olacağını söyledi.

SEÇİM BİR NEVİ RADEV İKTİDARINA GÜVEN OYLAMASIİkinci turda İliyana Yotova ile Andrey Gyurov yarışacak. Bulgaristan siyasetini uzun zamandır Brüksel ve Moskova ekseninde tartışıyoruz. Adaylar bu eksende nerede duruyor? Mevcut Cumhurbaşkanı Yotova, nisan ayında cumhurbaşkanlığından ayrılarak başbakanlık koltuğuna geçen ve tek başına hükümet kuran Rumen Radev’in yardımcısıydı.

Radev başbakanlık makamına geçince Yotova da cumhurbaşkanı oldu. Seçimi birinci sırada tamamladı ancak beklentilerin altında oy aldı. Aslında bu, Yotova’nın fiilen cumhurbaşkanı olarak katıldığı ilk seçim. Daha önce cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev yapıyordu.

Bu anlamda seçim, bir nevi Radev iktidarına güven oylaması olarak da değerlendirilebilir. Yotova’dan ziyade İlerici Bulgaristan Partisi’nin ön planda olduğunu görüyoruz. Nitekim İlerici Bulgaristan’ı başka partiler de destekledi.

Üç küçük sosyalist partinin birleşiminden oluşan İlerici Bulgaristan, tek parti hâline geldi. Eski Bulgar Sosyalist Partisi de destek veriyordu. Milliyetçi gruplardan destekleyenler vardı; muhafazakâr çevrelerin de desteğini almıştı.

YOTOVA RUSYA İLE DİYALOGTAN YANABöylece merkez solda konumlanan ve ortalama bir Bulgar’ın rahatlıkla oy verebileceği bir parti görüntüsü oluşturdu. Yotova yönelik eleştiriler daha çok Rusya’ya yakın bir çizgide dış politika izleyeceği yönündeki endişelerden kaynaklanıyor.

Bu tartışmalar önümüzdeki günlerde artabilir. Bir parantez açayım: Hatırlarsınız, Radev seçimleri kazanırken Macaristan’da Viktor Orbán iktidarı sona ermişti. Sırbistan’da da iktidarın geleceğine ilişkin gelişmeler yaşandı.

Balkanlar’da ve kısmen Orta Avrupa’da Rusya’nın çizgisinde hareket ettiği düşünülen aktörler arasında Radev ve İlerici Bulgaristan’ın öne çıktığını söyleyebiliriz. Yotova da esasen bu çizginin temsilcisi. İliyana YotovaBulgaristan, özellikle Rusya’ya yaptırımlar konusunda mesafeli duruyordu.

Ukrayna Savaşı’yla ilgili olarak Batı başkentlerinde alınan tedbirlere son derece mesafeli yaklaşıyor. Hükümetin tutumunda da bu çizgi kendisini gösterdi. Ancak bu, çok yüksek perdeden ve açık bir retorikle dile getirilmiyor.

Daha çok ülke içi meselelere odaklanılarak dış politikada Moskova’ya yakın durma eğilimi görülüyor. Çünkü Bulgaristan, Brüksel’in tepkisini tamamen üzerine çekmek istemiyor; iktisadi anlamda Avrupa Birliği’ne ihtiyaç duyuyor.

GYUROV, BRÜKSEL’E YAKIN BİR AKTÖRBatı yanlısı partilerden Değişime Devam ve Demokratik Bulgaristan’ın desteklediği, yüzde 31-32 bandında oy alan ikinci sıradaki aday Gyurov da bu seçimde sürpriz yaptı. Ancak bu, Gyurov’un Bulgaristan siyasetinde çok etkin bir aktör hâline gelmesinden ya da ülkeyi değiştirebilecek bir güce ulaşmasından kaynaklanmıyor.

Daha çok Radev’in liderliğindeki İlerici Bulgaristan’a yönelik eleştirilerin bir sonucu olarak görülebilir. Gyurov, Avro-Atlantik eksenine ve Brüksel’e yakın bir aktör olarak dikkat çekiyor. Dolayısıyla ikinci tura kalan Yotova ve Gyurov’un yarışı, Moskova-Brüksel eksenindeki rekabetin bir yansıması olarak da değerlendirilebilir.‘YOTOVA BİR ADIM ÖNDE’Cumhurbaşkanı kim olur bir öngörünüz var mı?

Yanıt vermek zor. Ancak gözlemlediğim birkaç husus var. Birincisi, seçimde yüzde 50 artı 1’i alan aday kazanacak. Ancak sonucu etkileyecek temel faktör, Bulgaristan toplumunun seçime katılım oranı. Bence bu seçimin en önemli yansıması, Bulgaristan toplumunun neden sandık başına gitmediği sorusu.

Seçime katılım artarsa oran yüzde 50’yi bulabilir. Sonucun bu katılım oranına bağlı olarak şekilleneceğini düşünüyorum. Şu anda Yotova avantajlı görünüyor. Özellikle aday çıkarmış diğer aktörlerin tabanları da Yotova’ya sıcak bakıyor.

Bulgar milliyetçilerinin desteği de söz konusu. Bu nedenle Yotova’nın bir adım önde olduğu söylenebilir. FARKLI SİYASİ KANATLAR KARAR ALMAYI TIKAYABİLİRBaşbakan Radev yakın bir isim olan Yotova’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi istikrarın sürmesini sağlamaz mı?

Andrey GyurovBulgaristan’da 1997’de bir uzlaşma sağlanmıştı; ancak o dönemden 2026’ya kadar cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamlarında genellikle farklı siyasi kanatlar etkili oldu. Genel olarak yasama ve yürütmede Batı yanlısı iktidarlar ağırlıktayken cumhurbaşkanlığı makamı, 2000’li yıllarla birlikte daha çok sosyalist çizgide ve Moskova’yla anılan aktörlerle şekillendi.

Bu durum Bulgaristan’ın karar alma mekanizmalarını ciddi biçimde tıkayan bir unsurdu. Yasama ve yürütme arasında bir uzlaşma, bir eş güdüm sağlanamıyordu. Bu da karar alma süreçlerini kilitleyen parametrelerden biri olmuştu.

Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı makamı, klasik parlamenter sistemlerdeki gibi sembolik bir öneme sahip olsa da cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. İstikrarsız koalisyon hükümetleri nedeniyle ülkenin birlik ve bütünlüğünü temsil etme rolü öne çıkıyor.

Rumen Radev döneminde cumhurbaşkanlığı makamı fiiliyatta daha etkili hâle geldi. Günün sonunda, meclisten bir yasa çıkar ve cumhurbaşkanı bunu veto ederse farklı siyasi akımlar arasındaki ayrışmalar karar alma süreçlerini tıkayabilir.

MOSKOVA İLE BRÜKSEL ARASINDAKİ REKABETYotova seçilirse bir uyumun ortaya çıkacağını söylemek mümkün. Şu ana kadar Radev’in yardımcısı olarak görev yaptığı için onun gölgesinde kalmıştı. Bu kez daha bağımsız bir aktör olarak ön plana çıkabilir.

Öte yandan diğer adayın da ciddi bir tabanı var. Özellikle avroya geçiş sürecinin ardından yapılan eleştiriler, Radev’in Moskova’yla iyi ilişkiler kurulmasını savunması ve uygulamada bazı adımlar atması, Bulgaristan toplumunun önemli bir kesiminde “Acaba Batı’dan kopuyor muyuz?” tartışmasını ve endişesini beraberinde getirdi.

Bu konu yalnızca Bulgaristan toplumu arasında değil, Brüksel çevrelerinde de tartışılan bir mesele hâline geldi. Dolayısıyla iki ana eksenin rekabeti söz konusu. Kader ÖzlemAncak seçim sonuçları itibarıyla Brüksel dersine iyi çalışmış‘BRÜKSEL DERSİNE İYİ ÇALIŞMIŞ’Neden “Brüksel dersine iyi çalışmış” tanımını kullandınız?

Son genel seçimde Rusya’ya yakın olduğu düşünülen parti ile kendilerini takip eden ikinci parti arasında fark neredeyse iki kattı. Şimdiki seçimde bu farkın kapandığını görüyoruz. Bu, Bulgaristan toplumunun yanı sıra Rusya’yı da ilgilendiren bir mesele.

Hiç şüphesiz Ukrayna Savaşı’yla birlikte Rusya ile Avrupa Birliği arasında artan rekabetle bağlantılı. Bu rekabetin en canlı örneklerinden biri Balkanlar’da görülüyor. Mesele yalnızca Bosna-Hersek, Sırbistan ve Kosova konusu değil.

Rusya, doğudaki ilişkilerini ve kullanabildiği Sovyet bağlarını, eski komünist kadroların bugünkü temsilcilerini de birer imkân olarak görüyor. Bu ülkelerde Rusya belki doğrudan oyun kurucu olamıyordu ama güçlü bir oyun bozucu rolü üstleniyordu.

BRÜKSEL YENİ BİR ORBAN KRİZİ İSTEMİYORİlk defa 1997’den beri Rusya’ya yakın bir siyasi aktörün iktidara geldiği bir durum söz konusu. Bu da Brüksel’de şüpheyle karşılanıyor. Bulgaristan, Avrupa Birliği üyesi. Avrupa Birliği, kendisini istikrarsızlaştırabilecek, Rusya’ya alan açabilecek ve yeni sorunlar doğurabilecek bir durumun ortaya çıkmasını istemiyor.

Yeni bir Orbán krizinin yaşanmasını da istemiyor. Şu anda bu yönde gerçekleşmiş bir durum yok; ancak potansiyel bir tehdit var. Bu konu yalnızca Bulgaristan’daki aktörleri ilgilendirmiyor. Uluslararası sistemin iki önemli aktörü olan Avrupa Birliği ve Rusya da bu meseleyle yakından ilgileniyor.

Bulgaristan, uluslararası sistemde küçük bir aktör olsa da Balkanlar bağlamında orta ve büyük ölçekte bir aktör. Aynı zamanda Avrupa Birliği ve NATO üyesi. Bu tür birlikler içinde Moskova’yı tamamen dışlamayan, kendisine yakın söylemleri benimseyen Bulgaristan gibi aktörlere Rusya’nın ihtiyacı var.

HER BEŞ KİŞİDEN BİRİ SANDIĞA GİTTİBulgaristan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sonuçları bekliyor muydunuz? Açıkçası beklentim doğrultusunda oldu. Ancak kamuoyu anketleri, sonuçların biraz daha farklı olabileceğine işaret ediyordu.

Seçimde beni şaşırtan ana unsurlardan biri, katılım oranının çok düşük olmasıydı. Çünkü Bulgaristan’da uzun zamandır bir seçim maratonu var. Özellikle son beş-altı yıllık dönem, literatürde “Bulgaristan politik krizi” olarak da yerini buldu.

Bu kriz, nisan ayında yapılan genel seçimlerle sona ermişti. Çünkü tek başına bir hükümet kurulmuştu. Bu kez Bulgaristan halkı, ekim ayında cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gitti. Nisan ayında seçime katılım yüzde 50’ye yakınken bu seçimde yaklaşık 30 puan düşerek yüzde 22’e geriledi.

Bunun anlamı şu: Her 100 kişiden 20’si, yani her beş kişiden biri sandığa gitti. Aslında seçimlere dair en çok konuşulması gereken konu, insanların neden sandığa gitmediği. Bulgaristan toplumunun yaklaşık yüzde 80’inin bir tercihi olmadı.

Bugün yüzde 20’lik kesimin seçimini konuşacağız. SİYASETE VE KURUMLARA DUYULAN GÜVENSİZLİKMevcut Cumhurbaşkanı Yotova seçimi yaklaşık üç puan önde tamamladı. Kamuoyu anketleri, seçimden önce onun birinci sırada bitirmesini bekliyordu.

Ancak katılımın çok düşük olması, seçimlerin meşruiyetine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Bu, Bulgaristan’da tipik bir problem. Yıllardır sürüyor. Demokrasiye geçişten itibaren seçime katılımda kademeli bir düşüş söz konusu.

Bu düşüş özellikle 2017 sonrasında giderek belirginleşti. Balkanlar’da seçime katılım oranlarının en fazla yüzde 50-60 bandında kaldığını görüyoruz. Bunlar Türkiye’yle kıyaslanamayacak kadar düşük oranlar. Türkiye’de katılım yüzde 80’ler, hatta yüzde 90’a yakın seviyelerde olabiliyor.

Balkanlar’da ise katılım genellikle yüzde 50’nin altında kalma eğiliminde. Bulgaristan bu anlamda tipik bir Balkan demokrasisi hâline geldi. Hatta bu konuda öncü ülkelerden biri de denebilir. Bunun, insanların siyasi kurumlara ve siyasete duyduğu güvensizliği yansıtan çok önemli bir gösterge olduğunu düşünüyorum.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 01 Kasım 2026 11:09 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