MHP Lideri Bahçeli: Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir
- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
MHP Lideri Bahçeli,"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi, günübirlik siyasi hesapların ötesinde, milletimizin huzuruna, devletimizin gücüne ve gelecek nesillerimizin güvenliğine ilişkin stratejik bir husustur.
Böylesine önemli bir süreçte atılan adımları, yürütülen çalışmaları ve ortaya konulan iradeyi görmeden, anlamadan ya da bütün bunları bildiği hâlde görmezden gelerek toplumu karamsarlığa, kutuplaşmaya ve kaosa sürüklemeye çalışmak kabul edilebilir bir siyasi tutum değildir."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısı konuşması şu şekilde:
Değerli Milletvekilleri,
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,
Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,
Konuşmamın başında her birinizi en kalbi duygularımla selamlıyor, milletvekili arkadaşlarımın komisyon ve genel kurul çalışmalarında başarılı bir hafta geçirmesini temenni ediyorum.
Cenab-ı Hak’tan, her haneye bolluk ve bereket, her gönüle huzur ve şifa nasip etmesini, alın teriyle kazanılan rızkı çoğaltmasını, darda olana ferahlık vermesini niyaz ediyorum.
Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımızı; gönül ve kültür coğrafyalarımızdaki tüm kardeşlerimizi iyi dileklerimle birlikte hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Milli iradenin tecelligahı olan bu kutlu mekânda yapacağımız her faaliyetin milletimizin birliğine, devletimizin kudret ve adaletine, daha insani bir dünyanın teşekkülüne yönelik hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.
Değerli Milletvekilleri,
18’nci Yüzyılın sonlarında başlayan ve düvel-i muazzama denilen emperyalist devletlerin Türk topraklarını bölme, paylaşma ve yönetme amacını taşıyan Şark meselesi Türk milletini varlık mücadelesiyle karşı karşıya bırakmıştır.
1912 Balkan Harbi’nden Cihan Harbi ve İstiklal Harbine uzanan savaşlar silsilesinde emperyalizmin hedefi açıktı: Türk milletini önce Avrupa’dan sonrasında da Anadolu’dan tamamen çıkartmak.
Emperyalizmin kara bulutları vatan topraklarımızın her bir parçasına tasallut ederek Türk afakını sardığı bir iklimde, işgal güçlerinin zulmetine karşı tüten her ocakta, biçilen her başakta, boğazlardan geçen her bir lokmada, velhasıl her bir Müslüman Türk’ün kalbinde ve aklında, istiklal ateşine ilişkin şu mısralar vücut bulmuştur:
“Sarsa da âfâkı efkâr-ı nâdan,
Bir inşirah verir elbet Yaradan..”.
Cumhuriyet, bundan 103 yıl önce çetin bir mücadelenin fecrinde, Türk istiklalinin ufuklarına doğan inşirah muştusudur.
Bu inançla kurduğumuz Cumhuriyetimizin 103’ncü Yıldönümünü şevkle, heyecanla, aziz ecdadımıza hürmet ve minnet duygularımızla kutladık.
Cumhuriyete gidilen süreçte Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasına saf saf dizilerek Anadolu’da Türk tarihinin İkinci Ergenekon destanını yazmıştır.
Bu destan ki dünya tarihinin nadir ve nadide örneklerinden biri olarak cümle mazlum milletlere umut olmuştur.
Cumhuriyet, Osmanlı’nın savaş ve işgallerle yaralanmış toprağının şifası, bitap düşmüş yüreklerin devası, şühedanın aziz ruhunun şadı, gaziyanın ise kutlu mirasının yadıdır.
Cumhuriyet Türk aklının feraseti, Türk iradesinin istinatgahı, Türk gönlünün dergahıdır.
Cumhuriyet, tarihin coğrafyamızı aydınlattığı hakikat; Türk irfanından süzülen fazilettir. En nihayetinde Türk milletinin her bir ferdinin iradesine emanet edildiği hürriyettir.
Merhum Halit Fahri Ozansoy’un veciz ifadesiyle;
Bir insan nihayet kemikle ettir.
Bu et ile kemiğe, can hürriyettir.
En büyük hürriyet Cumhuriyettir!”…
Ey Türk genci…
Cumhuriyet sana bırakılmış yalnızca bir miras değil; aklınla, ahlakınla, azmin ve fedakarlığınla yaşatacağın bir emanettir.
Ufuk sensin, güneş sensin, ümit sensin.
Cumhuriyetin kutlu olsun!
Ey çiçek açan Türk balası…
Sen bu toprakların geleceğe uzanan dalısın. İstiklalin teminatı, istikbalin yarınısın.
Tohum sensin, fidan sensin; hayat sensin, hayal sensin, umut sensin.
Cumhuriyetin kutlu olsun!
Ey necip Türk milleti…
Cumhuriyet düzenin mayası, istikrarın hamuru, kalkınma ve refahın nihai şeklidir.
Milli egemenliğin demokrasiyle taçlandığı, milli düzenin hukuk ile tesis edildiği, makam, statü ayırt etmeksizin haklının hukukunu koruyan, adaletin payidarıdır.
Cumhuriyet behemehal Türklüğün birlik ve dayanışma davasıdır.
İrade sensin, feraset sensin, dirayet sensin.
Cumhuriyetin kutlu olsun!
Milletçe birlik ve dirlik içinde ilelebet yaşasın, payidar olsun.
Kıymetli Dava Arkadaşlarım,
Cumhuriyetin en büyük fazileti, kurumsallaşmış bir demokrasi, kalkınmış bir devlet, refah ve bolluk içerisinde yaşayan millettir.
Bugün toplumsal değerlerin, ahlaki normların ve siyasi düzen anlayışının buharlaşarak yeni bir forma kavuştuğu aşamadayız.
Böylesi bir dönemde şahsiyetli bireycilik, şuurlu hürriyetçilik ve dayanışmacı toplum anlayışı ile Türk milletinin milli ve manevi değerlerini muhafaza edecek, ahlaki standartlarını yükseltecek ilke ve vizyon Milliyetçi Hareket Partisi’nin müktesebatındadır.
Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyetin geleceğe bakan gözü, yarınlarını idrak eden aklı, istikbale koşar adım ilerleyen iradesidir.
Cumhuriyet kazanımlarının varisi, milli devlet ve milli toplum düzeninin hamisidir.
“Önce ülkem ve milletim” düsturu ve sorumlu siyaset anlayışıyla milli uzlaşının zeminidir.
Tarihle kavga etmeyen, coğrafyaya sırtını çevirmeyen, köklerinden aldığı ilhamla daima geleceğe açılan Türk siyasetinin kutup yıldızıdır.
Kuruluş döneminde atılan istikbal tohumlarını, büyütmek ve gürleştirmek vazifemizdir.
Cumhuriyetin kurduğu düzeni güçlendirerek hem bölgemizde, hem kültür ve gönül coğrafyamızda, hem de cümle cihanda müyesser kılmak Türkiye’nin tarihi misyonudur.
Aziz Atatürk'ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesine erişme ülküsü, demokratik standartları ileri seviyelere taşımak, hak ve özgürlükleri hukuk ile kurumsallaştırmak, dış politikada kimsenin aklına ve inayetine muhtaç olmamak ve elbette müstemleke zincirlerden, yeni nesil risk ve tehditlerden kurtulmaktadır.
Türkiye’nin dünya siyasetindeki yeri merkez, yönü ise insanlığın olduğu her yerdir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe olan dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibiyiz.
Bunun için ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihi bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.
Siyasi rakiplerimiz sığ sularda kulaç atmaya varsın devam etsinler.
Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler, Türk milleti kararını vermiştir:
Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir.
İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir.
İpleri emperyalizmin elinde olan kuklaların tiyatrosu son bulacak, her şeyin milletimize göre olduğu yükseliş çağı başlayacaktır.
Bu çağın adı Türk ve Türkiye yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir.
O sebeple terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyoruz.
Türk dünyasında birlik ve dirlik istiyoruz.
İşbirliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle Türk Devletleri Teşkilatına üye devletlerin küresel etkinliğinin, huzur ve barışa katkılarının da artacağına inanıyoruz.
Muradımız;
Hazar ile Akdeniz’in hasretini sona erdirmek,
Isık gölü ile Van gölünü kavuşturmak,
Selenga ile Sakarya’yı buluşturmaktır.
Dileğimiz;
Merv’in yıldızlarını Söğüt’te seyretmek,
Taşkent’in havasını Konya’da solumak,
Bakü’de çalan Türküye, İzmir’de eşlik etmek,
Bişkek’te doğan güneşi Ankara’da uğurlamak,
Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmet ışığını, Mustafa Kemal Atatürk’ün cesaretini Türk dünyasıyla buluşturmaktır.
Bu bağlamda Merhum Abdülhamid Süleyman Çolpan’ın gönül diliyle diyoruz ki:
“Birliğimizin sarsılmaz dağı
Ümidimizin sönmez çerağı
Birleş ey halkım gelmiştir çağı
Bezensin şimdi Türkistan bağı”…..
“Dilde, fikirde, işte birlik” şiarıyla Türk devletlerinin yolu aydınlanmalı, çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumları muhabbet fidanlarına, kardeşlik ormanına dönüşmelidir.
