Yağmurun Sesi, Huzurun Kendisi
- Yağmur yağıyor…Pencerenin önünde oturmuş, dışarıyı izliyorum
- Damlalar cama vuruyor
Yağmur yağıyor…Pencerenin önünde oturmuş, dışarıyı izliyorum. Damlalar cama vuruyor. Kimi ağır ağır süzülüyor, kimi aceleyle aşağıya iniyor. Sokaklar ıslanıyor, ağaçların yaprakları parlıyor. Gökyüzü gri ama nedense içimde güzel bir aydınlık var.
Ne garip değil mi? Güneşli havalarda bile bazen içimiz kararırken yağmurlu bir günde huzuru bulabiliyoruz. Havalar yağmurlu Balıkesir'de...Belki de yağmurun en güzel yanı bu. İnsana hiçbir şey söylemeden çok şey anlatması.
Bir fincan çay alıyorum yanıma. Camın ardından sokağı seyrediyorum. Yağmurun sesiyle birlikte hayatın telaşı da biraz uzaklaşıyor sanki. Telefon çalmıyor, kimse bir şey istemiyor. En azından birkaç dakikalığına dünya kendi hâline bırakıyor beni.
Ve fark ediyorum ki insanın bazen ihtiyacı olan tek şey buymuş. Biraz sessizlik…Biraz kendisiyle baş başa kalmak…Biraz da yağmur. Yağmurun HatırlattıklarıÇocukluğumuzun yağmurları vardı bir de. Toprak kokusunu hatırlıyorum.
Yağmurun ilk damlaları yere düştüğünde yükselen o güzel kokuyu… Islak kaldırımları, su birikintilerini, annemizin eve çağıran sesini…Şimdi düşünüyorum da çocukken yağmurdan kaçmazdık. Tam tersine, altında koşmak isterdik.
Ayakkabılarımız ıslansa da aldırmazdık. Büyüdükçe yağmurdan korunmayı öğrendik ama galiba biraz da onunla gelen mutluluğu unuttuk. Şemsiyelerimiz büyüdü, telaşlarımız çoğaldı. Eskiden yağmurun altında yürümek bir eğlenceydi.
Şimdi birkaç damla düşse hemen sığınacak bir yer arıyoruz. Oysa bazen ıslanmak da güzel. Bazen hayatın bütün hesaplarını bir kenara bırakıp yağmurun altında yürümek…Saçlarımızın ıslanmasına, ayakkabılarımızın çamurlanmasına aldırmadan çocukluğumuzdaki gibi gülümsemek…Ne kadar da iyi gelirdi.
Her Damlanın Ayrı Bir Hikâyesi VarYağmur herkese aynı yağmıyor aslında. Bir çiftçi için umut oluyor. Susuz kalmış toprağa can veriyor. Bir çocuk için oyun. Bir âşık için hatıra. Bir başkası için özlem…Kimi pencerenin önünde sevdiğini düşünüyor, kimi yıllar önce kaybettiği birinin sesini hatırlıyor.
Kimi de sadece yağmuru dinliyor. Ben en çok bunu seviyorum. Yağmurun sesini…Çatıya düşen damlaların ritmini, yaprakların arasından süzülen suyun sesini, uzaktan gelen gök gürültüsünü…Hepsinin kendine özgü bir güzelliği var.
Üstelik yağmur kimseye yetişmeye çalışmıyor. Kimseden bir şey beklemiyor. Yağıyor işte, kendi bildiği gibi. Belki de bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor. Her an bir yerlere yetişmek zorunda değiliz. Her gün bir şeyleri başarmak, herkese cevap vermek, her sorunu hemen çözmek zorunda da değiliz.
Bazen durabiliriz. Bazen sadece dinleyebiliriz. Huzur Sandığımızdan Daha YakınHuzuru ne kadar uzaklarda arıyoruz, değil mi? Bir tatilde, başka bir şehirde, daha güzel bir evde, daha rahat bir hayatta…Oysa bazen huzur, pencerenin önündeki bir sandalyede bekliyor bizi.
Bir bardak sıcak çayda…Sevdiğimiz bir kitabın sayfalarında…Ya da cama usulca vuran yağmur damlalarında. Hayatın bütün sorunları bir anda çözülmüyor elbette. Yağmur yağınca dertlerimiz ortadan kalkmıyor. Yarın yine işlerimiz, sorumluluklarımız, yetişmemiz gereken yerler olacak.
Ama bugün, şu birkaç dakika boyunca, hepsini düşünmeden oturabilmek de güzel. İnsanın kendisine böyle küçük molalar vermesi gerekiyor. Çünkü bazen en çok kendi sesimizi duymaya ihtiyacımız oluyor. Ve bunu, gariptir, en iyi yağmur yağarken başarabiliyoruz.
Bırakın Biraz Yağmur YağsınŞimdi dışarıda yağmur devam ediyor. Ağaçlar ıslanıyor. Kaldırımlarda küçük su birikintileri oluşuyor. Penceremin camında yeni damlalar beliriyor. Çayım biraz soğudu. Ama kalkıp yenilemek istemiyorum.
Çünkü uzun zamandır ilk kez hiçbir yere yetişme telaşım yok. Sadece oturuyorum. Yağmuru dinliyorum. Ve düşünüyorum…İnsan bazen mutlu olmak için büyük olaylar bekliyor. Güzel haberler, önemli başarılar, unutulmaz günler…Oysa hayat, böyle sıradan görünen anların içinde de güzellikler saklıyor.
Bir sabah kuş sesinde, bir akşam gün batımında, bir dostun içten gülüşünde…Bir de yağmurda. Bugün yağmur yağıyorsa hemen havanın kapandığından yakınmayın. Kendinize bir çay koyun. Pencerenin önüne oturun. Bir süre hiçbir şey yapmayın.
Sadece dinleyin. Belki siz de benim gibi fark edeceksiniz…Yağmurun sesi dışarıdan geliyor ama huzuru insanın içinde büyüyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Genel
Yayın: 01 Kasım 2026 22:31 · Kaynak: gazetemerhaba.com