Almanya'daki Türk Göçünün 65 Yılı: İlk Kuşak Dönüşümü Anlattı
- Türkiye ile Almanya arasında 1961 yılında imzalanan İşgücü Anlaşması'nın 65
- yılı geride kalırken, ülkeye ilk gelen Türk işçiler kalıcı bir toplumsal dönüşümün hikayesini anlatıyor
Türkiye ile Batı Almanya arasında 30 Ekim 1961 tarihinde imzalanan İşgücü Anlaşması, iki ülke arasındaki göç tarihinin dönüm noktası oldu. 1950'lerdeki hızlı ekonomik büyüme sonrası iş gücü açığı yaşayan Almanya, İtalya, İspanya ve Yunanistan'ın ardından Türkiye'den de işçi alımına başladı.
Başlangıçta geçici bir çözüm olarak planlanan bu göç hareketi, 23 Kasım 1973'te yabancı işçi alımının durdurulmasına rağmen aile birleşimleri ve yeni nesillerin yetişmesiyle kalıcı bir yapıya büründü. Almanya Federal İstatistik Dairesi verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla ülkede yaklaşık 2,6 milyon Türkiye kökenli birey yaşamını sürdürüyor.
Bu nüfusun yüzde 72'lik büyük bir kısmı Kuzey Ren-Vestfalya, Baden-Württemberg, Bavyera ve Hessen eyaletlerinde yoğunlaşıyor. Özellikle Kuzey Ren-Vestfalya, yüzde 32 ile en fazla Türk vatandaşının ikamet ettiği bölge konumunda bulunuyor.
Çalışma çağındaki (15-64 yaş) Türkiye kökenlilerin yüzde 61'i ise aktif olarak istihdam piyasasında yer alıyor. Almanya'ya ilk kuşak olarak gelenlerden 77 yaşındaki İbrahim Sunar ve 90 yaşındaki Kadir Akyüz, yaşadıkları süreci ve toplumsal değişimi paylaştı.
1973'te Almanya'ya giden öğretmen İbrahim Sunar, o dönemde yerel halkla kurulan iletişimin oldukça güçlü olduğunu ve kendilerini toplumun bir parçası hissettiklerini belirtti. Ancak Sunar, Almanya'nın yeniden birleşmesi sonrası dönemde refah seviyesinin düştüğünü, günümüzde ise ekonomik zorlukların ve sosyal hayattaki önyargıların arttığını vurguladı.
İş hayatında karşılaştığı zorluklara değinen Sunar, Almanya'nın birleşme sürecinde yabancı çalışanların işten çıkarılmasıyla karşı karşıya kaldığını ve hukuki süreçlerde ayrımcılık hissettiğini ifade etti. 1963 yılında Almanya'ya yerleşen Trabzonlu Kadir Akyüz ise dil bariyerini aşmak için büyük çaba sarf ettiğini ve zamanla Almanca öğrenerek çalışma hayatında tercümanlık yapmaya başladığını anlattı.
Her iki isim de ilk geldiklerinde Türkiye'ye dönme planları yaparken, çocuklarının eğitimi ve ailevi nedenlerle Almanya'da kalıcı olduklarını belirtti. İlk kuşak temsilcileri, Almanya'da yetişen genç nesillerin kültürel kimliklerini korumaları konusunda ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü savunuyor.
Özellikle evde Türkçe konuşulmasının ve çocukların eğitimine özen gösterilmesinin, kültürel mirasın devamlılığı için hayati olduğunu vurguluyorlar. Bugün Almanya'da ilk kuşaktan yaklaşık 125 bin kişi yaşamını sürdürürken, bu topluluk hem Türkiye ile Almanya arasındaki köprü vazifesini hem de ülkenin ekonomik kalkınmasındaki tarihi rollerini temsil etmeye devam ediyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 30 Ekim 2026 08:04 · Kaynak: rss.haberler.com