İsrail seçimleri: Netanyahu’nun kötü mirası, geleceği ve olası hükümet senaryoları
- İsrail’de yarın yapılacak genel seçimler, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun onlarca yıla yayılan siyasi kariyerinde bir dönüm noktası olabilir
İsrail’de yarın yapılacak genel seçimler, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun onlarca yıla yayılan siyasi kariyerinde bir dönüm noktası olabilir. Ancak Netanyahu’nun Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinin genişlemesi, on binlerce Filistinlinin yerinden edilmesi ve silahlı aşırıcı yerleşimcilerin güç kazanmasıyla şekillenen siyasi mirasının seçimlerin ardından da kalıcı olması bekleniyor.
Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın derinleşerek sürmesi de bölgeye ilişkin endişelerin başında geliyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer büyük insan hakları kuruluşları, İsrail’i 7 Ekim saldırısından önce de apartheid uygulamakla suçluyordu. İsrail ise bu nitelendirmeyi reddediyor.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi, anketlerde Netanyahu’nun Likud Partisi’nin önünde yer alıyor. Siyasi yelpazenin merkezinde konumlanan Eisenkot, Filistin devletini desteklemiyor.
Bununla birlikte, 1990’larda imzalanan anlaşmalar doğrultusunda Filistin Yönetimi’nin idaresindeki Batı Şeria topraklarının yüzde 40’ında sınırlı öz yönetime sıcak bakıyor.
Eisenkot’un siyasi çizgisi, Netanyahu’nun dış politikada kişisel söylemler ve kamuoyuna yönelik meydan okuma mesajları üzerinden yürüttüğü siyasetten farklılaşıyor. Ancak İsrail’deki siyasi tartışmalar, Netanyahu’nun görevden ayrılması ihtimali kadar, onun döneminde yerleşen politikaların ne ölçüde değişeceği sorusu etrafında da şekilleniyor.
Yerleşimlerin genişlemesi ve yerleşimci şiddeti
İsrail halkı Netanyahu’nun liderliği konusunda derin bir bölünme yaşasa da Yahudi yerleşimlerinin genişlemesine verilen destek ve Filistin devletine yönelik karşıtlık, siyasi tablonun önemli unsurları arasında yer alıyor.
Muhalefet partileri, yerleşimci şiddetini kontrol altına alma ve en tartışmalı karakolları kaldırma sözü veriyor. Buna karşın muhalefetin önemli bir bölümü, uluslararası alanda İsrail-Filistin çatışmasının çözümü için temel seçeneklerden biri olarak görülen iki devletli çözüme karşı çıkıyor.
Uzun süredir çıkmaza giren barış sürecini yeniden başlatmayı açıkça savunan önde gelen bir adayın bulunmaması da dikkat çekiyor.
Netanyahu’nun İsrail tarihindeki en uzun süreli yönetimlerinden biri olan yaklaşık 17 yıllık iktidarı boyunca Batı Şeria’daki yerleşimci hareketi güç kazandı. Silahlı yerleşimcilerin Filistin köylerine ve topluluklarına baskın düzenlemesi, Filistinlileri evlerinden çıkarması ve daha geniş arazilere el koyması, bu dönemin belirgin gelişmeleri arasında yer alıyor. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısının ardından bu sürecin hızlandığı belirtiliyor.
Netanyahu hükümeti yerleşimcilere binlerce ateşli silah dağıttı. Bazı aşırıcı yerleşimciler, bölgede kendilerini güvenliği sağlayan bir otorite gibi konumlandırıyor. Filistinliler bu kişiler tarafından gözaltına alınabiliyor, tehdit olarak görülen kişiler öldürülüyor ve aileler yaşadıkları yerlerden sürülüyor.
Associated Press’in (AP) haberine göre, 7 Ekim saldırısı seçim gündeminde önemli bir yer tutsa da kampanya tartışmaları İsrail’in Gazze’deki savaşı yürütme biçimine, Lübnan’ın güneyindeki geniş alanların ve Suriye’nin bazı bölgelerinin işgaline ya da İran’a karşı yürütülen iki savaşa yoğunlaşmıyor. İsrail içinde geniş destek gören bu politikalar yerine adaylar, Netanyahu’nun kişiliği, 7 Ekim’deki güvenlik başarısızlığındaki sorumluluğu, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetinden muaf tutulması ve 2023’te gündeme getirilen yargı reformları üzerinde duruyor.
Eleştirmenler, söz konusu yargı düzenlemelerini İsrail’in demokratik kurumlarına yönelik bir müdahale olarak değerlendiriyor.
Seçim tartışmalarında Netanyahu’nun siyasi mirası
İki ana seçim bloğunda da işgal altındaki Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini destekleyen ve Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan partiler belirleyici konumda. Barış sürecinin yeniden canlandırılmasını savunan güçlü bir siyasi seçeneğin bulunmaması, seçim sonrasında Filistin meselesinde köklü bir değişim yaşanacağına ilişkin beklentileri de sınırlıyor.
New York Times yazarı Ezra Klein, seçimler için kaleme aldığı analizde İsrailli Yahudilerin büyük bölümünün dünyaya Netanyahu’nun uzun süredir baktığı perspektiften yaklaştığını belirterek bunu Netanyahu’nun en büyük siyasi kazanımı olarak değerlendirdi. Klein, buna karşılık dünyanın önemli bir bölümünün de artık İsrail’e Gazze’de yaşayan Filistinlilerin gözünden baktığını vurguladı.
Seçmenler sandık merkezlerine giderken tren istasyonlarının duvarlarındaki, çatışmalarda hayatını kaybeden askerlerin fotoğraflarıyla karşılaşacak. Geçen yıl imzalanan ateşkes anlaşması kapsamında son rehinenin de serbest bırakılmasının ardından, rehineleri simgeleyen sarı kurdeleler de seçim ortamının sembolleri arasında yer alıyor.
İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün verilerine göre, İsrailli Yahudilerin yaklaşık yüzde 68’i, 7 Ekim saldırısına ilişkin tutumlarının oy verecekleri partiyi belirlemede temel bir etken olduğunu belirtti. Filistinli Arap azınlıkta ise bu olayların oy verme kararında önemli rol oynadığını söyleyenlerin oranı yüzde 32’de kaldı.
Netanyahu güvenlik başarısızlığının sorumluluğuyla karşı karşıya
İsrail’de diğer tüm başbakanlardan daha uzun süre görev yapan Netanyahu, 7 Ekim saldırısına giden süreçte ve saldırı sırasında yaşanan başarısızlıkların sorumluluğunu güvenlik yetkililerine yüklemeye çalışıyor. Netanyahu aynı zamanda İsrail’in Hamas, Hizbullah ve İran’a karşı elde ettiği askerî başarıları öne çıkarıyor.
Eleştirmenleri ise Netanyahu’yu sorumluluktan kaçmakla suçluyor. Netanyahu’nun saldırıyla ilgili resmî bir soruşturma komisyonunun kurulmasını engellediğini, rehinelerin geri getirilmesi için daha erken bir tarihte anlaşmaya varamadığını ve İsrail’in karşı karşıya olduğu güçlerden hiçbirine karşı kesin bir zafer elde edemediğini savunuyorlar.
Kamu yayıncısı KAN’ın anketinde muhalefet blokunun 52, Netanyahu’yu destekleyen partilerin ise 50 sandalye kazanacağı öngörülüyor. Diğer araştırmalarda farklı sonuçlar ortaya çıkarken, hiçbir bloğun tek başına hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyeye ulaşacağına ilişkin kesin bir tablo bulunmuyor.
Bu tablo, seçim sonrasında hükümetin kim tarafından kurulacağı kadar hangi partilerin bir araya gelebileceğini de önemli hale getiriyor. Öne çıkan sekiz olası senaryo şöyle:
1. Netanyahu yeniden hükümet kurabilir
Netanyahu’nun partisi Likud, anketlerde muhalefetin gerisinde görünse de seçim sonrasında yeni bir koalisyon kurarak iktidarını sürdürebilir.
Netanyahu’nun geleneksel müttefikleri arasında aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in liderliğindeki Yahudi Gücü Partisi ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi bulunuyor. Ultra-Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri de hükümetin kurulmasında kritik rol oynayabilir.
Bu partilerin desteğiyle parlamentoda yeterli çoğunluk sağlanması durumunda Netanyahu yeniden başbakan olabilir. Dolayısıyla Likud’un tek başına en fazla sandalyeyi kazanamaması, Netanyahu’nun hükümet kurma ihtimalini ortadan kaldırmıyor.
2. Muhalefet çoğunluk hükümeti kurabilir
Netanyahu karşıtı partiler, seçim öncesinde iktidarı değiştirme hedefi doğrultusunda siyasi işbirliğini artırdı.
Eylül ayının sonunda Yashar, Demokratlar, Yisrael Beytenu ve Birlikte ittifakı arasında Netanyahu’nun iktidarına son vermeyi hedefleyen bir anlaşma yapıldı.
Muhalefetin başbakanlık için öne çıkan isimlerinden biri, eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot. Eski Başbakan Naftali Bennett de olası başbakan adayları arasında yer alıyor.
Ancak muhalefetin seçimlerde yeterli sayıda sandalye kazanması tek başına hükümet kurması için yeterli olmayabilir. Partilerin seçim sonrasında ortak bir koalisyon üzerinde anlaşması ve parlamentoda gerekli desteği sağlaması gerekiyor.
3. Filistinli partiler hükümetin kaderini belirleyebilir
İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Filistinli yurttaşları temsil eden partiler, seçim sonrasındaki hükümet görüşmelerinde belirleyici konuma gelebilir.
Birleşik Liste ve Ra’am’ın parlamentoda önemli sayıda sandalye kazanması bekleniyor. Ra’am lideri Mansur Abbas, muhalefetin hükümet kurabilmek için desteğe ihtiyaç duyması halinde koalisyona katılmaya açık olduğunu belirtti.
Ra’am, 2021’de Naftali Bennett liderliğindeki koalisyona katılarak İsrail’de hükümet ortağı olan ilk Arap liderliğindeki parti olmuştu.
Bununla birlikte, Gadi Eisenkot dahil bazı muhalefet liderleri Filistinli partilerle koalisyon kurulmasına karşı çıkıyor. Bu tutum, Netanyahu karşıtı partiler seçim sonrasında yeterli sandalye sayısına yaklaşsa bile hükümet kurma sürecini zorlaştırabilir.
Bu modelde hükümet, koalisyona doğrudan katılmayan partilerin dışarıdan desteğiyle görev yapabilir. Filistinli partilerin oluşturduğu Birleşik Liste, Netanyahu karşıtı bir hükümete belirli koşullar altında dışarıdan destek verebileceğini açıkladı.
Ancak dış desteğe dayanan bir hükümetin güvenoyu alması ve önemli yasa tasarılarını parlamentodan geçirmesi, destek veren partilerle yapılacak anlaşmalara bağlı olacak. Bu durum, azınlık hükümetinin siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya kalma riskini artırabilir.
5. Ulusal birlik hükümeti kurulabilir
Seçim sonrasında ortaya çıkabilecek bir diğer seçenek, farklı siyasi blokların aynı hükümette yer aldığı ulusal birlik koalisyonu.
İsrail’de geçmişte savaş, güvenlik krizleri ve siyasi tıkanıklık dönemlerinde benzer hükümetler kuruldu. Netanyahu ile Benny Gantz, 2020’de uzun süren siyasi belirsizliğin ardından birlik hükümeti oluşturmuştu. Ancak bu koalisyon bir yılını doldurmadan dağıldı.
Gantz, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından kurulan savaş dönemi acil durum hükümetine de katılmıştı.
Yeni seçimlerin ardından farklı siyasi blokların bir araya gelmesi, hükümetin kurulmasını sağlayabilecek seçeneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte, partilerin güvenlik politikaları, yargı reformları ve Filistin meselesi gibi konulardaki ayrılıkları böyle bir koalisyonun önünde engel oluşturabilir.
6. Başbakanlık görevi dönüşümlü yürütülebilir
İsrail’de geçmişte uygulanan modellerden biri de koalisyon ortaklarının başbakanlık görevini belirli sürelerle dönüşümlü olarak üstlenmesi.
Netanyahu ile Gantz, 2020’de bu yönde anlaşmaya vardı. Ancak hükümet, Gantz’ın başbakanlık görevini devralmasından önce dağıldı.
Naftali Bennett ile Yair Lapid de 2021’de benzer bir anlaşma yaptı. Bennett hükümetinin parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesinin ardından Lapid, 2022’de geçici başbakanlık görevini üstlendi.
Seçim sonrasında tarafların tek bir başbakan adayı üzerinde uzlaşamaması durumunda benzer bir güç paylaşımı anlaşması gündeme gelebilir. Böyle bir modelin hayata geçirilmesi, koalisyon ortaklarının görev süreleri ve hükümet programı üzerinde anlaşmasına bağlı olacak.
7. Aynı siyasi bloktan farklı bir başbakan çıkabilir
Koalisyon görüşmelerinin tıkanması halinde partiler, Netanyahu veya muhalefetin önde gelen liderleri dışında başka bir isim üzerinde uzlaşabilir.
İsrail’de başbakan doğrudan halk tarafından seçilmiyor; hükümeti kuracak kişinin parlamentodaki çoğunluğun desteğini sağlayabilmesi gerekiyor. Bu nedenle aynı siyasi bloktan başka bir milletvekilinin başbakanlık görevini üstlenmesi mümkün.
Bu senaryo özellikle Netanyahu’nun başbakanlığına karşı çıkan, ancak sağ partilerle koalisyon kurmaya açık olan siyasi aktörlerin tutumuna bağlı olabilir. Böyle bir uzlaşma, Netanyahu’nun görevden ayrılmasını sağlarken mevcut sağ siyasi çizginin hükümette ağırlığını korumasına da olanak tanıyabilir.
8. Hükümet kurulamazsa yeniden seçime gidilebilir
İsrail’de hiçbir siyasi liderin yeterli parlamento desteğini sağlayamaması durumunda ülke yeniden genel seçime gidebilir.
İsrail, 2019 ile 2022 yılları arasında siyasi partilerin istikrarlı bir hükümet kurmakta zorlanması nedeniyle beş kez genel seçim düzenledi. Benzer bir siyasi tıkanıklığın yaşanması halinde Netanyahu, yeni hükümet göreve başlayana kadar geçici başbakan olarak görevini sürdürebilir.
Son anketler, seçimlerin yalnızca Likud ile Yashar arasındaki rekabetten ibaret olmadığını gösteriyor. Aşırı sağcı, ultra-Ortodoks ve Filistinli partilerin kazanacağı sandalyeler, hükümet kurma görüşmelerinin seyrini etkileyebilir.
Seçim sonucunda hangi partinin daha fazla sandalye kazanacağı kadar, bu partilerin seçim sonrasında nasıl ittifaklar kuracağı da önem taşıyor. Netanyahu’nun iktidarını sürdürmesi, Eisenkot liderliğinde bir muhalefet hükümetinin kurulması, farklı blokların bir araya gelmesi veya yeni bir seçime gidilmesi olasılıkları, İsrail’in siyasi geleceğine ilişkin başlıca senaryolar arasında yer alıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Ekim 2026 16:01 · Kaynak: ilketv.com.tr