Habermetrik
← Ana Sayfa
15 Eylül 2026 23:20
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ankara’nın ortasında cihatçı eğitim: Dört yıl önceki 70 çocuğa ne oldu?

Ankara’nın ortasında cihatçı eğitim: Dört yıl önceki 70 çocuğa ne oldu?
Görsel kaynağı: kisadalga.net

Kısa Dalga’nın 2022’de ortaya çıkardığı Ankara Başpınar’daki bir bodrumda yaklaşık 70 çocuğa cihatçı eğitim verildiği belirlenmiş, adres IŞİD soruşturması kapsamında mühürlenmişti. Devlet çocukların örgün eğitime kazandırılacağını açıkladı; ancak dört yıl sonra aynı kapı yeniden açık, önünde yine çocuklar var. Kısa Dalga’ya ulaşan beş anne de çocuklarının devlet okuluna gönderilmediğini ve çevredeki kapalı eğitim yerlerine götürüldüğünü anlatıyor.

Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala HALE GÖNÜLTAŞ

Ankara’nın Başpınar Mahallesi’nde bir binanın bodrum katında yaklaşık 70 çocuğa kapalı eğitim verildiği Ekim 2022’de ortaya çıktı. IŞİD soruşturması kapsamında mühürlenen dersliklerdeki çocukların örgün eğitime kazandırılması için çalışma başlatıldığı açıklandı. Ancak aradan geçen dört yılda çocukların kaçının okula döndüğü, kaçı hakkında koruma tedbiri alındığı açıklanmadı.

Kısa Dalga’nın Eylül 2026’da ulaştığı 5 anne, çocuklarının son 1 yıldır aynı çevredeki kapalı eğitim yerlerine götürüldüğünü ve devlet okuluna gönderilmediğini anlattı. Aynı tarihte bölgede yapılan gözlemde, 2022’de mühürlenen binanın kapısının yeniden açık olduğu ve önünde çocukların bulunduğu görüldü.

Tarih 11 Ekim 2022, saat 08.40’tı. Ankara’nın Başpınar Mahallesi’ndeki beş katlı binanın bulunduğu sokağa minibüsler birbiri ardına giriyordu. Araçlardan yaşları yaklaşık 6 ile 16 arasında değişen çocuklar iniyor, giriş katındaki kapıdan içeri giriyordu. Bazıları yalnızdı, bazılarını ise anne ve babaları getiriyordu.

Dışarıdan bakıldığında burası sıradan bir iş yeri görünümündeydi. Camların ardı kalın perdelerle kapatılmıştı. Sorulduğunda bir “kitabevi” olduğu söyleniyordu. İçeridekiler ise mekânı “ribat” olarak adlandırıyordu. İslam tarihinde sınır hattında nöbet tutulan yer anlamına gelen “ribat”, cihatçı örgütlerin dilinde mücadele hattında nöbet ve hazırlık yapılan mekânlar için de kullanılıyor.

“Yeğenini arayan bir teyze” kimliğiyle binaya girdiğimizde merdivenlerin başındaki raflarda sıra sıra çocuk ayakkabıları vardı. Aşağıdan çocuk sesleri geliyordu. Bodrum katına inildiğinde, halıların üzerinde 70’e yakın çocuğun oturduğu görüldü.

O tarihte edinilen bilgilere göre çocukların önemli bir bölümü devlet okuluna gönderilmiyordu. Kaynaklar, bazı çocukların babalarının Suriye’de IŞİD saflarında öldüğünü, cezaevinde bulunduğunu ya da Suriye’nin kuzeyindeki kamplarda tutulduğunu anlatıyordu.

Yine Ekim 2022’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, IŞİD’in “kitabevi adı altında kurulan eğitim merkezlerine” yönelik bir soruşturma yürütüyordu. Haberin yayımlanmasının ardından Başpınar’daki adrese polis baskını düzenlendi. Soruşturma kapsamında 20 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, 18 kişi yakalandı. Kayıtlara göre şüpheliler, IŞİD’e ilişkin ders ve sohbetler düzenliyor, örgüt mensuplarının çocuklarını aynı görüş doğrultusunda yetiştirmek amacıyla yasa dışı eğitim faaliyeti yürütüyordu. Aramalarda cihatçı eğitim içerikleri bulundu. Gözaltına alınanlardan, üçü üst düzey IŞİD yöneticisi olmak üzere 11 kişi tutuklandı. Operasyonun ardından Milli Eğitim Müdürlüğü ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri Kısa Dalga ile temasa geçti. Çocukların örgün eğitime kazandırılması için çalışma başlatıldığı bildirildi.

