Birleşik Krallık, çözülen buzlarda yönünü arıyor
- Birleşik Krallığın en eski ve etkili kurumları arasında yer alan Chattam House yayınladığı Arktik makalesinde bölgeye dair Çin ve Rusya’nın varlığına dikkat çekti
CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Uluslararası krizlerin zirveye çıktığı zaman diliminde büyük ölçüde buzlarla kaplı olan Artik’in uluslararası ticarete izin verecek ölçüde çözülmesi devletlerin güvenlik ve ekonomik politikalarına yeni bir boyut kazandırdı. Arktik bölgesi ticaret rotalarının tıkandığı yeni dönemde Asya ve Avrupa ticaretin azalması en önemli fırsat olarak görülüyor.
Çin limanlarından hareket eden gemiler, Bering Boğazı’nı geçerek Rusya’nın kuzey kıyıları boyunca ilerliyor ve Kuzey Avrupa’ya ulaşıyor. Malakka Boğazı, Babülmendep ve Süveyş güzergâhına alternatif bir deniz yolu olan rota sayesinde 35 günlük Avrupa yolculuğu 25 güne inebiliyor.
Arktik bölgesinin güvenlik boyutunda ise bölgeye dair büyük güçlerin rekabeti dikkat çekmekte. Dünyadaki darboğazlara sahip olmak isteyen ABD yönetimi, haftalarca süren gerilimin ardından Grönland ve Danimarka ile eylül ayında anlaşmasına imza attı.
Washington yönetimi bölgede askeri varlığını genişletirken Grönland’da başka ülkelerin askeri varlık göstermesini denetimi altına aldı. Kendisini bir Arktik devleti olarak tanımlayan Rusya ise son on yılda yeni bir Arktik komutanlığı ve yeni Arktik askerî üsleri kurdu.
Soğuk Savaş sonrası kurulan Arktik Konseyi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle görece işlevsiz kalmasının bölgedeki riskleri artırdığı biliniyor.
“Düşük gerilim dönemi sona erdi
Arktik’teki gelişmeleri takip eden ülkeler arasında Birleşik Krallık da dikkat çekmekte. Londra merkezli Chattam House yayınladığı son analizde 15 Ekim’de ilan edilen Birleşik Krallık Arktik Politika Çerçevesi’ni masaya yatırdı.
Analize göre, Birleşik Krallık Arktik’te ağırlık verirken, 2014’te kurulan Ortak Sefer Kuvveti, Norveç silahlı kuvvetleriyle artırılan ortak eğitimler ve 2025’te Oslo ile duyurulan ortak fırkateyn tedarik programı aracılığıyla İskandinav üyeleriyle işbirliğini genişletti. Ocak ayında Kraliyet Deniz Piyadelerinin Norveç’teki konuşlandırılması, yıl boyunca sürecek şekilde genişletildi.
Arktik bölgesinde “düşük gerilim döneminin sona erdiğini” ilan eden belgeye vurgu yapan analizde şu değerlendirmelere yer verildi:
“Birleşik Krallık’ın yeni Arktik stratejisi, caydırıcılığın ve NATO ortaklarıyla birlikte çalışabilirliğin daha da güçlendirilmesine odaklanıyor. Strateji ayrıca Norveç’te eğitim gören İngiliz askerlerinin sayısını 2029’a kadar iki katına çıkararak 2 bine yükseltme taahhüdü içeriyor.
Bu, Birleşik Krallık’ın Kuzey Avrupa’ya yönelik ilgisinde önemli bir değişime işaret ediyor. Strateji, Birleşik Krallık’ın Arktik’teki askerî faaliyetlerini, İzlanda hava sahasının korunmasına yönelik uzun süredir devam eden görevleri, deniz devriyeleri ve buz altı denizaltı konuşlandırmaları ile Arctic Sentry ve Baltic Sentry gibi son dönemdeki NATO girişimleri üzerine inşa ederek, ülkenin “Daha Geniş Kuzey”de artan varlığı bağlamına yerleştiriyor.
Ayrıca Birleşik Krallık’ın 2025 Stratejik Savunma Değerlendirmesi’nde Avrupa’ya yeniden yönelmesini vurguluyor.”
İklim değişikliği küçümsenmemeli
Arktik bölgesindeki bir başka meydan okuma ise iklim değişikliği ile ortaya çıktı. Hem Birleşik Krallık’ın hem de AB’nin stratejileri, iklim değişikliğini Arktik’teki temel sorunlardan biri olarak kabul ediyor. Stratejiler, iklim kriziyle mücadele etmenin aciliyetini net sıfır hedefine ulaşmakla ilişkilendiriyor ve iklimdeki devrilme noktalarının daha iyi anlaşılması gerektiğini vurguluyor.
Chatam House, tarafların iklim değişikliği konusunda somut adımlar atması gerektiğinin altını çizerek şu uyarıda bulundu:
“Birleşik Krallık ve AB stratejilerinin ayrıca, çözümlerin geliştirilmesine ve bu risklere karşı somut koruma sağlanmasına yardımcı olmak için Arktik’teki iklim araştırmaları, ülke içindeki hazırlıklar ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik uluslararası liderlik arasında daha güçlü bağlar kurması gerekiyor. Küresel ısınmanın durdurulması ve Arktik buzlarının korunması, bir güvenlik stratejisinin temel unsurları olarak kabul edilmeli.
Bugün atılacak daha güçlü iklim adımları, ısınan Arktik’le bağlantılı jeopolitik gerilimlerin ve güvenlik risklerinin bir kısmını azaltabilir, hatta önleyebilir. Arktik’teki buzların hızla erimesi; yeni deniz yetki alanı anlaşmazlıkları, kritik mineraller üzerindeki çatışmalar, deniz taşımacılığından kaynaklanan kirliliğin artması, yeni altyapı yatırımlarının çevreye zarar vermesi ve kontrolsüz madencilik ve kaynak çıkarma faaliyetleri riskini artırıyor.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 27 Ekim 2026 11:25 · Kaynak: cgtnturk.com