Ordulu İletişimci-Yazar Yeni Kitabını Çıkardı
- Bir Dönemin Panoraması 374 Sayfada Toplandı"Yazıya dökülen söz, geleceğin dünyasına atılmış tohumdur" yaklaşımıyla hazırlanan 374 sayfalık eser; 1996 ile 2012 yılları arasındaki 16 yıllık dönemi kapsıyor
Ordulu iletişimci-yazar ve Basın İlan Kurumu Adana Bölge Müdürü Dr. Çetin Oranlı’nın kaleme aldığı "Sözün Ardı - İz Bırakan Söyleşiler" adlı eseri, genişletilmiş ikinci baskısıyla yeniden okurlarla buluşuyor. İlk baskısı 2017 yılında yapılan ve Oranlı’nın yayımlanan 6 kitabından ikincisi olan eser, gazetecilik mesleği boyunca gerçekleştirdiği 200’den fazla derinlikli mülakattan seçilen 32 özel söyleşiyi bir araya getirerek Türkiye'nin yakın tarihine ayna tutuyor.
Bir Dönemin Panoraması 374 Sayfada Toplandı "Yazıya dökülen söz, geleceğin dünyasına atılmış tohumdur" yaklaşımıyla hazırlanan 374 sayfalık eser; 1996 ile 2012 yılları arasındaki 16 yıllık dönemi kapsıyor. Kitap; Siyaset, Kültür-Sanat ve Hayat olmak üzere üç ana başlık altında kurgulanırken, Türkiye’nin bürokrasisine, fikir dünyasına ve sanat hayatına yön vermiş pek çok simayı bir araya getiriyor.
Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dersler de veren Dr. Çetin Oranlı; Gazetecilik, Demir Kepenkli Ev, Ruha Dokunan Patiler, Ruha Dokunan İnsan Öyküleri ve Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir Adana isimli kitaplarının ardından gelen bu yeni baskının, Çimke Yayınları etiketiyle tüm kitap platformlarında satışa açılacağını bildirdi.
Eserde merhum vali Recep Yazıcıoğlu’ndan Kâmran İnan’a, Hasan Celâl Güzel’den Korkut Özal’a, Gülten Dayıoğlu’ndan Alberto Rondalli’ye kadar alanında iz bırakan 32 ismin tespitleri yer alıyor.
Kitabın sayfalarında yer alan ve Türkiye’nin temel meselelerine ışık tutan tarihi söyleşilerden öne çıkan değerlendirmeler şu şekilde aktarılıyor:
"Türkiye’nin en önemli sorunu,'bana ne hastalığı'dır. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes'bana ne' diyor. Diğer önemli sorunlar;'herkes kurallara uysun ben de uyayım','kimse çalmasın, ben de çalmayayım' anlayışıdır. Ondan sonra; yüksek sesle düşünmemek, söylenmek ama söylememektir. Bir de,'Benim doğrum, tek doğrudur' anlayışı var."
"Türkiye, gelecek yüzyılın vazgeçilmez enerji koridoru durumunda bir memlekettir. Bu bakımdan kozlarımız ve imkânlarımız çok büyüktür. Günün birinde büyük olduğunu görmesi ve kabullenmesi, onun icaplarını yerine getirmesi kaçınılmazdır.
Türkiye, bundan böyle devletin onuru ve milli menfaatlerin gerektirdiği noktada'hayır' diyecektir ve diyebilecek güçtedir."
"Demokrasiyi biçimsel olarak uyguladığınız zaman bir yere varamazsınız. Nitekim Türkiye, bugün kendisi ile medeniyet yarışına, çağdaşlık yarışına çıkan çok ülkeden üzülerek söylüyorum ki geri kalmıştır. Onlar demokraside ileri gittiklerinde ilerlemişler, biz ise demokraside yanlış uygulamalarla iki ileri bir geri, bir ileri iki geri şeklinde çok zaman kaybetmişiz."
İtalyan yönetmen Alberto Rondalli ise kültürlerarası bağa ve Mevlevi felsefesine ilişkin yaklaşımını şöyle özetlemişti:
"Kültürel, tarihi ve dini farklılıklara karşın hakikat; insan olmaktır. İnsanlık paydasında buluşuyoruz. Selimoviç, romanında Mevlevileri tüm insanlığa çok güzel bir şekilde anlatmış. Bu evrensel düşünce dünyasını kendime çok yakın buldum.
Bu hikâye tüm dünyaya ait olabilir diye düşündüm. Dünyaya ait bir hikâye olduğu için, Mevlevi dervişleri'dünya insanı' olduğu için filmini çekmeye karar verdim.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 18:03 · Kaynak: orduolay.com