Eylül 2026’da aynı adrese yeniden gidildi. Dört yıl önce polis baskını düzenlenen ve derslikleri mühürlenen binanın kapısı açıktı. Binanın önünde yeniden çocuklar bulunuyordu.

Kısa Dalga’ya ulaşan beş anne de çocuklarının son bir yıldır bu çevredeki kapalı eğitim yerlerine götürüldüğünü ve devlet okuluna gönderilmediğini anlattı. Ancak 2022’de bodrum katında bulunan çocuklardan kaçının örgün eğitime döndüğü ve kaçı hakkında koruma tedbiri alındığı hâlâ bilinmiyor.

Söz konusu adreste kapalı eğitimin sürdüğü bilgisi üzerine geçen hafta aynı binaya yeniden gittim. Dört yıl önce içeri girebildiğim binayı bu kez güvenlik nedeniyle dışarıdan gözlemledim. Çevredeki kişilerin fotoğraf çektiğimi fark etmesi üzerine bölgeden ayrıldım.

2022’de dersliklerin bulunduğu binanın kapısı açıktı. Önünde çocuklar ve yetişkinler vardı. Dört yıl önce bodrumda görülen çocukların en büyükleri bugün yetişkinlik yaşına ulaştı. Ancak binanın önündeki çocukların 2022’de bodrumda bulunan çocuklarla aynı kişiler olup olmadığı bilinmiyor.

İkinci adres Keçiören’e bağlı Bağlum’da. Bağlum Mezarlığı çevresinde, Abdülhakim Arvasi Caddesi’ni kesen sokaklardan birindeki yer dışarıdan çay ocağını andırıyor. Çocukları bu çevredeki yapılara götürülen anneler ile bölgeyi bilen kaynaklar, buranın medrese olarak kullanıldığını ve çocuklara cihatçı Selefi öğreti aktarıldığı bilgisini verdi.

Binanın önünde çocuklar vardı. Yapıyı görebilecek mesafeye yaklaşıldığında çevredeki kişilerin tavırları nedeniyle güvenlik kaygısı doğdu ve bölgeden ayrılmak zorunda kaldım. İçeri giremediğim için çocukların kaç kişi olduğu, yaşları ve içeride ne öğretildiği doğrudan görülemedi.

Geçen hafta gittiğim yerlerden biri de Sincan’daydı. Bir binanın giriş katı. Kalın perdelerle kapatılmış uzun camlı bir alan dikkati çekiyor. Binanın önü kalabalıktı. Yetişkin ve çocuklar vardı. Çevredeki esnafın önemli bölümü konuşmak istemedi. Konuşanlardan bazıları durumdan rahatsız olduklarını söyledi. Bazıları ise çocukları devlet okuluna göndermemenin ailenin inancı ve tercihi olduğunu, dindar çocuklar yetiştirmenin önemli olduğuna dair görüşlerini aktardı. Binanın önünde çocukların görülmesi, onların devlet okuluna gitmediğini göstermiyor. Çocukların okula devam etmediğine ilişkin bilgi ise bu çevredeki eğitim yerlerine çocukları götürülen annelerden geliyor.

Son bir yıl içinde, çocukları bu çevredeki kapalı eğitim yerlerine götürülen ve örgün eğitime devam ettirilmeyen beş anne ayrı zamanlarda bana ulaştı. Beş kadın da çocuklarının devlet okuluna gitmesini istediğini, ancak çocukların babaları tarafından engellendiğini anlattı. Annelerden bazıları, eşlerinin zorlamasıyla uzun süredir çarşaf giydiklerini ve tek başlarına evden çıkmalarına izin verilmediğini söyledi. Çocukların en azından bir bölümünün okul kaydı bulunuyor. Anneler, çocukların kayıtlı oldukları okullardan eve devamsızlık bildirimleri geldiğini anlattı.

Çocuklarını temel eğitime göndermediği gerekçesiyle bir baba hakkında açılan ve takibini sürdürdüğüm dava da bulunuyor.

İlkokul ve ortaokul kayıtları yalnızca anne ya da babanın okul yönetimine başvurmasıyla yapılmıyor. Kimlik ve güncel adres kaydı bulunan çocuklar, yerleşim yeri bilgilerine göre e-Okul sistemi üzerinden adreslerine en yakın okula kaydediliyor. Ortaokula geçişte de kayıt işlemi sistem üzerinden yapılıyor. Çocuk okula hiç gitmese bile sistemde kayıtlı görünebiliyor. Dolayısıyla okul kaydı, çocuğun gerçekten eğitime devam ettiğini göstermiyor.

