İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 82. duruşması sürüyor
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 51'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 82. duruşmasında, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık eski İBB Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy savunma yaptı.Sanık Ulusoy, 2019-2023 arasında zabıtada başkanlık yaptığını anlatarak, iddianamede gayrimeşru talimat verdiği ileri sürülen kişiler arasında isminin bulunmadığını öne sürdü.Kimseden gayrimeşru talimat almadığını, kimseye de gayrimeşru talimat vermediğini söyleyen Ulusoy, reklam şirketlerini tanımadığını ve bu şirketlerle hiçbir irtibatının olmadığını savundu.Ulusoy, kendisine tevdi edilen görevi dürüstlükle yerine getirdiğini belirterek, şu savunmayı yaptı: "İBB Zabıta Daire Başkanı olarak görev yaptığım dönemde maddi veya manevi bir çıkar, kariyer beklentisi ya da makam veya pozisyon hedefim hiç olmadı. Bu nedenle kendime veya bir başkasına, herhangi bir kişi veya oluşuma menfaat sağlamak yönünde bir düşüncem ve motivasyonum yoktu. Tek amacım bana tevdi edilen görevi alnımın akıyla kimseye mahcup olmadan tamamlayarak huzur dolu emeklilik hayatıma, Ege'ye geri dönmekti. Tüm bu nedenlerle kendi talebim doğrultusunda 2023 yılında Zabıta Daire Başkanlığı görevinden sağlık sorunlarımla birlikte ayrıldım. Bu görev anlayışıyla zabıta olarak mevzuata aykırı hiçbir işlem yapmadık."Tutuksuz sanık İBB'de müfettiş olan Ali Ayçiçek de savunmasında, İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanlığı görevinde 1 yıl 9 ay çalıştığını, daha sonra İBB'de müfettişlik yapmaya başladığını anlattı.Ayçiçek, iddianamede Fatih Keleş'in örgüt yöneticisi olduğu tabloda ona bağlı örgüt üyesi olduğunun belirtildiğini ifade ederek, "Fatih Bey'in aynı zamanda Ekrem İmamoğlu'nun İmar Danışmanı olduğu zikredilmiştir. Ancak benim görev yaptığım emlak yönetimi daire başkanlığının imar konularıyla bir alakası bulunmamaktadır. Dolayısıyla iddianameyi yazanların emlak yönetimi daire başkanlığıyla imar konularını nasıl bağdaştırdıkları anlaşılamamıştır. Görevimle alakası olmayan biriyle nasıl bir hiyerarşik bağım olabilir? Nasıl fikir ve eylem birliği içinde hareket etmiş olabilirim?" değerlendirmesinde bulundu.Keleş'in görev yaptığı dönem içinde kendisine asla bir talimat vermediğini öne süren Ayçiçek, tarafına yöneltilen suçlamaların çoğunun, reklam alanlarından olması gerekenden az gelir elde edilerek kamu zararına sebebiyet verildiği, değerlendirmenin rayiç bedelin çok altında yapıldığı ve ihalelerde rekabetin sağlanmadığı iddialarına dayandığını söyledi.Ayçiçek, beraatini talep etti.Tutuksuz sanık eski İBB Kültür Daire Başkanı Hülya Muratlı da gizli bilgi aktarmadığını, ihalenin belirli bir şirkette kalması için talimat vermediğini savunarak, beraatini istedi.Tutuksuz sanıklardan iş insanı Alihan Aydın da savunmasında, iddianameye konu şirket üzerinde pay sahibi olmakla birlikte şirketin fiili yönetiminde aktif rol almadığını kaydederek, ağabeyi olan sanık Alper Aydın'ın vergisel sorunları nedeniyle şirketin kendi adına kurulduğunu söyledi.Aydın, "Şirket adıma kayıtlı olduğu için hiç şüphesiz ki şirketin ana faaliyet konusu, çalışma alanları, iş yaptığı firmalar, müşterilerin kim olduğu konularında genel hatlarıyla bilgi sahibiyim. Bu bağlamda şirketin açık hava reklam sektöründe faaliyet gösterdiği, özel mülkiyete konu alanlarda mülk sahipleriyle reklam yeri kiralama sözleşmeleri akdettiği, İBB ile reklam izin süreçlerine muhatap olduğu, mülk sahiplerinden kiralanan yerleri ajanslar yoluyla ya da doğrudan müşterilere kiraladığı konularına yüzeysel olarak vakıfım. Ancak bu konuların detayları benim bilgim dahilinde değildir." ifadelerini kullandı."Şirketin sermayesi 300 bin liradan yaklaşık 50 kat artarak 14 milyon liraya çıktı"Tutuksuz sanık reklamcı Uğurhan Atma da sanıklardan Nihat Sütlaş ile ortak olduğu reklam şirketinin kuruluş sürecini anlatarak, 2021 yılına geldiklerinde aralarındaki anlaşmazlığın ciddi bir noktaya taşındığını, açık hava reklamcılık tarafını Sütlaş'ın, internet reklamcılık alanını da kendisinin devam ettirdiğini söyledi.Atma, "2022 yılında şirketteki yetkilendirmeyi, anlaşmazlıklarımız ve son anlaştığımız açık hava ve internet reklamları ayrışmasını netleştirmek adına ayırdık. Yani o benden, ben ondan bağımsız olarak imza yetkilisi olduk. 2023 yılının sonunda şirket sermaye artışına gitti. Şirketin sermayesi 300 bin liradan, yaklaşık 50 kat artarak 14 milyon liraya çıktı. Bu durumda benim hissem yüzde 1 oldu. Benim sermaye artışında şirkete sermaye koyacak bu ölçüde bir param olmadığı için, zaten bir gelirim de olmayan bu şirketten ayrıldım." değerlendirmesinde bulundu.İddia edilen suçların hiçbirine iştirak etmediğini savunan Atma, eski ortağı Sütlaş'ın da buna benzer bir şeyini asla duymadığını öne sürdü.Sanık Atma, savunmasında şunları söyledi: "Eski tarihli bir celsede, Murat Ongun'un, soruşturulduğum ancak hakkımda dava açılmamış bir eylemden savcılığın pozitif ayrımcılık yaptığını gördüğünü söylediğini okudum. Ben Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Başkanlığı yapmıştım 16 sene önce. Benim hakkımda ne bir HTS kaydı, ne bir MASAK raporu, ne de hiçbir ihale sürecinde imzam olduğu ve buna benzer bir sanık ya da tanık ifadesi bulunduğu halde???????, Reklam İstanbul isimli şirketten ayrıldıktan sonraki ihalelerden bile onlarca yılla yargılanıyorum. Allah herkesi böyle bir pozitif ayrımcılıktan korusun." diye konuştu.Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.
Kategori: Asayiş
Yayın: 16 Eylül 2026 19:33 · Kaynak: rss.haberler.com