Davanın Tilkileri
- “Musa’nın (a.s) ve Harun’un (a.s.) Rabbi” ifadesi Kur’an’da iki yerde geçiyor: Tâhâ Suresi, 70
- Ayet: “Sonunda sihirbazlar secdeye kapandılar ve ‘Harun ile Musa’nın Rabbine iman ettik.’ dediler.” A‘râf Suresi, 122
Yasam Yasam başaran Ana Sayfa › Kırıkkale Davanın Tilkileri Haber Editörü: Ayrıntı Medya Facebook X Instagram YouTube WhatsApp Telegram “Musa’nın (a.s) ve Harun’un (a.s.) Rabbi” ifadesi Kur’an’da iki yerde geçiyor:
“Sonunda sihirbazlar secdeye kapandılar ve ‘Harun ile M u s a’nın Rabbine iman ettik.’ dediler.”
“‘M usa’nın ve H aru n’un Rabbine (âlemlerin Rabbine) iman ettik.’ dediler.”
Hz. Musa'nın ile Firavun’un sihirbazlarının şehrin meydanında, halkın önünde karşı karşıya geldikleri olay sonrasında sihirbazların iman ederken kullandıkları ifadedir bu.
Hz. Musa ile Firavun’un sihirbazları arasında geçen bu tarihî mücadele, Kur’an-ı Kerim’de en detaylı ve etkileyici şekilde anlatılan kıssalardan biridir. Olayların başlangıcından sonuna kadar olan hikâye şu şekildedir:
Hz. Musa, Firavunu tek olan Allah’a iman etmeye ve İsrailoğulları’ nı serbest bırakmaya davet etmek için sarayına gitti. Davetini ispat etmek için asasını yere attı ve asa devasa bir ejderhaya dönüştü. Elini koynuna sokup çıkardığında ise eli, gözleri kamaştıran bir nur gibi parladı.
Firavun ve yakın çevresi bu apaçık mucizeleri kabul etmek istemedi. Hz. Musa’yı ülkeyi ele geçirmeye çalışan “usta bir sihirbaz” olarak suçladılar. Halkın gözünde Hz. Musa’yı küçük düşürmek için ülkedeki en iyi büyücüleri toplamaya karar verdiler. Büyük bir bayram günü, herkesin huzurunda bir düello organize edildi.
Mısır’ın dört bir yanından en usta sihirbazlar getirildi. Sihirbazlar güçlerinden çok emindi. Firavun’un karşısına çıkıp “Eğer galip gelirsek bize büyük bir ödül ve sarayda yakınlık var mı?” diye sordular. Firavun da onlara büyük servet ve makam vadetti.
Meydan hıncahınç dolmuştu. Sihirbazlar, Hz. Musa’ya kibirli bir şekilde, “Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi atalım?” dediler. Hz. Musa, “Siz atın.” buyurdu.
Sihirbazlar ellerindeki ipleri ve değnekleri yere attılar. Yaptıkları büyük büyüyle insanların gözlerini büyülediler ve meydana müthiş bir korku saldılar. Attıkları ipler ve değnekler, insanlara sanki meydanda hareket eden, kıvrılan yılanlarmış gibi göründü.
O an Hz. Musa, insani bir refleksle içinde hafif bir korku hissetti. Ancak Allah ona, “Korkma! Üstün gelecek olan kesinlikle sensin. Sağ elindekini (asanı) yere bırak!” diye vahyetti.
Hz. Musa asasını yere bıraktı. O tahta parçası bir anda canlandı ve sihirbazların uydurduğu, göz boyama amaçlı tüm sahte yılanları tek tek yutmaya başladı. Meydanda sihirbazlara ait hiçbir şey kalmadı.
Bu işin zirvesinde olan sihirbazlar, Hz. Musa’nın yaptığının bir sihir (göz boyama) olmadığını anında kavradılar. Çünkü sihir olsaydı kendi ipleri yok olmazdı; ortada maddeyi değiştiren ilahî bir mucize vardı.
Büyük bir hayranlık ve teslimiyetle, hiç tereddüt etmeden herkesin gözü önünde secdeye kapandılar:
“Harun ve M usa’nın Rabbine, âlemlerin Rabbine iman ettik!” diye haykırdılar.
Sihirbazların halkın gözü önünde iman etmesi Firavunu çılgına çevirdi. Otoritesini kurtarmak için sihirbazları, Hz. Musa ile gizlice anlaşma yapmakla suçladı: “Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzmüş!” dedi.
Firavun, onları en ağır şekilde cezalandıracağını söyledi: “Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım!” dedi.
“Zararı yok! Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz. Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. Sen ne hüküm vereceksen ver, senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer!” şeklinde oldu.
Tarihî kaynaklar ve tefsirler, sihirbazların o gün hurma ağaçlarına asılarak şehit edildiklerini aktarır.
Kıssa bize çok şey anlatır. Ancak ben bu kıssanın “M usa’nın ve Harun’un (a.s.) Rabbine iman ettik.” kısmına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Burası, iman eden herkesi ilgilendiriyor.
İman, kişiyi bu yönüyle hakikatin temsilcisi konumuna taşır. “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” ilahî hitabı da bunun en belirgin ilanıdır. Eğer Allah’a iman etmişseniz bu iman, sizi Allah’a yakınlığa ve O’nun yeryüzündeki halifesi olmaya namzet kılar. Bu, sizi sadece sorumlu olmakla bırakmaz; bir temsiliyet şuuruna taşır.
İşte düğüm tam da burada. Sizin bu hâliniz açık bir davettir. İnsanlar sizin şahsınızda İslam’ı ve İslam ahlakını gördükçe sizi bu hâle getiren dine ve bu dinin sahibine olan merakları ve yakınlıkları artar. Doğrudan söylemeseler de “Sizin Rabbinizedir” bu merak ve yakınlık.
Tabii ki tersi de böyledir. Bir temsiliyet yüklenmişseniz insanların sizin üzerinizden inancınızla birlikte çıkarımlar yapması da kaçınılmaz olur. Ve sizin bu hâlinize rağmen belirgin yanlışlarınız olursa insanlar sadece size olan güvenlerini değil, inandığınızı söylediğiniz değerlere olan güvenlerini de kaybederler.
Velhasıl, “Bizim davamız” diye başlayan cümleler kurmak sizi güvenilir örnekliğe taşımıyor. Tilkiye kümese bekçi ol de yip, “Ne kadar maaş verelim?” diye sormuşlar. O da gülerek, “Maaş falan istemem, ben dava adamıyım.” demiş ya hani, o m isal kurnazlık yapmak sizi “dava adamı” yapmaz; yapsa yapsa davanın “Tilkisi” yapar!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Tarım · Bölge: Ankara/Kalecik
Yayın: 07 Kasım 2026 19:20 · Kaynak: ayrintigazetesi.com.tr