Hafızasızlar kulübü, tarihe karşı hükmen mağlup!
- Ebru Balıkçı, Azerbaycan'daki başörtüsü tartışması üzerinden Erdoğan'a yöneltilen eleştirileri Türkiye'nin siyasi hafızası ve 28 Şubat süreci üzerinden değerlendirdi
<p>Diplomasi masalarının nezaket kurallarıyla iç siyasetin yüksek perdeden gürültüsü aynı anda devreye girdiğinde ortaya bazen tuhaf bir manzara çıkıyor.</p><p>Bakü hattındaki okul kıyafeti düzenlemeleri üzerinden koparılan tartışmayı izlerken de insanın aklına şu soru geliyor:</p><p><strong>Türkiye'nin siyasi hafızası gerçekten bu kadar kısa mı?</strong></p><p>Tartışmanın ucu dönüp dolaşıp yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlanıyor.</p><p>''Daha sert konuşmalıydı…''</p><p>''İki devlet, tek millet anlayışı gereği Bakü'ye müdahale etmeliydi…''</p><p>''Başörtüsü konusunda daha güçlü bir tavır ortaya koymalıydı…''</p><p>İyi de bugün <strong>Erdoğan'a başörtüsü ve inanç özgürlüğü konusunda ders vermeye çalışanların, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine dönüp bakmaları gerekmiyor mu?</strong></p><p>*</p><p>Önce tarihin hakkını verelim.</p><p>Türkiye'de başörtüsü yasağının kamusal alandan, üniversitelerden ve devlet kurumlarından kaldırılması kendiliğinden gerçekleşmedi.</p><p>Bu ülke 27 Nisan muhtıralarını, kapatma davalarını, katsayı tartışmalarını, üniversite kapılarında yaşanan mağduriyetleri ve vesayet düzeninin siyasi irade üzerindeki baskısını yaşadı.</p><p><strong>Başörtülü kadınların kamusal hayata katılımının önündeki engeller, uzun yıllar boyunca Türkiye siyasetinin en ağır meselelerinden biri oldu.</strong></p><p>Ve bu düzenin değiştirilmesi, ciddi bir siyasi irade gerektirdi.</p><p>28 Şubat sonrası mücadelede <strong>üniversite kapılarında direnen binlerce öğrenci, sivil toplum kuruluşları ve AK Parti kadroları</strong> vardı. </p><p>Bugün o mücadelenin siyasi aktörlerinden biri olan Erdoğan'a, başka bir ülkenin iç uygulaması üzerinden''inanç özgürlüğü'' dersi vermeye kalkmak işte tam burada ciddi bir tarih ironisi yaratıyor.</p><p>*</p><p>Azerbaycan'da yaşanan gelişmeler elbette önemlidir.</p><p>Başörtüsü, eğitim hakkı, kadınların kamusal hayata katılımı gibi meseleler elbette konuşulabilir, tartışılabilir.</p><p>Fakat burada iki ayrı şeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor: <strong>Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmemek ayrı, oradaki inanç özgürlüğü tartışmasını görmezden gelmek ayrıdır.</strong></p><p>Devlet yönetmekle sosyal medya üzerinden pozisyon almak arasında çok fark vardır.</p><p>Devletler, özellikle de birbirini''iki devlet, tek millet'' olarak tanımlayan ülkeler, her meseleyi kameraların önünde yüksek sesle tartışarak yönetmez.</p><p>Ankara-Bakü ilişkisi; Karabağ zaferinden enerji hatlarına, savunma iş birliğinden bölgesel güvenliğe kadar uzanan geniş bir stratejik zemine sahip.</p><p>Böylesine kapsamlı bir ilişkinin yönetim biçimi, sosyal medyada birkaç cümleyle ölçülemez.</p><p><strong>Her doğruyu en yüksek sesle söylemek değil, doğru zamanda doğru yerde doğru cümleyi kurabilmektir mesele. </strong></p><p>Erdoğan'ın Bakü ile ilişkilerde sergilediği diplomatik yaklaşımı doğrudan <strong>''inanç mücadelesinde pasiflik'' </strong>olarak okumak, meseleyi fazlasıyla basitleştirmek olur.</p><p>Çünkü <strong>devlet aklı suskunluk değil gerektiğinde doğru kanaldan doğru üslupla konuşmayı gerektirir.</strong></p><p>*</p><p>Buradaki asıl ironiyi gözden kaçırmayalım.</p><p>Türkiye'de başörtüsü yasağının kaldırılması için vesayet düzeniyle siyasi mücadele yürütmüş bir lidere, bugün Azerbaycan üzerinden''başörtüsü hassasiyeti'' anlatılıyor.</p><p>Elbette Erdoğan'ın attığı adım eleştirilebilir.</p><p>Elbette Türkiye'nin Azerbaycan politikası da tartışılabilir.</p><p>Eleştiri yaparken tarihi yok saymak eleştiriyi güçlendirmek yerine zayıflatır. Çünkü asıl mesele Türkiye'de başörtüsü yasağının kaldırılması sürecinde kimin hangi mücadeleyi verdiğini hatırlamaktır.</p><p>*</p><p>Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini sosyal medya polemiklerine hapsetmeden, inanç özgürlüğü konusundaki hassasiyeti de diplomatik kanallarda dile getirmek mümkün. Birini savunmak için diğerinden vazgeçmek gerekmiyor.</p><p>O yüzden <strong>Erdoğan'a başörtüsü üzerinden ders vermeye kalkışmadan önce biraz yakın tarihe bakmakta fayda var.</strong></p><p>Dün Türkiye'de başörtülü kadınların kamusal alandaki varlığı için mücadele eden siyasi iradeye, bugün başka bir ülkenin uygulaması üzerinden''özgürlük'' dersi vermek oldukça ironik.</p><p>Bu ülkede başörtüsü için bedel ödeyenlerin hatırası, günlük siyasi hesapların malzemesi değildir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 01 Kasım 2026 12:30 · Kaynak: ankaramasasi.com.tr