Karaman, Yemek, Sanat ve Müzik
Karaman'da ne yazık ki şehrin geleneksel yemeklerini yiyebileceğiniz bir lokanta yok. Karaman, ziyaretçilerine kendi yemeklerini sunamayan bir garip şehir.
Bilmem farkında mısınız? Nazım Hikmet'in Gülhane Parkı'ndaki ceviz ağacı misali: Ne Karaman bunun farkında ne Karaman'daki yöneticiler.
Nasılsa evinizde tencere kaynıyor, sevdiğiniz yemekler pişiyor. Karaman'da "Karaman Mutfağı" ha olmuş ha olmamış. Niye dert edeceksiniz ki? Karaman'a gelecek olanlar tok gelsin. Acıkan olursa karnını doyuracağı yer çok. Sadece yöresel yemekler yok.
Karaman'a ait yemek yiyince daha az kalori almayacaksınız. Hem unutmayın: Bilinmedik aş ya karın ağrıtır ya baş. Gezmeye gelmişsin, illa "Karaman'a özgü yemek isterim", diye tutturmanın ne âlemi var! Bulduğunu yiyeceksin.
"Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer" atasözü Karaman'dan dünyaya yayılmış diyeceğim ama gerçek değil.
Bir yerlere gidip o yörelere ait yemeklerin yapıldığı güzel mekânlarda yemek yediğim için böyle sitem ettiğimi düşünmeyin. Elbette sitem edeceğim, elbette ertelenen, ötelenen, kolayca yapılacak işlerin bir türlü gerçekleştirilmemesine tepkimi koyacağım.
Bu benim vatandaşlıktan ve hemşehrilikten kaynaklanan hakkım. Ayrıca bilinmesini isterim ki, artık küçük ilçelerde bile şehre özgü yemeklerin yapıldığı aşevleri, şehir lokantaları açıldı. Kimi yerlerde belediyeler, kimi yerlerde valilikler bu işi üstlendi.
Karaman'da hem Valilik hem belediye ne hikmetse bu konuyu üzerlerine vazife olarak almadılar.
Ankara'nın 8 bin nüfuslu ilçesi Güdül'de, devasa bir konakta yöresel yemekleri yiyebilirsiniz. Paket yaptırıp götürebilirsiniz, yöresel ürünlerden alabilirsiniz. Belediye çok basit bir formülle bu işi çözmüş. Gittim, gördüm, çok beğendim. Temizlik var, güler yüz var, lezzet var.
Edirne'de ise İl Özel İdaresi bünyesinde, Karaağaç'ta yöresel mutfak ile Osmanlı saray yemeklerini uygun fiyatlarla sunan bir lezzet durağı hizmet veriyor. Bir ilkokul binası "Gastronomi Kafe Edirne" adıyla hizmet veren işletmeye dönüştürüldü.
Edirne’nin köklü mutfak kültürü yaşatılıyor, aşçı yetiştiriliyor, öğrencilere staj imkânı sağlanıyor. Sabah, öğle ve akşamları hizmet veren işletmede Osmanlı mutfağının ve Edirne'nin yöresel yemeklerini uygun fiyatlarla yiyebiliyorsunuz.
Edirne'de tava ciğer yemeye mecbur değilsiniz.'Gastronomi Kafe Edirne' çok hoş bir mekân, yemekleri de lezzetli. Edirne'de belediyenin de lokantaları var.
Karaman'da böyle bir yer açmaya niyet eden için örnek çok. Yeter ki Karaman'da yöresel yemek yenilecek bir yer bir ihtiyaç olarak görülsün. Bu işi yapacak liyakatli bir ekip kurulsun. Bakalım, ne vakit, hangi yöneticiye kısmet olacak?
Kayseri Mutfağı'nın Başındaki Karamanlı
Geçen hafta Ankara'nın kalbi Kızılay'da "Ziyafe Kayseri Mutfağı"na gittim. Lokanta, hem Kayseri mutfağından hem de geleneksel Osmanlı mutfağından seçkin yemeklerinden oluşan zengin bir menüye sahip.
Lokantanın müdürü, Karaman'da yöresel yemek yapan bir yer açılması için en az on yılını vermiş bir hemşehrimiz. Karaman Gastronomi ve Turizm Derneği kurucu başkanı, Karaman yemeklerini ilk kez bir festivalde görücüye çıkaran şef, TRT'nin en sevilen yemek programını hazırlayan ekibini Karaman'a getiren kişi, benim "Bu Kadın Kafasına Koyduğunu Yapıyor" diye tanıtmaya çalıştığım Meryem Evcen.
Meryem Evcen ile ilgili ilk yazımı, 11 Ekim 2021’de’da yazmışım. “Karaman'dan Gelen En Güzel Haber” başlıklı yazının giriş paragrafı şöyleydi:
Pandemiden bu yana Karaman'dan hiç böyle güzel haber almamıştım. Yıllardır beklediğim haber ansızın karşıma çıkıverdi. Bu yılın müjdesi oldu. "Gastronomi ve Turizm Derneği" kurulmuş, "Gastronomi Evi" açılacakmış ve Karaman'ın lezzetleri bu hafta, ilk kez uluslararası bir festivalde görücüye çıkacakmış. Erikli yemeğimiz, Afyonkarahisar'da Mevlevî Yemekleri yarışmasına katılıyormuş.
Meryem Evcen, Gastronomi Evi için Mehmet Alpaslan Işıklı'dan itibaren her vali ile görüştü. Detaylarla sizi bunaltmak istemem. Kaç vali gitti, kaç vali geldi! Hep vaat, hep umut. "Çilli Bom" şarkısına maruz kalmış kuşak, "yarın olmaz şimdi / hemen şimdi şimdi şimdi" nakaratını unutur mu?
"Yarın olmaz şimdi / Hemen şimdi şimdi şimdi" güncellendi, "Bugün olmaz, inşallah yarın yarın yarın" oldu. Oysa aynı kuşak Tarık Buğra'nın "Yarın Diye Bir Şey Yok" kitabına yabancı değildi. Yani olmadı. Olacağı da yoktu.
Şimdi artık Gastronomi Evi "Unutulan ve Unutturulan İşler" adlı dev ambardaki tozlu projeler arasındaki yerini aldı.
Bu haberi kaçırmayın Bu Kadın Kafasına Koyduğunu Yapıyor Devamını Oku Karaman'da un, yağ ve şeker var ama helva yapmak isteyenin önüne takoz koyan hayaletler ya da görünmeyen eller daha çok galiba. Meryem Evcen, geçen yıl, ani bir kararla Karaman'ın en büyük fabrikalarından birinin mutfağındaki görevinden istifa edip, başkente geldi.
Bu haberi kaçırmayın Karaman’ın Lezzet Ustalarıyla Unutulmaz Bir Gece Devamını Oku Trump ve Putin başta olmak üzere Ankara'ya gelen devlet adamları, diplomatlar ve ünlü sanatçıların konakladığı Marriott Otel'in şeflerinden biri olarak göreve başladı. Daha sonra Kızılay'da yeni açılan'Ziyafe Kayseri Mutfağı'na yönetici olarak geçti.
Meryem Evcen, Karaman'ın yöresel yemeklerinin sunulacağı "Gastronomi Evi" projesini tatlı bir düş olarak geride bırakmış. Bu hayalini Karaman'a gömerek gelmiş.
Gastronomi Evi olarak hizmet vermesi planlanan Karaman Kalesi eteklerindeki harika konak hâlâ işlevsiz. Oysa masalar, sandalyeler, örtüler, yemek takımları özel ve özenle seçilmişti. Bu seçimde ve konağın tefrişinde, düzenlenmesinde Meryem Hanım'ın emeği çoktur.
Her şey hazırdı. Güzel bir yer açılacaktı. Kontağı çevirecek iradeyi gösteren olmadı. Meryem Evcen'le Karaman Gastronomi Evi ve Karaman yemekleri üzerine sohbetimiz sırasında benim önümde Kayseri yağlaması vardı. Kimileri söz üretir, kimileri iş. İştir kişinin ayinesi, lafa bakılmaz.
Limak'ın 50. Yılı Özel Konseri
Toplumsal çürüme, ahlaki çöküş, fon krizi, yolsuzluklar, aile boyu tutuklamalar, gazeteci gözaltıları, cinayetler, çeteler, ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve daha onlarca sorunun sarmalından bunalmadınız mı?
Kendinizi, başınız bir çamaşır makinesinin içinde biteviye yalpalayan, bir sağa bir sola, bir aşağıya bir yukarıya çarpan, kıvrılan, sıkılan kirli çamaşırlar gibi tortop hissetmiyor musunuz?
Nicedir bu kötü iklimin etkisindeyim. Oysa bu mevsim, bu ay ve bu günler Ankara'nın bulunmaz demleri. Ankara baharları inanılmaz güzeldir. Bugünlerin en hoş yanı havanın serinliği ve yağmurlardır.
Hem serinlik hem yağışlar erken geldi. Görünen o ki, 2027 yılı da bereketli olacak. Bir de kıymetini bilsek, tadını çıkarsak, şükretsek. Ağzımızın tadını kaçırmaya üstümüze yok. Geçen yılki kuraklık ne çabuk unutuldu! Barajlar bile boşalmış, ırmaklar kurumuştu.
Başkentin sonbaharlarının asıl güzelliği, sanatsal etkinliklerin eylülün ikinci haftasından sonra başlaması. Sanatın hangi türünü seviyor olursanız olun, etkinliklerin yüzde birini bile takip edecek vakit bulamazsınız. Her gün onlarca etkinlik olur, hangi birini seçeceğinize zor karar verirsiniz. Aklınız, gidemediğiniz diğer etkinliklerde kalır.
Hiç programımda yokken kendimi Limak Holding'in 50. kuruluş yıl dönümünü özel bir etkinlikle kutladığı ATO Congresium'da buldum.
ATO Congresium'un giriş katında 3. Sanat Fuarı (ArtNouva 2026) kapsamında resim, heykel, seramik, mimarlık ve çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden yüzlerce eser sergileniyor. Fuardaki eserleri ertesi gün görmeyi planlıyorum.
Limak Holding Kurucu Başkanları Nihat Özdemir ve Sezai Bacaksız, Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, Başkan Yardımcısı Serhan Bacaksız ile Yönetim Kurulu Üyeleri Batuhan Özdemir ve Serdar Bacaksız'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen gecede iş, bürokrasi, sanat ve medya dünyasından çok sayıda davetli vardı. Ulaştırma Bakanı da davetliler arasındaydı.
Davette, Türkiye'de akupunkturun öncüsü hemşehrimiz Prof. Dr. Ali Sezen'le birlikteydik. Kokteyl ve ikramların ardından sanatçı Melis Binay'ın Limak'ın 50. yılına özel hazırladığı'Geleceğe Açılan Kapılar' sergisi gezildi.
Havalimanlarından köprülere, enerji ve altyapı yatırımlarından ulaşım projelerine uzanan çalışmaların yer aldığı sergi, davetlilerden ilgi gördü.
Limak'ın 50 yıllık yolculuğuna özel hazırlanan belgeselin ardından, Jülide Ateş'in moderatörlüğünde kurucu başkanlar ve ikinci kuşak yönetiminden isimlerin katıldığı söyleşi gerçekleştirildi.
Gecenin finalinde, Limak Filarmoni Orkestrası, dünyaca ünlü tenor Murat Karahan ile birlikte'Zamansız Eserler' konserini gerçekleştirdi. Şef Hasan Niyazi Tura yönetimindeki orkestra, Türk sanat müziğinin unutulmaz eserlerini özel düzenlemelerle sahneye taşıdı.
Dünyanın önde gelen opera sahnelerinde 40'tan fazla eserde başrol üstlenen Murat Karahan,'Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar','Duydum ki Unutmuşsun','Veda Busesi','Nazende Sevgilim','Gurbet','Senede Bir Gün','Benim Güzel Manolyam' ve'Yaralı Gönül' şarkılarını seslendirdi.
Orkestra,'Köçekçe' ve'Senfonik Poem' eserleriyle Türk müziğinin sevilen melodilerini senfonik düzenlemelerle sundu.
Konserin sürprizi,'Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar' seslendirilirken yaşandı. Limak'ın 50. yıl dönümüne özel hazırlanan dijital sanat eseri, müzikle eş zamanlı olarak sahneye yansıtıldı.'Nihavend Longa' eserinde ise şef Hasan Niyazi Tura ile bu performansa özel olarak yapay zekâ teknolojisiyle geliştirilen dijital şefin orkestrayı birlikte yönetmesi gecenin öne çıkan anlarından biri oldu.
Bir tarafta Batı müziğinin görkemli ve evrensel disipliniyle donanmış bir orkestra, diğer tarafta ise Doğu'nun makamsal zenginliği, hüznü ve neşesi… Murat Karahan’ın müthiş performansı...
Bu konser, sadece bir müzik dinletisi değil, aynı zamanda insanın kendi özüne, geçmişine ve duygularının evrenselliğine yaptığı içsel bir yolculuktu.
Sanatın iyileştirici gücü, Ankara’nın soğuk havasını eritip kalpleri ısıtırken bize bir kez daha hatırlattı: Hangi dilde, hangi formda olursa olsun; samimiyetle icra edilen müzik, insanın iç dünyasındaki en güvenli limandır. Ve o gece Ankara'da, Limak Filarmoni ve Murat Karahan bizleri o limana sağ salim ulaştırdı. Sanat ve kitap sığınılacak limanmış. Bir kez daha fark ettim.
Vefa Gecesi mi Cefa Gecesi mi? Karaman'da 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü kutlaması unutuldu mu? Yoksa umursayan olmadı mı? Biri 59, diğeri 49 yaşında olan Karaman'ın iki yerel gazetesi için "Yerel Basına Vefa" adıyla bir program düzenlenmiş.
Katılanların sayısı 15 kişi kadarmış. İki gazetenin personel sayısı bile bu rakamdan fazladır.
Programa valilikten, belediyeden, siyasi parti örgütlerinden, sivil toplum kuruluşlarından, iş dünyasından, esnaf odalarından, gazetecilerden, köşe yazarlarından katılım olmamış. Tam bir fiyasko. Hayal kırıklığı.'Vefa', olmuş'cefa'.
Sebebini sormadım. Sadece üzüldüm. Hem Karaman Uyanış hem Karaman'ın Sesi gazetelerinin gönlümdeki yeri bir başkadır. Her iki gazetede de dönem dönem yazılarım çıktı. Onların ne zorluklarla yayınlandığını ve yaşanan sıkıntıları en iyi bilenlerden biriyim. Her iki gazetemize uzun ömürler dilerim.
Vefa'ya çoktandır gidemedim. Oysa boza mevsimi başladı. İstanbul Fatih'teki Vefa Bozacısı'nın ikonik mekânına yolum kim bilir ne zaman düşecek...

Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 26 Ekim 2026 10:14 · Kaynak: karamandan.com