İlkokul ve ortaokullarda devamsızlıkların e-Okul’a günlük olarak işlenmesi gerekiyor. Devamsızlığı 5, 10 ve 15 güne ulaşan öğrencilerin durumu veliye bildiriliyor. Okulun görevi bildirim göndermekle bitmiyor. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’na göre okul yönetimi, çocuğun neden okula gelmediğini araştırmak ve devamını sağlamaya çalışmak zorunda. Sonuç alınamazsa durumun mülki amire bildirilmesi gerekiyor.

Görüşülen annelerin çocuklarının bir bölümü için eve devamsızlık bildirimleri geldi. Buna rağmen çocuklar örgün eğitime devam ettirilmedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki “Çocuklar Güvende” ekipleri, risk altında olduğu belirlenen çocuklar için hane ziyareti yapabiliyor. Çocuğun okula dönmesi için çalışma yürütülebiliyor, gerekli görülürse eğitim tedbiri istenebiliyor. Ancak e-Okul’a işlenen her devamsızlığın doğrudan bu ekiplere aktarıldığını gösteren bir düzenleme bulunmuyor. Bildirimlerin ardından okul yönetimlerinin, ilçe milli eğitim müdürlüklerinin ve sosyal hizmet birimlerinin ne yaptığı ise bilinmiyor.

Başpınar’daki derslikler ve çocuklar 2022’de doğrudan görüldü. Bağlum ve Sincan’daki yapıların içine girilemedi. Bugün bu yerlerde verilen derslerin içeriğine ilişkin bilgiler, çocukları bu çevredeki yapılara götürülen beş annenin anlatımlarına dayanıyor.

Annelerin anlatımlarına göre dersler Kur’an ve Arapçayla sınırlı değil. Devlet ve kurumları “tağut” olarak anlatılıyor. Devlet okulları da bu düzenin bir parçası olarak gösteriliyor. Tekfir, biat, hicret, şehadet ve cihat aynı eğitim içinde aktarılıyor. Silahlı mücadele dini yükümlülük olarak sunuluyor. Çocuklara itaat etmeleri, azla yetinmeleri ve zor koşullara dayanmaları öğütleniyor.

Annelerin anlattığı eğitimi sıradan dini eğitimden ayıran nokta, devletin “tağut”, toplumun bir bölümünün “kâfir” olarak anlatılması ve silahlı cihadın dini yükümlülük sayılması.

Görüşülen annelerden bazıları, çocuklara ekmek ve yoğurt ya da ekmek ve zeytin gibi sınırlı öğünler verildiğini anlattı. Kadınlar, eşlerinin bunu ekonomik yetersizlikle değil, çocukların azla yetinmeye ve zor koşullara alışması gerektiği düşüncesiyle savunduğunu söyledi. Bazı anneler çocuklara daha fazla ya da farklı yemek vermek istediklerinde eşleriyle tartıştıklarını, bu uygulamaya itiraz ettiklerinde şiddetle karşılaştıklarını anlattı.

Anneler, sorum üzerine çocukların eğitiminde kullanılan kitap ve diğer materyallerin eve getirilmediğini söyledi. Başpınar, Bağlum ve Sincan’da hangi kitapların okutulduğunu doğrudan doğrulamak mümkün değil. Ancak Ankara’da daha önce çocukların eğitim amacıyla bulunduğu adreslerde yapılan aramalarda cihatçı yayınlara ulaşılmış olması önemli bir geçmiş kayıt oluşturuyor.

IŞİD’in Irak ve Suriye’de kurduğu eğitim sisteminde ideoloji yalnızca din derslerinde yer almıyordu. Matematikten İngilizceye kadar müfredatın farklı alanlarına yayılmıştı.

İlkokul düzeyindeki Akîdetü’l-Müslim kitabında dünya tevhid ve şirk, iman ve küfür, Müslüman ve kâfir karşıtlıkları üzerinden anlatılıyordu. Üst sınıflarda tağutu reddetme, tekfir ve cihat öğretisi ekleniyordu.

Matematik sorularında tank, mermi ve silahlar kullanılıyor, İngilizce derslerinde savaşla ilgili sözcüklere yer veriliyordu. Fiziksel hazırlık dersleri ise ilerleyen yaşlarda yakın dövüş ve silahlı hazırlığa uzanıyordu.