Aynı kıbleye yönelen yürekler, Türkçe düşünen, Türkçe çağıran diller ortak bir gelişme stratejisiyle kendi mukadderatına yön vermelidir.
Bu vesileyle Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13’üncü Zirvesinde üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri ilişkilerin gelişmesi, siyasal ve stratejik işbirliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin, bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu vurgulamak istiyorum.
167 maddeden oluşan sonuç bildirgesindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek işbirliği alanlarının bağımsız egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum.
Türk Devletleri Teşkilatı güçlenerek yoluna devam edecek, Türk yüzyılını inşa ederken bölgesel barış ve huzur ile küresel düzenin de kurumsal kalesi olacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketler, çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz.
Avrupa Birliğinin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini, üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz.
Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla islamofobi ve türkfobiyi kaşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa’nın, ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır.
Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır.
Artan maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntılar, Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyütmüştür.
Avrupa artık sanayi devriminin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde değildir.
Küresel rekabette güç kaybetmekte, ekonomik ve siyasi etkisi giderek azalmaktadır.
Buradan, Avrupa için söylenen “Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer” sözünü hatırlatmak isterim.
Zira Avrupa’nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir.
Bu doğrultuda Avrupa Birliğine, Türkiye’nin egemenlik hakları kapsamında uluslararası hukuka uygun atılımlarını sorgulamak ve laf yetiştirmek yerine zayıflayan ekonomilerine, ihlal ettikleri değerlerine, tepetaklak giden sosyal ve ekonomik düzenlerine odaklanmalarını tavsiye ederim.
Bugün Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konum, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa’nın her zamankinden daha çok ihtiyacı olan bir ülkedir.
Saygıdeğer Milletvekilleri,
Avrupa’da yaşanan sosyal kaos, bölgemizdeki çatışma ve savaş atmosferi bize düzenin ve dirliğin önemini göstermektedir.
Düzen ve dirlik, bir toplumun huzur, güven ve istikrar içerisinde varlığını sürdürebilmesinin temel unsurlarıdır.
Düzen, yaşamın belirli kurallar, ilkeler ve değerler çerçevesinde şekillenmesini ifade ederken; dirlik, bu düzenin sağladığı huzur, uyum ve esenlik hâlini temsil eder.
Bu iki kavram, toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği yanında bireylerin güven içerisinde yaşayabilmesi ve ortak bir gelecek inşa edebilmesi bakımından da büyük önem taşır.
Türk düşüncesinde düzen ve dirlik, kâinat içinde dünyayı, dünya içinde tabiatı, tabiat içerisinde insan ve diğer mahlûkatı tasavvur etmenin anahtarıdır.
Bu yönüyle, bireyi toplumla, toplumu töreyle, töreyi ise devletle kaynaştıran dirliğin kapısı, birliğin ise çatısıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak birey-toplum-devlet sacayağına oturttuğumuz düzen ve dirlik anlayışımız aynı zamanda bireyi şahsiyet, toplumu fazilet, devleti ise adalet kavramlarıyla mühürleyen medeniyet telakkimizdir.
Şeyh Edebali’nin İnsanı yaşat ki devlet yaşasın sözünden yola çıkarak insanın yüce değerini tanımak, kabul etmek ve bunları güvence altına almak düzen anlayışımızın temelini; “İnsan ahlak iledir” düsturunca toplumsal yaşamın her alanında fazileti ve dürüstlüğü tesis etmek ise bu temel üzerinde yükselen sosyal sütunları oluşturmaktadır.
“Devletin dini adalettir” şiarıyla hukukun üstünlüğüne ve yüksek demokratik standartlara haiz siyasal sistem ile hizmette kaliteyi esas alan şeffaf ve hesap verebilir kamu yönetimi, düzen ve dirlik anlayışımızın siyasal çatısını teşkil etmektedir.
Çok şükür Türkiye dirlik ve düzen içindedir.
Lakin Türkiye’nin dirlik ve düzeni aynı zamanda bölgesel ve küresel sistemde denge ve istikrarın tesisiyle doğrudan ilintilidir.
Uluslararası sistemde büyüyen ve derinleşen adaletsizlik, insanı yaşamından, toplumu huzurundan, devletleri ise istikrarından hızla uzaklaştırmaktadır.
Böylesi bir durumda Türkiye egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak mecburiyetindedir.
Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmış olması memnuniyet verici bir gelişme olmuştur.
Uzun bir tarihî geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki dost ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönündeki iradenin bir sonucu olan sözkonusu Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözetmekte, herhangi bir ülkenin hakkına ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına halel getirmemektedir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 03 Kasım 2026 08:16 · Kaynak: etikhaber.com, samsuncephaber.com, bha.net.tr