Tatlı Maya, Taş ve Tüy: Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri #1
- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 63’üncüsü başladı
- Kısa metraj ve uzun metraj filmlere ek olarak belgeseller de festivalde kendine yer buluyor
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 63’üncüsü başladı. Kısa metraj ve uzun metraj filmlere ek olarak belgeseller de festivalde kendine yer buluyor. Festivalin merakla takip edilen bölümlerinden “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”nda bu yıl 12 film büyük ödül için yarışıyor.
Kimi yönetmen ilk filmiyle “en iyi” ödülüne uzanmayı hayal ederken kimi yönetmenler ise yıllara yayılan tecrübesiyle öne çıkmayı hedefliyor. TATLI MAYA - ULUSAL YARIŞMA NO #2Kariyerine 80’li yıllarda başlayan, senarist, yapımcı ve yönetmen kimlikleriyle tanıdığımız Biket İlhan’ın son filmi Tatlı Maya, Ayça Bingöl, Erdem Kaynarca, Suna Yıldızoğlu ve Emre Altuğ gibi tanınan simaları bir araya getiriyor.
Kendi deyimiyle “meselesi olan” filmler yapmaya, kalemini ve kamerasını toplumsal meselelere çevirmeye devam eden İlhan bu filminde de kadın temsilini ön plana çıkarıyor. Küçük bir kasabada fırın işleten Nazan’ın kapısı bir gün beklenmedik bir misafir tarafından çalınır.
Doğumu yaklaşan Suriyeli Rana, Nazan ve Yunan komşusu Maria’nın yardımıyla çocuğunu doğurur. Bebek ve annenin gelişiyle mahalledeki ön yargılar da giderek artar. Nihan Belgin ve Nazlı Pınar Ünlü’nün senaryosuyla sinemaya aktarılan Tatlı Maya, anlatısını sağlam temeller üzerine kuramayarak, karakterler arasındaki çatışmaları derinleştirmeyi başaramayarak sınıfta kalıyor.
Karakterlerin yapaylığına, yapay bir set ortamının da eklenmesiyle birlikte basit bir skeç izliyormuşuz hissiyatı veren filmin dramatik alt metni seyirciye ulaşamıyor. İzleyiciyi duygusal bir zeminden vurmaya çalışan yönetmenin bunu da başaramadağını ifade etmek gerekiyor.
Senaryo yazılırken “böyle bir karaktere ihtiyacımız var” denerek sonradan eklenen derinlikten yoksun karakterler filmi ileri götürmekten çok geri itiyor. Özetle Tatlı Maya, 12 filmlik seçkinin en zayıf halkalarından biri olarak öne çıkıyor.
TAŞ VE TÜY - ULUSAL YARIŞMA NO #2Kısa filmlerinin arından Ragıp Türk, ilk uzun metraj filmi Taş ve Tüy ile çıkıyor seyirci karşısına. İlk kez Antalya’da gösterilen film dramatik bir anlatı sunuyor. Nazire cezaevinden yeni çıkar.
Düzenli bir işi ve evi olmadığı için yetiştirme yurdunda bulunan oğlu Uğur’u geri alamaz. Hurdacılık yapan Selami’nin hayata umut dolu bakışıyla biraz olsun hayata tutunmaya çalışan Nazire’nin zorlu yaşamı film boyunca karşımıza çıkıyor.
Senaryoyu da kaleme alan yönetmenin çok da iyi bir yapım ortaya koyduğunu söyleyemeyeceğim. Oyunculuklar anlamında fena olmayan bir film izlesek de iz bırakan bir yapım olmadığını da belirtmek gerek. Zor bir hayatında içinde “her şeye rağmen” tutunmaya çalışan bir kadın portresi filmin ana temasını oluşturuyor.
Son dönemde sinemamızda bu çerçevede pek çok film gördük ve görmeye de devam ediyoruz. Hatta bu yılın Altın Portakal seçkisinde yine benzer örneklerle karşılaşmak mümkün. Özetle Taş ve Tüy biraz daha uzun olsa izleyicisini yoracak bir film olacakken biteceği noktayı iyi bilen fakat buna rağmen üst düzey bir yapım olmayı başaramayan bir film olarak hafızalarda kalıyor.
Ulusal Yarışma’da da şansı olacağını sanmıyorum fakat oyunculuk ödüllerinde adından söz ettirebilir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Antalya
Yayın: 27 Ekim 2026 21:19 · Kaynak: aydinlik.com.tr