Türk dünyası bilim arenasında sessiz devrim!
1996–2025 yılları arasındaki 30 yıllık kümülatif küresel bilim verilerini inceleyen çalışma, küresel bilimsel hegemonyada yaşanan büyük dönüşümü ve Türk dünyasının dikey yükselişini gözler önüne serdi.
Araştırmanın Metodolojik Gücü: SCImago (SJR) Veri Tabanı
Çalışmanın küresel verileri, Elsevier’in Scopus® altyapısını temel alan bağımsız bibliyometrik platform SCImago Journal & Country Rank (SJR) üzerinden elde edilmiştir. Sadece ham yayın sayılarını değil aynı zamanda dergilerin saygınlığını, öz-atıf oranlarını ve algoritma tabanlı etki faktörlerini (PageRank) analiz eden bu platformdan alınan 1996–2025 yıllarını kapsayan 30 yıllık devasa veri seti, AD Scientific Index verileriyle sentezlenerek Türk dünyasının gerçek etki gücünü tarafsız ve bilimsel bir hassasiyetle ortaya koymaktadır.
Küresel Bilimde İvme: Saatte 687 Yeni Makale!
Rapora göre, dünya genelindeki kümülatif bilimsel yayın birikimi son 30 yılda 92,36 milyon dokümana ulaşmış durumdadır. 2025 yılı itibarıyla küresel akademi sisteminde saatte 687 yeni makale üretilmekte, bu da bilgi üretim hızında tarihi bir rekora işaret etmektedir.
Raporda sunulan veriler, bilimsel araştırma üretiminin son 30 yılda nasıl katlanarak büyüdüğünü net bir şekilde gözler önüne sermektedir. 1996 yılından bu yana küresel bilimsel yayın üretimi yaklaşık 4,4 kat büyümüştür.
Küresel Bilim Arenasında Nicelik Ve Nitelik Ayrışması: Zirvedeki İlk 20 Ülke
Küresel AR-GE liginde nicelik ve nitelik arasındaki makas giderek açılıyor. ABD, kümülatif 17,96 milyon yayınının yanında 34,38 Doküman Başı Atıf (DBA) ve 3.388 H-İndeks ile kalitatif liderliğini korurken; Çin 13,09 milyon yayınla hacmen zirveye yaklaşsa da%61,22'ye ulaşan yüksek öz-atıf oranı nedeniyle etki liginde (16,53 DBA) geride kalıyor. Bilimde asıl "butik kalite" şampiyonluğunu ise 39,96 DBA ile İsviçre ve 39,45 DBA ile Hollanda göğüslüyor. Bu devler liginde 1,11 milyon yayınla 17. sırada yer alan Türkiye ise%19,05'lik son derece dengeli ve organik öz-atıf oranıyla Avrupa standartlarında, sağlıklı bir gelişim grafiği çiziyor. Türkiye, 694 H-İndeks gücüyle Polonya'nın (842) gerisinde kalsa da en yakın bölgesel rakibi İran'ı (594) geride bırakarak kalitatif üstünlüğünü koruyor.
Küresel Bilimin Uyuyan Devleri: Büyümede Endonezya ve Vietnam Rekoru
Bilimsel üretimin coğrafi ağırlık merkezi son 30 yılda sarsıcı bir biçimde değişmiştir. 1996 yılında adı dahi duyulmayan bazı ülkeler, son dönemde dünya genelinde ilk 50 içerisine hızla dalarak "Uyuyan Devlerin Uyanışını" ilan etmiştir.
Küresel bilimsel üretimdeki dikey yükseliş sadece geleneksel devlerle sınırlı kalmayıp, son 30 yılda hedefli AR-GE teşvikleriyle devasa sıçramalar yapan gelişmekte olan ülkeleri de ön plana çıkarıyor. 1996–2025 yılları arasında bilimsel yayın sayısını tam 109,1 katına çıkaran Endonezya (615'ten 67.116 yayına) 40 basamak birden tırmanarak dünya 19.'luğuna yerleşirken, yayın hacmini 90,4 kat büyüterek 77.197 makaleye ulaştıran İran dünya 18.'si olmayı başarmıştır. Aynı dönemde başlangıçtaki 298 yayınını 84,3 kat artırarak 25.132 makaleye ulaştıran Vietnam 34 sıra birden yükselip dünya 42.'liğine tırmanmıştır. Benzer şekilde yayın sayılarını sırasıyla 50,8 kat büyüten Malezya (dünya 22.'liği) ve 49,1 kat büyüten Pakistan (dünya 26.'lığı), küresel bilim liginde kalıcı birer güç haline geldiklerini ispatlamışlardır. Bu tarihi sıçramalar, küresel bilimsel üretimin artık sadece Batılı gelişmiş ülkelerin tekelinde olmadığını; doğru finansman, uluslararası iş birlikleri ve kararlı AR-GE politikaları uygulayan ülkelerin çok kısa sürede küresel zirveye ortak olabileceğini açıkça göstermektedir.
Bilimsel Blokların Savaşı: Türk Dünyasından Nitelik Sürprizi
Küresel AR-GE ve iş birliği blokları karşılaştırıldığında, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ezber bozan bir başarıya imza atıyor. Kümülatif 1,58 milyon yayın hacmiyle dünya bilimsel üretim birikiminin%1,71’ini karşılayan ve niceliksel sıralamada listenin sonunda yer alan TDT, makale başına elde ettiği 14,45 atıf (DBA) ortalamasıyla etki gücünde dünya 3.'lüğüne yerleşti. Bu çarpıcı performansıyla Türk dünyası, devasa yayın bütçelerine sahip Çin'i (13,81 DBA) ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nü (13,09 DBA) kalitede geride bırakmayı başardı. Araştırma hacminde 22,5 milyon dokümanla (%24,41 dünya payı) Avrupa Birliği (AB) küresel liderliğini korurken, etki kalitesinin zirvesinde ise 31,89 atıf ortalamasıyla ABD yer alıyor. Veriler, kümülatif payı%1,71 olan TDT’nin küresel bilimdeki gerçek etki potansiyelinin, fiziki hacminden çok daha yüksek olduğunu tescilliyor.
Bilimde Tarihi Eksen Kayması: Asya, Batı Hegemonyasını Geride Bıraktı
Son 30 yılda küresel araştırma ekosisteminin ağırlık merkezi Kuzey Atlantik aksından Asya-Pasifik eksenine doğru sarsıcı bir kayma yaşadı. 1996 yılında Batılı 5 dev ülke (ABD, İngiltere, Almanya, Kanada, Fransa), Asya'nın 4 büyük gücünden (Çin, Hindistan, Güney Kore, Tayvan) 8,5 kat daha fazla bilimsel yayın üretiyordu. Ancak 2024 yılına gelindiğinde Asya Bloğu, kümülatif üretimde Batı Bloğunu resmen geride bırakarak zirveyi ele geçirdi (1,72 milyona karşı 1,46 milyon yayın).
Aradaki makası yaklaşık 260 bin makale farkla açarak liderliği devralan Asya'nın bu dikey atağında, bilimsel üretimini tam 39,2 kat artıran Çin ile 16,3 kat büyüyen Hindistan lokomotif görevi üstlendi. Yıllık yayın artış hızları ortalama 2 kat düzeyinde kalarak doygunluk (satürasyon) sınırına ulaşan geleneksel Batılı güçlerin ise artık niceliksel büyüme yerine doğrudan nitelik ve yüksek atıf derinliğine odaklandığı görülüyor.
Türk Dünyasında Bilimsel Güç Birliği: Türkiye Lokomotif, Macaristan Kalite Zirvesinde
Türk dünyası, kümülatif 1,59 milyon yayınıyla küresel bilimsel üretimin%1,72’sine imza atmaktadır. Bu üretimin yaklaşık%70'ini (%69,82) tek başına üreten Türkiye ekosistemin lokomotif gücü olurken, gözlemci üye Macaristan%19,34'lük katkısıyla kalitatif ikinci büyük güç olarak öne çıkmaktadır. Teşkilatın toplam üretiminin neredeyse%94'ü Türkiye, Macaristan ve Kazakistan (%4,81) üçlüsü tarafından domine edilirken; Özbekistan%3,09, Azerbaycan%2,34, Kırgızistan%0,55 ve Türkmenistan%0,05’lik paylarıyla küresel sıralamada Türk dünyasının gücünü tescilleyen diğer aktörler olmuştur.
Kırgızistan ve Macaristan, aldıkları bilimsel atıfların sırasıyla sadece%4,8 ve%12,2'sini kendi kendilerine yaptıkları atıflardan (öz-atıf) elde ederek; yapay şişirmelerden uzak, son derece organik ve küresel akademiyle tam entegre bir bilimsel etki üretmeyi başarıyor
Türk Dünyasından Sessiz Devrim: Dünya Liginde Sıralama Sıçraması
Teşkilat üyesi ülkelerin 1996 yılından bu yana uyguladıkları bilim ve AR-GE politikalarının kümülatif etkileri, 5'er yıllık dönemler halinde incelendiğinde son derece dinamik bir yükselişe işaret etmektedir. 1996–2000 periyodunda dünya 25.’si olan Türkiye, 2021–2025 döneminde dünya 13.’lüğüne sıçrayarak tarihi bir zirveye imza atmıştır. Teşkilat bünyesinde en agresif yükselişi sergileyen Kırgızistan ise tam 32 basamak birden tırmanarak 104. sıraya yerleşmiş ve dünya bilimi'İlk 100' sınırına dayanmıştır (Sessiz Devrim). Bu devrimde şüphesiz Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin payı büyüktür. Altyapı reformları ve hibe programlarıyla öne çıkan Kazakistan dünya 86.'lığından 62. sıraya (+24 basamak) yükselirken; Azerbaycan 93.'lükten 73. sıraya (+20 basamak) ve Özbekistan 73.'lükten 64. sıraya (+9 basamak) sıçrayarak küresel bilim sahnesinde dikey tırmanışlarını sürdürmektedirler.
