Bakırhan: Hasta tutuklular neden hala cezaevinde?
- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Balgat’ta bulunan genel merkezindeki Parti Meclisi (PM) toplantısının açılışında konuştu
Partisinin PM toplantısı açılışından konuşan Tuncer Bakırhan, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren hasta tutsak Tuncer Sağlam'ın ağır hastalıklarına rağmen tahliye edilmediğini belirterek, "Hasta tutsaklar neden halâ içeride" diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Balgat’ta bulunan genel merkezindeki Parti Meclisi (PM) toplantısının açılışında konuştu.
Bakırhan, konuşmasına Etlik Şehir Hastanesi'nde tedavi gören ve bu sabah yaşamını yitiren hasta tutsak Tuncer Sağlam'ın durumuna dikkat çekerek, "Bugün bir tutsak arkadaşımız daha yaşamını yitirdi. İnandırıcı olamayaşımızın sebeplerinden biri de budur” dedi.
Sağlam'ın ailesi ve yakınlarına başsağlığında bulunan Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yetkililere sesleniyorum. Bu son olsun. Hasta tutsaklar neden halâ içeride? Parti Meclis üyemiz Nesrin Aslan'ı da kaybettik. Yol arkadaşlarımız, değerli Parti Meclisi üyelerimize de başsağlığı diliyorum."
'DEMOKRATİK VE EKONOMİK TALEPLER ORTAKLAŞTI'
Önemli bir süreçte toplandıklarını belirten Bakırhan, "Dünyanın her yerinde ekonomik ve demokratik talepler ortaklaştı. Hem oy kullananlar tarafından hem sokakta direnenler tarafından dile getirildi. Belki ilk defa dünya halklarının ve emekçilerinin talebi böylesine ortaklaşıyor.
Ekmek, Adalet ve Bütçe çalışmalarımızda gittiğimiz her yerde aşağı yukarı aynı şeyleri dile getiriyorlar. Bu taleplere kulak vermek gerekiyor. Bu taleplerin yerine gelmesi de iktidarın ve siyasetin bir görevidir. Dünyanın her yerinde adalet, eşitlik, ekonomide adil bir için mücadele edenlerin bu taleplerinin karşılanması için mücadele edeceğimizi belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Krizlerden çıkış yolunun Barış ve Demokratik Toplum Süreci olduğunu vurgulayan Bakırhan, "Bu ülkenin en ağır giderleri savaşa, çatışmaya ve silaha gitti. Resmi rakamlara göre 2,5 trilyon dolara yakın para harcandığı söyleniyor.
Gayri resmî rakamlara göre bu miktar 3 trilyon dolara çıkıyor. Dolayısıyla süreç başarıya ulaşırsa barınma, yoksulluğun giderilmesi, esnafımızın ve tarımla uğraşan halkımızın dile getirdiği taleplerin birçoğunu karşılama şansımız var.
Bu sürecin görünmeyen kazançları da var. Çatışma sürdükçe siyaset daralıyor, iktidar zora başvuruyor, yargı sopaya dönüştürülüyor, hukuk ortadan kaldırılıyor ve siyaset alanı gittikçe daraltılıyor.” dedi.
Sürecin başarıya ulaşması hâlinde demokratik bir zeminde siyasi partilerin daha rahat siyaset yapabileceği bir ortamın ortaya çıkabileceğini ifade eden Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu süreç hepimizin sürecidir. Sürecin ilerlemesi halinde iktidar da mecburen adım atmak durumunda kalacak.
Süreç bu kadar önemliyken, önemine denk düşen bir yaklaşım ve ağırlık henüz ortada yok. Bunu sadece iktidar için değil, hepimiz için söylüyorum. Kendisine muhalifim diyen tüm zeminlere buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Bu süreç hepimizindir.
Başarıya ulaşması hepimizin yaşamını düzenleyecekse bu meselede ortak bir sorumluluk almamız gerektiğini belirtmek istiyorum.”
' KÜRT MESELESİ BİR GÜVENLİK DOSYASI DEĞİL'
Adımlar atılmadıkça sürece ilişkin umutların yerini kaygıya bıraktığını dile getiren Bakırhan, “Sürece güveni ve desteği artıran adımların iktidar tarafından atılması gerektiğini belirtmek istiyorum. Devlet bu meseleye ‘güvenlik’ penceresinden yaklaşmamalı.
Kürt meselesi bir güvenlik dosyası değil. Demokratikleşme meselesi bir güvenlik dosyası olarak görülmemelidir. Bu süreç Türkiye için çıkış yoludur. Bu fırsat değerlendirilmelidir. Bu sürecin pedallarının bir tarafını Kürtlere, bir tarafını iktidara bırakmamak gerekiyor” ifadesinde bulundu.
Federe Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasi krize değinen Bakırhan, şunları söyledi: “Federe Kürdistan Bölgesi'nde parlamento toplandı. YNK ve Yeni Nesil toplantıya katılmadı. Onlarsız bir toplantı gerçekleştirildi. Daha sonra YNK, bölgesel hükümetten çekildiğini açıkladı. Böylece ikili idare tehlikesi yeniden ortaya çıktı.
2000'lerin başında da aynı sorunlar vardı. Kürtler bir türlü ortak bir şey oluşturamıyor. Zaten başımıza gelen en büyük belalar da bundan kaynaklanıyor. Bu ikili idare tehlikesini üzüntüyle izliyoruz. Bir Kürt olarak, bir devrimci olarak üzüntü duyuyorum.
Bu konuda Federe Kürdistan Bölgesi yöneticilerine samimi bir sitemimiz ve açık bir çağrımız var; Ortadoğu, tarihinin en tehlikeli dönemlerinden geçiyor. Güç dengeleri yeniden kuruluyor ve Kürtlerin geleceğini ilgilendiren meseleler de yeniden masaya yatırılıyor ve şekilleniyor.
Böyle bir ortamda bu tablo kabul edilemez. Kürt bölgesinin fiilen iki ayrı siyasi alana bölünmesi hangi Kürt'ün hakkını koruyacak? Ayrılık, Kürt halkını güçlendirmez. Aksine, Kürtler kendi içerisinde zayıfladıkça merkezi yönetime karşı müzakere gücü de zayıflar.
Asıl mesele makamlar olmamalı; yılların mücadelesiyle elde edilen kazanımlar ve değerler olmalıdır. DEM Parti olarak Kürtlerin demokratik ulusal birliğini savunuyoruz. Bu birlik, bir halkın geleceği meselesidir. Bugün yeni bir anlaşma yapılsın, yeni bir demokratik ortaklık sözleşmesi imzalansın.
Bu konuda da üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getireceğiz. Kürtler, masaya oturmanızı ve konuşmanızı bekliyor" diye konuştu.
Bakırhan'ın konuşmasının ardından, DEM Parti Meclisi toplantısı başladı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Yozgat/çekerek
Yayın: 07 Kasım 2026 10:55 · Kaynak: hbrcaldiran.com, amidahaber.com