Örgütün yayınevi Mektebetü’l-Himme klasik Selefi metinleri de yeniden bastı. Bu eserlerin okunması ya da bulundurulması tek başına IŞİD bağlantısı göstermiyor. IŞİD’in eğitim sisteminde belirleyici olan, bu metinlerin tekfir, tağut, örgüte bağlılık ve silahlı cihat öğretisiyle birlikte okutulmasıydı.

2021 yılında Ulucanlar’da “kadın mescidi” olarak kullanılan yere baskın yapan polis 27 çocuğa ulaştı. Aynı adreste Selefin Ahlakı, Cihad Menhecine Dair, Şehadet Yolunda Cihad Erleri ve Abdullah Azzam imzalı Kayıp Minare dahil yayınların yanı sıra bir Ebu Hanzala CD’si ile IŞİD bayrağı ve sembollerinin bulunduğu 15 öğrenci karnesi ele geçirildi.

Kitapların hepsi çocuklar için yazılmış değildi. Ancak çocukların eğitim amacıyla bulunduğu yerde cihat, şehadet ve mevcut düzene karşı dini-siyasi mücadeleyi konu alan yayınlar bir aradaydı. Sincan’daki başka bir aramada Halis Bayancuk’a atfedilen Kur’anî Mücahede ve Tebbet Suresi’nin Gölgesinde Cihad Dersleri adlı yayınların ele geçirildiği de 2022’de iddianameye yansıdı.

Etimesgut’ta eğitim yeri olarak kullanıldığı tespit edilen başka bir adrese düzenlenen polis operasyonunda ise sınıf olarak değerlendirilen alanda 60 çocuk bulundu. İddianamede çocukların 4-7 yaşlarında olduğu, ele geçirilen yayınlar aracılığıyla silahlı cihat ve şehitliğin anlatıldığı, demokrasinin şirk, devletin ise “tağut” olarak gösterildiği bilgisine yer verildi.

Bugün Başpınar, Bağlum ve Sincan için annelerin ve kaynakların anlattığı eğitimde de tağut, tekfir, biat, hicret, şehadet ve cihat kavramları geçiyor. Bu benzerlik bugünkü adreslerle geçmişteki yapılar arasında örgütsel bağ kurmaya yetmiyor. Ancak Ankara’da çocukların bulunduğu eğitim yerlerine ilişkin farklı soruşturmalarda aynı ideolojik dilin tekrarlandığı görülüyor.

Çocukların devlet okuluna gönderilmemesi ve kapalı yerlerde eğitim görmesi başka kentlerdeki IŞİD soruşturmalarında da kayıtlara girdi.

29 Aralık 2025’te Yalova’da üç polisin yaşamını yitirdiği IŞİD operasyonunun ardından yürütülen soruşturmada çocukların eğitimi de incelendi. Emniyet kayıtlarına göre İlim ve Takva çevresindeki bazı aileler çocuklarını devlet okullarına göndermiyor, küçük çocuklara mescitlerde eğitim veriyordu. Devlet yöneticileri ve Cumhuriyet rejimi için “tağut” kavramının kullanıldığına ilişkin ifadeler de kayıtlarda yer aldı.

19 Mayıs 2026’da İstanbul merkezli üç ilde yürütülen başka bir soruşturmada küçük çocuklara IŞİD ideolojisi doğrultusunda eğitim verildiği açıklandı. Savcılığa göre Sultanbeyli, Kartal ve Sancaktepe’deki yasa dışı dernek ve mescitlerde cihat üzerine radikal söylemler aktarılıyor, devletin İslami hükümlere göre yönetilmediği anlatılıyordu.

Ankara, Yalova ve İstanbul’daki yapılar arasında örgütsel bağ bulunduğuna ilişkin bir bulgu yok. Ancak üç soruşturmada da aynı tablo var: Çocuklar devlet okulundan uzak tutuluyor, eğitim mescitlere ve kapalı çevrelere taşınıyor.

Bazılarının babaları Suriye’ye giderek IŞİD’e katıldı. Ölenler, cezaevinde bulunanlar ve uzun süredir haber alınamayanlar var. Bazı çocuklar Suriye’de yaşadı. Ailesi tarafından götürülenler, IŞİD kontrolündeki bölgelerde doğanlar, Bağuz’un ardından anneleriyle El Hol’e götürülenler ve daha sonra Türkiye’ye dönenler bulunuyor.

Kaynaklar: kisadalga.net
Haber metni ve görseller kisadalga.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Trafik
Yayın: 15 Eylül 2026 23:20 · Kaynak: kisadalga.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp