Yavuz Ağıralioğlu'ndan Ümit Özdağ'a ziyaret
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, beraberindeki heyetle Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ı ziyaret etti. Özdağ'ın makamında gerçekleşen görüşme yaklaşık 1 saat 15 dakika sürdü. Görüşmenin ardından Ağıralioğlu ve Özdağ basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Ağıralioğlu, ziyaretin iadeiziyaret olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Memleket seçim sathına her geçen gün yaklaşıyor. Önümüzdeki dönem memleketin imkanları, riskleri, kapasitesi, şu andaki mevcut hükümetin yaptığı hatalar, onların maliyetleri, bunların yerine daha zengin, daha güçlü, daha müreffeh bir ülke için yapabileceklerimiz, neler yapılmalı? Siyasetin kuvveti istişaredir. Siyaset konuşabildiklerinden, istişare edebildiklerinden, paylaşabildiklerinden milletin ufkuna daha güçlü bir gelecek için imkan çıkarabilir. Kıymetli Genel Başkan daha önce partimize hayırlı olsuna gelmişlerdi. Biz de iadeiziyarette bulunduk. Bu arada memleket meselelerini konuştuk."
ÖZDAĞ: "GERÇEKTEN UZUN VE VERİMLİ BİR TOPLANTI OLDU"
Özdağ da görüşmede erken seçim tartışmalarını, "Çerçeve Yasa" olarak bilinen düzenlemeyi ve ekonomik gelişmeleri ele aldıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Sayın Genel Başkana ve kıymetli heyetine nazik ziyaretlerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Gerçekten uzun ve verimli bir toplantı oldu. Türkiye'nin bir erken seçim sath-ı mailine girip girmediğiyle ilgili tartışmaların yoğunlaştığı bir günde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan erken seçimden bahsetti daha yeni ve hemen arkasından önce AK Parti Sözcüsü'nden, daha sonra AK Parti eski milletvekillerinden seçimlerin erken tarihte yapılmayacağına dair art arda açıklamalar geldi. Acaba bu, bir baskın seçimi gizlemek için yapılan bir girişim mi, yoksa erken seçimi Cumhurbaşkanı yanlışlıkla mı ağzından kaçırdı? Önümüzdeki günlerde siyasetteki tartışma konularından muhakkak birisi olacak.
Fakat en önemli mesele, bugün Çerçeve Yasa adı verilip Abdullah Öcalan ve PKK'lılara af öneren, af süreci içerisinde PKK terör örgütüne af sürecini başlatan bir yasanın Meclis'te kabul edilmiş olduğu ve şimdi bu sürecin anayasa değişiklikleriyle devam ettirilmek istendiği gerçeğidir. Bu konuda kıymetli değerlendirmelerde bulunduk Sayın Genel Başkan'la ve yine Türkiye'nin yaşamış olduğu ağır ekonomik buhranla ilgili ve Türk siyasetinin bu ağır ekonomik buhrana vermiş olduğu tepkilerle ilgili değerlendirmelerimiz oldu. Bu nazik ziyaretten ötürü ben kendisine ve değerli heyetine tekrar teşekkür ediyorum. Önümüzdeki süreçte fırsat buldukça mutlaka bu tür istişareler tekrar gerçekleştirilir."
İTTİFAK SORUSUNA ÖZDAĞ'DAN YANIT
Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan iki lidere, Anahtar Parti ile Zafer Partisi arasında bir ittifak kurulup kurulmayacağı soruldu. Özdağ, soruya şu yanıtı verdi:
"Ben de saate baktım, bir saat on beş dakika olmuş. Dedim ki Sayın Genel Başkan, artık inelim, yoksa basın ittifak görüşmesi yaptığımızı zannedecek. Bakın, ne kadar haklıymışım. Basın bizi tanıdığı gibi, biz siyasetçiler de basını tanımaya başladık. Hayır, Türkiye'nin meselelerini konuştuk ve biraz önce bahsettiğim çerçevede konuşmaya da devam edeceğiz muhakkak."
ÖZDAĞ'DAN SAKIK'IN SÖZLERİNE TEPKİ
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık'ın dağlarda yer alan "Türk öğün, çalış, güven", "Ne mutlu Türküm diyene" ve "Her şey vatan için" yazılarının kaldırılması gerektiğine ilişkin sözleri de iki lidere soruldu. Özdağ, şunları söyledi:
"Sırrı Sakık'ın ve Sırrı Sakık'la aynı partide olanların sürekli provokatif açıklamalarda bulunduklarını, Türk milletini, Türk devletini adeta tahrik ettiklerini görüyoruz ve bu tahriklerin Türkiye'yi nereye sürüklemek istediği sorusunu da soruyoruz. Sırrı Sakık, mensup olduğu parti, o partiyi destekleyen bütün terörist yapıların amacı asla demokrasi, hürriyet, hukuk devleti olmamıştır. Açık şekilde toprak ve egemenlik kavgası, terörü bunun için kullanmışlardır ve Türkiye'nin bölünmesi için terörü bir araç olarak kullanmışlar veya kullananları onaylamışlardır. Sırrı Sakık'ın yaptığı açıklamalar, aynı çizginin nasıl tahrik edici şekilde devam ettiğini göstermektedir.
Bütün bunlar karşısında iktidar bloğunun suskunluğu ayrı bir husustur. Siz bunlardan hiç rahatsız olmuyor musunuz? Bu insanlarla görüşüyorsunuz. Bu insanlarla anlaşmalar imzalıyorsunuz. Bu insanlarla ortak yasalar çıkartıyorsunuz. Bu insanları iktidarınıza ortak olarak aldınız ve DAM ittifakını kurdunuz, bu DAM ittifakının şimdi bir üyesi Türk vatanı üstünde nereye ne yazacağı konusunda ileri geri konuşuyor ve ne AK Parti'den ne MHP'den tepki gelmiyor. Bunu doğal mı kabul ediyorsunuz diye soruyoruz. Tabii, bir terörist örgütün liderine, elebaşına kalkıp'kurucu önder' diyenlerin rahatsız olması çok mümkün değil. Ya da statlarda vatandaşın Abdullah Öcalan'a tepkisini dile getirmesinden rahatsız olan ve'Bunu, ilk tepkiyi kim dile getirmişti, o bulunmalı' diye arayış içine girenlerin de Türk vatanının üzerinde yazan yazılardan rahatsız olan DEM ve Sırrı Sakık benzerlerinin açıklamalarından rahatsız olmamasının normal olduğunu görüyorum."
AĞIRALİOĞLU: "BİZ KÜRTLER İÇİN ÖLÜYORUZ"
Aynı soruya yanıt veren Ağıralioğlu ise şunları söyledi:
"Biz çok tekrarlıyoruz. Şimdiye kadar kurduğumuz hiçbir devleti hevesimizle kurmadık biz. Şuurumuzla, irademizle, cesaretimizle ve planımızla kurduk. Hiç kimsenin maşası olarak kurmadık. Kendi milletimize ihanet ederek devlet kurmadık. Kendi halkımızı vurarak devlet kurmadık. Kendi haklarını koruduğumuzu zannettiğimiz milletimizin canına okuyarak devlet kurmadık. Biz yaşadığımız coğrafyalara can olduk. Milletimizin ümidine imkan olduk, adalet olduk, merhamet olduk, nezaket olduk. Mağaralarda devlet hayali kuranlara, kendi milletine, kendi memleketine, kendi devletine sadık olması gerektiği halde istihbarat örgütlerinin maşası olanlara, kendi milletinin bağrına hançer olup saplananlara, bunu da suikast, cinayet falan gibi görmeyip kurtuluş diye takdim etme hevesinde olanlara söylüyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 86 milyon Türk milletinindir. Resmî dili Türkçedir. Anayasasında kayıtlı olan vatandaşlık üzerindeki tanımı değiştirilemez. Bu çerçeve içerisinde demokrasisi problemliyse geliştirilir. Hukuku hasarlıysa hukuku dünya standartlarına ulaşacak şekilde kuvvetlendirilir. Kalkınması problemliyse kalkınması halledilebilir. Topraklarımızda geçim zorluğu var. Demokrasimizin birtakım problemleri var. İfade hürriyeti ile ilgili engeller var diye hiç kimsenin buradan kendine bir devlet hayali kurmasına müsaade etmeyiz. Kürt'ü de PKK'ya kurban etmeyiz. Kürt'ü İsrail'e kaptırmayız. 42 yıldır Kürtleri bu cinayet şebekesi bizden almasın diye şehit oluyoruz. Bazen konuşuyorlar, diyorlar ki bize,'Siz Kürtler için ne yapıyorsunuz?' Bu siyasi bölücülük, şımarıklık konuşuyor. Biz Kürtler için ölüyoruz! Sizin gibi bölücüler memleketi bölmesin, Kürtleri bizden almasın diye biz Kürtler için en sevdiğimiz evlatlarımızı veriyoruz."
"ÇOCUKLARIMIZI ÖLDÜREN BİR KATİLE VİLLA MEVZUBAHİS EDİLEMEZ"
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki koşullarına ilişkin kamuoyundaki tartışmalara da değinen Ağıralioğlu, şöyle devam etti:
"Şimdi villa, konut konuşuluyor. Bak, bir kere daha tekrarlıyorum. Sıvasız evlerde şehit olanların çocukları bugün bu yaptıklarınızdan mahzundur. Bizim mücadelemizin vicdanımızı burkan tarafı, vatana kurban nice evladın yiyecek yemeği, oturacak evi, hasarsız evi yoktu; sıvasız evlerde şehit olan bir milletiz biz. Evlatları sıvasız evlerde büyüyenler, evlatları sıvasız evlerde fakirlikle büyüdüğü halde zengin olsun memleket diye şehit olanların yurdunda, çocuklarımızı öldüren bir katile villa mevzubahis edilemez. Vatanımızı, devletimizi, milletimizi hangi ukdelerle ayakta tuttuğumuzu biliyoruz. O yüzden hassasiyet gösteriyoruz. Bölücülük ne siyasi olarak bizim dengimiz ne muhatabımız ne PKK'dan bir endişemiz, korkumuz yoktur. Biz bu topraklarda nice örgüt gömerek, nice bela savuşturarak, nice pusu bozarak devlet olduk. İlk defa devlet düşmanı görmüyoruz, ilk defa pusu bozmuyoruz, ilk defa ihanetle karşılaşmıyoruz. Bin yıldır buradayız."
"RESMİ DİLİN YANINA BİR DİL, BAYRAĞIN YANINA BİR BAYRAK OLMAZ"
Anayasa tartışmalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
"Anayasa konuşuluyor. Anayasa'da feragat etmeyeceklerimizi söylemek için söylüyorum bunu. Anayasa'da çerçeve; millî bünyemizi hasarlayamaz. Anayasa vatandaşlığı hasarlayamaz, resmî dilin yanına bir dil olmaz, bayrağın yanına bir bayrak, başkentin yanına bir başkent olmaz, olmayacak. Bunun harici, demokrasimizin sorunları var, konuşacağız. Memlekette kalkınma sorunlarımız var, konuşacağız. Bugün Kürt meselesi değil de Kürt'ün meselelerini konuşacağız biz. Kalkınma sorunu var, çocuklarımız işsiz, madde bağımlılığının pençesinde, ticaret dönmüyor, bunları konuşacağız. Ama biz kendi topraklarımızda vatanımızı konuşmayız. Bayrağımızın yanına bir bayrak gölgesi düşürmeyiz. Herkes bilsin. Herkes yerini yurdunu buna göre bilsin. Bu hassasiyet merkezinde yürüyoruz."
"TERÖRDEN MEDET UMMUYORUZ"
Ağıralioğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin ise şöyle konuştu:
"Biz terörden medet ummuyoruz; sizin teröristten medet ummanıza kızıyoruz. Barışacağız diye bir şey söyleyip iktidarın bizi PKK ile barıştırmaya heves etmesine kızıyoruz. Biz Kürtlerle küs değiliz, PKK ile de barışmayacağız. Dolayısıyla Kürt'e küs değilken bir barış lakırdısına memlekette devletin vakarını, Meclis'in iradesini, siyasetin bunca hassasiyetini, devletin onca güvenlik bürokrasisinin ödediği bedeli bir tarafa bırakıp'barış','Terörsüz Türkiye' falan diye bir süreci teröristlerle görüşmenize kızıyoruz. Hassasiyetimiz bu."
Kategori: Siyaset
Yayın: 16 Eylül 2026 14:51 · Kaynak: aydinpost.com