Yeni Parti Ve Demokrasi Adımı
- “Bir şey yapmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.” Çoğu zaman yaşamın en zor anlarında bize rehberlik eden, çabayı, adım atmayı, umudu, kolektivizmi ve en önemlisi emeği anlatan bu söz, bugün Türk siyasetinin tıkandığı noktada en çok ihtiyaç duyduğumuz pusuladır
“Bir şey yapmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.”
Çoğu zaman yaşamın en zor anlarında bize rehberlik eden, çabayı, adım atmayı, umudu, kolektivizmi ve en önemlisi emeği anlatan bu söz, bugün Türk siyasetinin tıkandığı noktada en çok ihtiyaç duyduğumuz pusuladır. Siyaset, koltukların üzerine kurulup konfor alanı yaratma sanatı değil; aksine zorluklara rağmen yola devam etme cesaretidir.
Geçtiğimiz hafta sonu Yeni Parti, üyelerine dayalı aday belirleme süreciyle genel başkanlık için sandık başına gitti. Sandıktan çıkacak sonuç daha sonra kurultayda delegelerin onayına sunularak nihai genel başkan belirlenecek.
Elbette bu yeni vizyon, uygulamada kimi aksaklıklarla karşılaşmış olabilir. Ancak Türkiye’de parti içi demokrasi kültürü açısından geleceğe umutla bakmamızı sağlayan son derece kıymetli bir adımdır. İlerleyen süreçte Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılacak olası değişikliklerle üyelerin aday belirlemede tek söz sahibi olacağı günler, siyasetin kirlenmiş yüzünü temizleyecektir.
Tabii ki buna lider partileri izin vermek istemez! Koltuğu kapanın bir daha kalkmadığı, her seçim yenilgisi sonrasında türlü bahanelerin üretildiği, dar kadroculuk anlayışının ve parti içi demokrasinin tamamen yok sayıldığı yapılarda elbette eski düzenin sürmesi arzu edilir.
Fakat Yeni Parti, bütün bu zorluklara ve engellemelere karşın inançla, kararlılıkla ve güçlü bir şekilde yolculuğunu sürdürmektedir. Zaten bunu sokakta, meydanlarda ve yapılan anketlerdeki yükselişte açıkça görebiliyoruz.
Geçtiğimiz hafta, mahkemenin butlan kararlarıyla CHP’nin başına geçen yönetim cephesinden dikkat çekici açıklamalar geldi. Parti sözcüsü, “Ayrılanların bizden ne farkı var, aynı şeyleri söylüyor ve savunuyoruz” diyerek bir iddiada bulundu ve hemen ardından “CHP’ye dönüşler başladı!” ezberini yineledi.
Ancak bu söylem, gerçeği yansıtmaktan çok uzak, tamamen umutsuz bir temenniden ibarettir.
Şimdiki yönetimin idaresindeki CHP’ye hiçbir Yeni Partili dönmez, dönemez. Çünkü yaşananları bu taban unutmadı:
CHP Genel Merkezi’ne plastik mermi ve gaz bombasıyla girildiği günlerin utancı hafızalardan silinmedi.
Haklarında henüz hiçbir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları için sarf edilen “Siyasi nedenlerden dolayı hapiste değil” önyargılı sözleri unutulmadı.
Siyasi iktidar ile kurulan söylem ve eylem birliğinin netliği, kamuoyunun gözü önünde duruyor.
Bugün CHP’den yükselen “Bize dönüşler başladı” iddiası, gerçeği yansıtmaktan öte bilinçli bir manipülasyondan ibarettir. Sık sık dile getirilen “baba ocağı” veya “kurucu parti” söylemleri ise içi tamamen boşaltılmış birer ezberden başka bir şey değildir.
Tarih gösteriyor ki; bir fikri, bir hareketi ya da bir ideolojiyi ayakta tutan şey tabelalar, binalar, isimler veya nostaljik unvanlar değildir. Bir fikri yaşatan, hayatın içinde var olan gerçeklikler, ilkeler ve o ilkeler uğruna gösterilen samimi emektir.
Bugün Yeni Parti’nin yaptığı tam da budur: Hiçbir şey yapmamaktansa risk almak, sandığı üyeye götürmek ve siyasette yeni bir yol açmak.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Kocaeli/Karamürsel
Yayın: 08 Kasım 2026 10:59 · Kaynak: kocaelikentgazetesi.com