Habermetrik
← Ana Sayfa
Diyarbakır/Hani 09 Ekim 2026 14:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Herkes bir gün o ateşle yüzleşecek! Tabii söndürmezsek

Herkes bir gün o ateşle yüzleşecek! Tabii söndürmezsek
Görsel kaynağı: merhabayozgat.com

Hani bir söz vardır: “Ateş düştüğü yeri yakar.” Aslında ne kadar da doğru bir sözdür.
Mesela, yaşadığımız şehirde ya da sevdiklerimizin bulunduğu yerde bir olay meydana geldiğinde hemen merak eder, araştırır, arar ve bilgi almaya çalışırız. Çünkü olay bize yakındır. Ancak aynı olay başka bir şehirde yaşandığında çoğu zaman “Allah yardım etsin” demekle yetinir, birkaç gün sonra da unuturuz.
Sadece şehirlerde değil, ailelerde yaşanan felaketlerde de durum böyledir. Ateş düştüğü yeri yakarken diğer insanlar yalnızca dumanını görür. Belki mağdur olan kişinin yakınıysak o dumanın isi üzerimize siner. Ancak ateşin düştüğü yerde yaşanan acıyı, o ateşin içinde kalanlar kadar kimse hissedemez.
Peki ya söndürmek için el uzatmadığımız o ateş büyürse? Ya bugün başkasının sorunu olarak gördüğümüz meseleler, yarın sırayla hepimizi yakmaya başlarsa?
Çevremizde yaşanan olaylara bir bakın. Yıllardır tekrar eden sorunlar, önüne geçilemeyen felaketler, çözüme kavuşmayan meseleler…
Bir süre konuşuyor, tepki gösteriyor, ardından unutuyoruz. Hatta bazen çözüm bekleyen sorunlara sırtımızı dönüyoruz. Oysa unutulan her sorun ortadan kalkmıyor; bazen yalnızca daha büyük bir sorun hâline gelmek üzere bekliyor.
Bunu anlatan bir hikâye vardır.
“Bir köyde çiftçi ve eşi birlikte yaşarmış. Bir gün evdeki fare, duvardaki bir çatlağın ardından çiftçiyle eşinin fare kapanı kurmaya çalıştığını görmüş. Telaşla bahçeye koşmuş ve hayvanlara seslenmeye başlamış:
“Evde kapan var! Evde kapan var!”
Bahçedeki tavuk başını kaldırıp fareye bakmış ve şöyle demiş:
“Bay Fare, bu senin için ciddi bir sorun olabilir ama beni ilgilendiren bir tarafı yok.”
Fare, bu kez koyuna giderek aynı uyarıyı yapmış. Koyun ise “Üzgünüm Bay Fare, emin ol senin için dua edeceğim” demiş.
Son çare olarak öküze yönelen fare, ondan da yardım alamamış.
Öküz, “Senin için üzüldüm ama bu benim sorunum değil” diyerek yoluna devam etmiş.
Fare, kendisine yardım edecek kimseyi bulamayınca çaresizce geri dönmüş. Artık fare kapanıyla tek başına mücadele etmek zorundaymış.
O gece evden bir ses duyulmuş. Fare kapanı kapanmış. Sese uyanan çiftçinin eşi, karanlıkta kapana doğru ilerlemiş. Ancak kapana bir fare yerine zehirli bir yılanın yakalandığını fark etmemiş. Yılan kadını ısırmış.
Çiftçi, eşini hemen hastaneye götürmüş. Kadın tedavi gördükten sonra eve dönmüş. Eşinin iyileşmesine yardımcı olmak isteyen çiftçi, tavuğu keserek ona tavuk çorbası hazırlamış.
Kadının hastalandığını duyan eş, dost ve komşular ziyarete gelmiş. Çiftçi, misafirlere ikram etmek için bu kez koyunu kesmiş.
Ancak kadın bir süre sonra hayatını kaybetmiş. Cenazeye gelenlere yemek hazırlamak için de çiftçi, bahçedeki öküzünü kesmek zorunda kalmış.
Fare ise bütün bu yaşananları başından sonuna kadar izlemiş.”
Hikâyenin başında fare kapanı yalnızca farenin sorunu gibi görünüyordu. Tavuk, koyun ve öküz kendilerini ilgilendirmediğini düşünmüştü. Ancak hiçbiri, başkasının sorunu olarak gördükleri bir meselenin kendilerini de etkileyebileceğini hesaba katmamıştı.
İşte hayat da bazen böyledir. Bugün başkasının yaşadığı bir haksızlığa sessiz kalır, bir ailenin acısını görmezden gelir, başka bir şehirde yaşanan soruna sırtımızı döneriz. Çünkü o an için kendimizi güvende hissederiz. Fakat hiçbir sorun, yalnızca başkasının başına geldiği için önemsiz değildir.
Bir yerde yaşanan haksızlık karşısında sessiz kalmak, yarın aynı haksızlıkla karşılaşmayacağımız anlamına gelmez. Bir ailenin yaşadığı mağduriyeti görmezden gelmek, benzer bir acının bizim kapımızı çalmayacağının garantisi değildir.
Toplum olmak, yalnızca aynı şehirde yaşamak değildir. Toplum olmak; başkasının derdini anlayabilmek, sorunlar karşısında dayanışma göstermek ve gerektiğinde birlikte hareket edebilmektir. Her sorunu tek başımıza çözemeyebiliriz. Ancak en azından sorunları görmezden gelmeyebilir, mağdur olanların sesini duyurabilir ve çözüm için elimizi taşın altına koyabiliriz.
Çünkü bir sorunun çözülmesi için önce onun varlığını kabul etmek, ardından da birlikte hareket etmek gerekir. Acıyı görmezden gelmek yerine paylaşmayı, sorunları halının altına süpürmek yerine çözmeyi öğrenmek zorundayız.
Aksi hâlde bugün başkasının derdi diye uzak durduğumuz meseleler, yarın bizim derdimiz hâline gelebilir.
Unutmayalım; ateş düştüğü yeri yakar. Ancak zamanında söndürülmeyen ateş büyür ve bir gün hepimizi sarar.
Asıl mesele, ateş kapımıza ulaştığında yardım aramak değil, daha başkasının kapısındayken onu söndürmek için el ele verebilmektir.

Kaynaklar: merhabayozgat.com
Haber metni ve görseller merhabayozgat.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın · Bölge: Diyarbakır/Hani
Yayın: 09 Ekim 2026 14:07 · Kaynak: merhabayozgat.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp