Fon Krizinde Denetim Zinciri Nerede Koptu? Soruşturmalar ve Yanıtlar
- Türkiye'deki fon krizinin ardından TBMM'de denetim süreçlerini savunan üst düzey yöneticiler şüpheli konumuna düştü
- Kurumlar arası koordinasyon eksikliği ve denetim mekanizmalarındaki boşluklar, milyarlarca liralık kayıpların yaşandığı krizin arka planındaki soru işaretlerini artırıyor
Türkiye'de piyasaları sarsan fon krizi, denetim zincirindeki kopuklukları ve sorumluluk karmaşasını gün yüzüne çıkardı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kurumlarının görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini savunan Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun ve Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı, bu ifadelerinden kısa bir süre sonra soruşturma kapsamına alındı.
31 Ekim'de gözaltına alınan Ergun'a suç örgütü üyeliği ve rüşvet iddiaları yöneltilirken, 1 Kasım'da ifade veren Arıncı hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol kararı uygulandı. Olayların merkezindeki SPK yönetiminde de değişikliğe gidilerek Başkan Mahmut Sütcü görevden ayrıldı.
Krizin derinleşmesinde, Borsa İstanbul, SPK ve Takasbank arasındaki yetki paylaşımının yarattığı denetim boşluğu etkili oldu. Borsa İstanbul olağan dışı işlemleri SPK'ya bildirmekle yükümlüyken, Takasbank teminat ve takas süreçlerini yönetiyor; SPK ise denetim ve yaptırım yetkisini elinde bulunduruyor.
Ancak komisyon görüşmelerinde, 297 milyar liradan 822 milyar liraya çıkan tasfiye kapsamındaki fon büyüklüğüne rağmen önleyici adımların neden geciktiği sorusu yanıtsız kaldı. SPK İkinci Başkanı Ahmet Aksu, 2025 yılında tespit edilen olağan dışı işlemler sonrası cezalar kesildiğini belirtse de, bildirimlerin zamanlaması ve somut müdahale süreçleri belirsizliğini korudu.
Özellikle Tera Menkul Değerler üzerinden yürütülen işlemler, denetim zafiyetinin en somut örneklerinden biri oldu. Takasbank Genel Müdürü Arıncı, Tera'nın yaklaşık 21 milyar liralık teminatı ve 9 milyar liralık kümülatif risk tutarı bulunduğunu açıklasa da, bu rakamların hangi dönemi kapsadığı ve işlemlerin arkasındaki asıl müşterilerin kimlikleri netleşmedi.
Borsa İstanbul Genel Müdürü Ergun, aracı kurumların emirlerini eşleştirdiklerini ancak müşteri kimliklerini görmediklerini savunarak, toplam borçlanma tutarı hakkındaki soruları yanıtsız bıraktı. Krizin teknik boyutunda, Tera Portföy Birinci Serbest Fon'un (TLY) SPK onayı olmaksızın TEFAS'ta işleme açılması büyük bir skandal olarak öne çıktı.
Takasbank yönetimi, Kamu Aydınlatma Platformu'ndaki (KAP) izahname değişikliğini esas alarak işlemi başlattıklarını itiraf etti. SPK'nın bu onaysız işleme yönelik idari para cezasını yaklaşık 11 ay sonra, Haziran 2026'da kesmesi ise muhalefet milletvekilleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi.
Temmuz 2025'te fondan gerçekleşen 13,44 milyar liralık net çıkışın hangi günlerde ve kimler tarafından yapıldığına dair veriler, aylık raporlarda şeffaf bir şekilde yer almadı. Yaşanan bu süreçte kurumların verdiği çelişkili tarihler de dikkat çekti.
Arıncı, fonun yeniden açılışı için 6 Ağustos 2025 tarihini işaret ederken, Takasbank'ın resmi açıklamalarında bu tarih 12 Ağustos olarak belirtildi. SPK'nın onay sürecindeki bu karmaşa ve denetimdeki gecikmeler, muhalefet tarafından sadece başkan değişikliğiyle geçiştirilemeyecek bir yapısal sorun olarak nitelendirildi.
Devlet Denetleme Kurulu'nun incelemeleri beklenirken, piyasalardaki güven kaybının nasıl telafi edileceği ve yasal sürecin nereye evrileceği belirsizliğini koruyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Ekonomi
Yayın: 02 Kasım 2026 15:25 · Kaynak: DW Türkçe