Habermetrik
← Ana Sayfa
İzmir 17 Eylül 2026 05:10 · Güncelleme 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ekrandaki mafya, sokaktaki çocuk

Ekrandaki mafya, sokaktaki çocuk
Görsel kaynağı: gazeteyenigun.com.tr
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Bir çocuğun ilk cinayetini 11 yaşında işlemesi normal değildir. Bu cümleyi kurmak bile insanın içini ürpertiyor. Çünkü çocukluk dediğimiz dönem oyunla, eğitimle, merakla ve geleceğe dair hayallerle anılması gereken bir dönemdir. Bir çocuğun eline kalem yerine silahın, kitap yerine şiddetin, umut yerine nefretin geçmesi yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda toplumsal bir başarısızlıktır.
Son yıllarda televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda mafya hikâyeleri hiç olmadığı kadar görünür hale geldi. Suç örgütleri, infazlar, hesaplaşmalar, intikam sahneleri ve silahlı çatışmalar birçok yapımın temel konusu haline dönüştü. Elbette sanatın görevi hayatın her yönünü anlatmaktır. Suç da anlatılır, savaş da anlatılır, kötülük de anlatılır. Sorun bunların anlatılması değil; nasıl anlatıldığıdır.
Bugün birçok yapımda mafya liderleri yalnızca suç işleyen karakterler olarak değil, aynı zamanda karizmatik, güçlü, zengin ve saygı duyulan figürler olarak sunuluyor. Kullandıkları arabalar, yaşadıkları villalar, giydikleri kıyafetler ve çevrelerinde oluşan hayranlık atmosferi, özellikle kimlik arayışı içindeki gençler üzerinde güçlü bir etki yaratabiliyor. Hikâyelerin merkezine çoğu zaman suçun mağdurları değil, suçun failleri yerleştiriliyor.
Toplum olarak uzun zamandır tehlikeli bir çizgide yürüyoruz. Bir yandan çocukların şiddete yönelmesinden, okul çağındaki gençlerin suç örgütleriyle ilişki kurmasından, sosyal medyada silahlı fotoğrafların özendirilmesinden şikâyet ediyoruz. Diğer yandan ekranlarda şiddeti ve güç ilişkilerini eğlence malzemesi haline getiren içeriklerin milyonlarca kişiye ulaşmasını olağan karşılıyoruz. Elbette hiçbir çocuk yalnızca bir dizi izlediği için suç işlemez. Bir cinayetin, bir şiddet eyleminin ya da bir suça yönelişin arkasında yoksulluk, eğitim eksikliği, aile içi sorunlar, sosyal çevre, ekonomik eşitsizlikler ve psikolojik etkenler gibi birçok neden bulunur. Ancak medya içeriklerinin bireylerin dünyayı algılama biçimini etkilediği de yıllardır iletişim bilimciler tarafından ortaya konulan bir gerçektir.
Çocuklar ve gençler gördüklerinden öğrenir. Özellikle eleştirel düşünme becerilerinin henüz gelişmediği yaşlarda ekrandaki karakterlerle özdeşleşme eğilimi yüksektir. Kahraman olarak sunulan kişinin yöntemleri zamanla meşrulaşabilir. Eğer bir karakter her sorunu silahla çözüyor, korku salarak saygı görüyor ve sonunda ödüllendiriliyorsa, verilen mesaj yalnızca senaryonun sınırları içinde kalmayabilir.
Tam da bu noktada denetim mekanizmalarının rolü tartışmaya açılıyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun temel görevlerinden biri çocukları ve gençleri zararlı içeriklerden korumaktır. Ancak yıllardır kamuoyunda farklı bir eleştiri dile getiriliyor: RTÜK'ün bazı konularda oldukça hızlı ve sert davranırken, şiddet içeriklerinin yaygınlaşması konusunda aynı hassasiyeti göstermediği yönünde görüşler bulunuyor.
Ekranlarda bir sigara görüntüsü saniyeler içinde bulanıklaştırılırken, uzun silahlı çatışma sahnelerinin saatlerce yayınlanabilmesi dikkat çekici bir çelişki olarak görülüyor. Küfürler sansürleniyor ancak şiddetin kendisi çoğu zaman olağan bir anlatım unsuru gibi sunuluyor. Oysa toplumları dönüştüren yalnızca sözcükler değil, görüntülerdir de.
Bugün sosyal medyada mafya karakterlerinin sözleri rekorları kırıyor. Gençler dizilerdeki karakterlerin yürüyüşlerini, konuşma biçimlerini ve tavırlarını taklit ediyor. Güç, hukuk içinde başarı elde etmekle değil, korku yaratmakla ilişkilendiriliyor. Bu durum yalnızca televizyon ekranlarının sorunu değil; aynı zamanda eğitim sisteminin, aile yapısının ve kültürel iklimin de sorunu. Asıl tehlike ise şiddetin sıradanlaşmasıdır. İnsan zihni sürekli maruz kaldığı görüntülere karşı zamanla duyarsızlaşır. Bir süre sonra silah sesleri, cinayet haberleri ve ölüm görüntüleri olağan görünmeye başlar. Toplumsal vicdanın aşınması da tam olarak böyle gerçekleşir. Önce şaşırırız, sonra alışırız, en sonunda ise görmezden geliriz.
Bir toplumun geleceğini belirleyen şey çocuklarına ne öğrettiğidir. Eğer çocuklara emeğin, bilimin, sanatın ve dayanışmanın değerini anlatmak yerine; güç sahibi olmanın en kısa yolunun korku yaratmak olduğu mesajını verirsek, sonuçlarından da kaçamayız. Çünkü ekranlarda üretilen kültür bir süre sonra sokağın gerçeğine dönüşebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca bir dizi ya da birkaç karakter değildir. Mesele, hangi değerlerin görünür kılındığıdır. Mesele, çocukların ve gençlerin önüne nasıl rol modeller koyduğumuzdur. Mesele, şiddetin ve suçun bir eğlence unsuru haline gelmesine ne kadar sessiz kaldığımızdır.
Belki de artık sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımızın geleceğinde bilim insanları mı, öğretmenler mi, sanatçılar mı, gazeteciler mi kahraman olacak; yoksa silah taşıyan, korku yayan ve suçtan beslenen karakterler mi? Bu sorunun cevabı yalnızca ekranları değil, yarının Türkiye'sini de şekillendirecek.

Kaynaklar: gazeteyenigun.com.tr
Haber metni ve görseller gazeteyenigun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: İzmir
Yayın: 17 Eylül 2026 05:10 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp