Mekke Anlaşması ne işe yarayacak?
- TRT World Forum 2026'da değerlendirilen Mekke Anlaşması; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan işbirliğiyle Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de yeni güvenlik mimarisi kuruyor
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında şekillenen "Mekke Anlaşması", Orta Doğu'da artan çatışmalar ve sınır aşan krizler karşısında bölgenin yeni güvenlik mimarisi olarak öne çıkıyor. Bu yıl 10'uncusu "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla düzenlenen TRT World Forum 2026'da bir araya gelen uluslararası uzmanlar, söz konusu paktın İsrail'in yayılmacılığını durduracak en güçlü caydırıcı mekanizma olduğunu bildirdi.
Uzmanlara göre anlaşma, başlangıçtaki üçlü yapının ötesine geçerek Lübnan, Suriye ve Mısır gibi ülkeler için de stratejik bir istikrar kalkanı oluşturma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayisi ve askeri kapasitesi, Suudi Arabistan'ın finansal ve endüstriyel gücü ile Pakistan'ın stratejik askeri imkanlarını aynı çatı altında birleştiren girişim, bölge dışı aktörlere olan güvenlik bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.
Özellikle Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin Pakistan'ı ziyaret ederek bu yapıya katılma iradesi göstermesi, paktın Orta Doğu genelinde genişleyeceğinin ilk somut işareti olarak değerlendiriliyor. İSRAİL YAYILMACILIĞINA KARŞI BÖLGESEL CAYDIRICILIK BLOKULübnan'daki İşbirliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından Danya Kulaylat Hatib, Orta Doğu'da uzun süredir hissedilen güvenlik boşluğunun Mekke Anlaşması ile doldurulduğunu belirtti.
Bugüne kadar İsrail'in saldırganlığını durdurmak için yalnızca ABD'nin diplomatik baskısına bel bağlandığını ancak Washington yönetiminin gerekli adımları atmadığını hatırlatan Hatib, bölge ülkelerinin kendi caydırıcı blokunu kurmak zorunda olduğunu ifade etti. Lübnan gibi askeri ve ekonomik kaynakları sınırlı ülkelerin İsrail karşısında tek başına ayakta kalamayacağına dikkat çeken Hatib, "Lübnan ordusunu silahlandırsanız dahi İsrail'e karşı tek başlarına kendilerini koruyamazlar.
Ancak bu paktın parçası olduklarında caydırıcı bir güce kavuşurlar. Paktın kurucu sütunlarının Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve ileride Mısır gibi bölgesel aktörler olması, küçük ülkeler için güçlü bir güvenlik garantisi sunacaktır" dedi.
Hatib ayrıca, gelecekte İran ve Mısır'ın da yapıya dahil olmasıyla İsrail'e tutum değiştirmesi yönünde yeterli pazarlık gücünün oluşacağını kaydetti. TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİSİ GÜCÜ PAKTIN MERKEZİNDESuudi Arabistan'ın eski Beyrut ve İslamabad Büyükelçisi, Uluslararası İran Çalışmaları Enstitüsü (Rasanah) Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Ali Awadh Asseri ise anlaşmanın temel felsefesini "diplomasi, savunma ve caydırıcılık" olarak özetledi.
İttifakın İran dahil hiçbir ülkeyi doğrudan hedef almadığını belirten Asseri, girişimin tamamen savunma odaklı olduğunun altını çizdi. Üç kurucu ülkenin birbirini tamamlayan stratejik üstünlüklerine vurgu yapan Asseri, "Suudi Arabistan büyük ekonomik kaynaklara ve güçlü bir sanayiye sahip.
Türkiye, gelişmiş savunma sanayisi ve güçlü ordusuyla öne çıkıyor. Pakistan da önemli askeri ve stratejik imkanları bünyesinde barındırıyor" ifadelerini kullandı. Asseri, anlaşmanın şu aşamada doğrudan Lübnan'ı kapsamadığını ancak ülkede kamu otoritesi ve reformlar sağlandıkça yabancı yatırımcıların Beyrut'a yeniden yöneleceğini öngördü.
DOĞU AKDENİZ VE LÜBNAN SİYASETİNDE YENİ DÖNEMMekke Anlaşması'nın yarattığı diplomatik iklimin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı krizlerine de çözüm getirmesi bekleniyor. Geçmişte Mısır'ın Türkiye'yi denklem dışı bırakmak amacıyla Yunanistan ile anlaşma yaptığını hatırlatan Danya Kulaylat Hatib, bugün Ankara ile Kahire arasındaki güçlü ilişkilerin Doğu Akdeniz'de ortak bir uzlaşıyı kolaylaştıracağını söyledi.
Türkiye, Suriye, Lübnan ve Mısır'ın aynı paydada buluşmasının enerji ve deniz sınırı tartışmalarını bitirecek zemini hazırladığı vurgulandı. Forum katılımcılarından Dr. Abdullah Musab Şahin de Mekke İttifakı'nın bölgesel güvenliği konjonktürel siyasi kararlardan çıkarıp kurumsal bir işbirliği modeline dönüştürdüğünü ifade etti.
Lübnan'da 2027 yılına yönelik erken seçim tartışmalarının ve devlet dışı silahlı unsurların silahsızlandırılması gündeminin öne çıktığını belirten Şahin, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki güçlü koordinasyonun Beyrut'ta devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesinde yapıcı bir kaldıraç olacağını sözlerine ekledi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 08 Kasım 2026 09:25 · Kaynak: yeniankara.com.tr