Bilimde Beşerî Verimlilik: Çin Bireysel Üretkenlikte Lider, TDT İçin Reform Şart
Küresel bilim bloklarının akademik altyapı ve insan kaynağı verimliliğini ölçen Bilimsel Üretkenlik Katsayısı (BÜK) analizi, araştırmacı başına düşen yayın performansındaki çarpıcı makası ortaya koyuyor. Bilim insanı başına düşen 125 BÜK değeriyle Çin, araştırmacı verimliliğinde açık ara küresel lider konumunda yer alıyor. Onu 81 BÜK ile Avrupa Birliği takip ederken, 459 binden fazla bilim insanıyla en geniş araştırmacı havuzuna sahip olan ABD, 39 BÜK ile daha yatay ve olgun bir verimlilik seyri izliyor. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ise, 111 bini aşkın bilim insanı ve 641 kurumuna karşılık elde ettiği 14 BÜK değeriyle beşerî altyapı üretkenliği yönünden henüz gelişim aşamasında olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Türk dünyasının yakaladığı niceliksel yayın başarısını dikey bir verimlilik artışıyla taçlandırması ve araştırmacı başına düşen performansı yukarı çekecek yapısal reformları acilen devreye sokması gerektiğini vurguluyor
Türk Dünyasında Bilimsel Verimlilik: Macaristan ve Azerbaycan Beşerî Güçte Öne Çıkıyor
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesindeki ülkelerin araştırmacı kadroları ile kurumsal altyapı güçleri kıyaslandığında, bilim insanı başına düşen bilimsel üretkenlik oranlarında çarpıcı yapısal farklılıklar göze çarpıyor. Araştırmacı başına düşen 25 Bilimsel Üretkenlik Katsayısı (BÜK) ile gözlemci üye Macaristan, teşkilat genel ortalamasının (14 BÜK) yaklaşık iki katına ulaşarak beşerî sermaye verimliliğinde liderliği elinde tutuyor. Dikkat çekici bir diğer başarı ise Azerbaycan’dan geliyor; 2.110 faal bilim insanıyla son derece dinamik bir AR-GE yapısı kuran Azerbaycan, elde ettiği 17 BÜK katsayısıyla Türkiye ve Kazakistan'ı geride bırakarak ikinci sıraya yerleşiyor.
Teşkilatın toplam bilimsel hacminin%69,82'sini sırtlayan ve kümülatif 1,1 milyonun üzerinde yayın üreten Türkiye ise araştırmacı başına 13 BÜK katsayısında kalıyor. Uzmanlar, bu durumun Türkiye’nin son yıllardaki agresif niceliksel araştırmacı ve kurum artışının, araştırmacı başına düşen dikey verimlilik ve derinlikle tam olarak desteklenemediğini gösterdiğini vurguluyor. Diğer yandan, Özbekistan ve Kırgızistan 11 BÜK ile dengeli bir verimlilik seyrini korurken; geniş araştırmacı kadrosuna sahip olan Kazakistan 9 BÜK, Türkmenistan ise 3 BÜK ile araştırmacı başına düşen çıktı verimliliğinde dikey gelişim göstermesi gereken ülkeler olarak göze çarpıyor
Nicelikten Niteliğe: "TÜRK-BİLEKEK" Kurulum Modeli
Yayın sayısındaki yatay (niceliksel) büyüme evresini başarıyla tamamlayan Türk dünyası için yeni hedefin "dikey kalite odaklı" büyümeye geçmek olduğunu belirten Prof. Dr. Erdal Bay ve araştırma ekibi, dağınık bilimsel çabaları bütüncül bir çatı altında toplayacak "TÜRK-BİLEK" (Türk Dünyası Bilimsel Ekosistemi) modelini kamuoyunun dikkatine sundu.
Model kapsamında öncelikle şu adımların atılması hedeflenmektedir:
EK TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI (TDT) ÜYE VE GÖZLEMCİ ÜLKELERİ
Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bilimsel üretim kapasitesinin mutlak lokomotifi ve ana motoru konumundadır. 1996-2025 döneminde ürettiği kümülatif yayın ve ulaştığı atıf sayılarıyla teşkilat içi üretimi domine etmektedir.
Türkiye kümülatif yayın üretiminde%69,82'lik devasa payı ile TDT'nin bilim fabrikası rolünü üstlenmektedir. En çarpıcı başarı ise dönemsel sıralama seyrinde yaşanmıştır; 1996-2000 periyodunda dünya 25.'si olan Türkiye, 2021-2025 döneminde dünya 13.'lüğüne sıçrayarak kendi tarihi zirvesine ulaşmıştır.%19,05'lik öz-atıf oranı Avrupa ortalamasıyla tam uyumlu olup, alınan atıfların yapay şişirmelerden uzak, tamamen organik ve dışa açık olduğunu göstermektedir. En büyük yapısal kısıt ise Bilimsel Üretkenlik Katsayısı'nın (BÜK = 13) görece düşük kalmasıdır; bu durum niceliksel araştırmacı artışının henüz dikey kalite ve derinlikle tam olarak desteklenemediğini doğrulamaktadır.
Macaristan, TDT bünyesinde gözlemci devlet statüsünde yer almasına karşın, köklü Avrupa bilim geleneği ve kurumsallaşmış akademik altyapısı sayesinde etki ve verimlilik alanında teşkilatın lideridir.
Macaristan, 22,72'lik makale başına atıf (DBA) ortalaması ve araştırmacı başına 25 Bilimsel Üretkenlik Katsayısı (BÜK) ile TDT içindeki en olgun ve dikey kalitesi en yüksek bilimsel ekosisteme sahiptir. Teşkilat genel ortalamasının (14 BÜK) yaklaşık iki katına ulaşarak, beşeri kaynağını en verimli kullanan ülke konumundadır. Alınan atıfların yalnızca%12,2'sinin öz-atıf kaynaklı olması, Macar biliminin küresel entegrasyonunu ve organik etki gücünü tescillemektedir. Dönemsel sıralamadaki gerileme (33. sıradan 53. sıraya), Asya ülkelerinin agresif niceliksel sıçramasından kaynaklanmakta olup, ülkenin niteliksel derinliğini gölgelememektedir.
Kazakistan, son 20 yılda uygulamaya koyduğu AR-GE reformları, uluslararası hibe programları ve Bolashak gibi beşeri sermaye fonları sayesinde TDT içinde en dinamik yükseliş ivmesini yakalayan ülkelerden biridir.
Kazakistan, 1996-2000 döneminde dünya sıralamasında 86. sıradayken, hayata geçirdiği yapısal reformlar ve entegrasyon politikalarıyla son periyotta 62. sıraya tırmanarak +24 sıralık devasa bir atılım gerçekleştirmiştir. Yıllık yayın sayısı 1996'daki 258 seviyesinden 2025 kümülatifinde 76 binin üzerine çıkmıştır. Buna karşın, makale başına düşen 8,69 atıf (DBA) ve araştırmacı başına düşen 9 BÜK katsayısı, ülkenin yatay genişleme (nicelik) fazından dikey kalite (nitelik) fazına geçmesi gerektiğini göstermektedir. Coğrafi ve altyapı avantajlarına uygun olarak belirlenen'Uzay Bilimleri ve Enerji' odaklı mükemmeliyet merkezi, dikey kalitenin yükseltilmesinde anahtar rol oynayacaktır.
Özbekistan, son yıllarda bilim yönetişimi ve üniversite-sanayi entegrasyonu alanlarında dikey bir büyüme trendi yakalamıştır. Teşkilat içindeki payı kısıtlı görünse de büyüme ivmesi oldukça yüksektir.
Özbekistan, 1996 yılında sadece 398 yayınla dünya 70.'siyken, 2025 yılı kümülatifinde 49 binden fazla yayına ulaşmıştır. Dönemsel sıralamada 103. sıraya kadar gerilediği tıkanma periyodunu (2011-2015), gerçekleştirdiği radikal eğitim ve AR-GE reformlarıyla kırarak son dönemde 64. sıraya kadar kalıcı bir dikey sıçrama yapmıştır (+9 sıralık net atılım). Ülkenin 11 BÜK katsayısı, araştırmacıların idari yüklerinin hafifletilmesi ve doğrudan dikey AR-GE çıktısı üretmeye teşvik edilmesi gerektiğini doğrulamaktadır. Stratejik olarak konumlandırılan'Tekstil Teknolojileri ve Arkeoloji' Bölgesel Mükemmeliyet Merkezi, ülkenin doğal kaynakları ve tarihi mirasını doğrudan ekonomik ve bilimsel değere dönüştürecektir.
Kategori: Teknoloji
Yayın: 16 Eylül 2026 08:15 · Kaynak: habersunum.com