Avrasya yükseliyor Avrupa çıkış yolu arıyor: Öğrenci eylemlerinde sıra Almanya’da
- ‘Z Kuşağı Ayağa Kalkıyor’ sloganıyla çağrılar yapılıyor, 31 Ekim’de Almanya genelinde 21 kentte gösteriler planlanıyor
- Haberlerde on binlerce kişinin gösterilere katılacağı belirtildi
Avrupa çapında süren öğrenci hareketleri Almanya’da da yayılıyor. 17 Eylül’de Fransa’da başlayan ve Ekim 2026’da Fransa, Belçika ve İtalya gibi ülkelerde eğitim koşulları, bütçe kesintileri ve barınma gibi sorunlara karşı gelişen kitlesel öğrenci hareketlerinde sıra Almanya’da.
Öğrenci eylemleri olarak başlayan hareketler Fransa’da olduğu gibi diğer halk kesimlerinden de destek ve katılım sağlıyor. Eylemler, çöken sistemin devrimci dönüşümüne katkı sunabilecek özellikte. Bu durum bağımsız devletler oluşumuna paralel olarak ilerleyen Yeni Avrupa süreciyle birleştirilebilecek hareketler.
BÜYÜK EYLEM ÇAĞRISI31 Ekim’de “Z Kuşağı Ayağa Kalkıyor” çağrısıyla 21 şehirde büyük öğrenci protestoları planlanıyor. Almanya’da öğrenciler artan kiralar, yüksek yaşam maliyetleri, eğitim bütçelerindeki yetersizlikler ve zorunlu askerlik/tıbbi muayene tartışmaları nedeniyle sokağa çıkıyor.
Fransa’daki şiddet olaylarının aksine Almanya’daki öğrenci grupları eylemlerin barışçıl kalacağını vurguluyor. Ancak Alman polisinin yüksek seviyeli hazırlık yaptığı ifade ediliyor. Alman 1. Kanalı ARD’nin haber programı Tagesschau’nun haberine göre, “Gen Z Steht Auf” (Z Kuşağı Ayağa Kalkıyor) sloganıyla çağrılar yapılıyor.
Haberlerde on binlerce kişinin gösterilere katılacağı belirtilirken, Berlin, Hamburg, Frankfurt, Münih ve Stuttgart gibi büyük kentler, protestoların yapılacağı yerler arasında. FRANSA’YA DESTEKLE BAŞLADIAlmanya’nın başkenti Berlin’de öğrenciler, Fransa’da daha iyi eğitim koşulları talebiyle gösteriler yapan öğrencilerle dayanışma için yürüyüş düzenledi.
Fransa’da daha iyi eğitim koşulları için gösteri yapan öğrencilerle dayanışma amacıyla düzenlenen yürüyüşte öğrenciler ayrıca Almanya’da eğitim alanındaki kesintilere dikkat çekti ve zorunlu askerliği protesto etti. Paris (17 Ekim 2026, Fotoğraf: Luc Auffret/AA).Yoğun yağmur altında yapılan yürüyüşte “Fransa ile dayanışma”, “Macron istifa”, “Fransa’daki direnişi uluslararası hale getir” ve “Zorunlu askerliğe hayır” yazılı dövizler taşındı, “Filistin’e özgürlük!” sloganları atıldı.
Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüş, Fransız Lisesi’nin yakınında sona erdi. BATI’DA ÖĞRENİM ANLATILDIĞI GİBİ DEĞİLGenel olarak Türkiye ve benzer ülkelerde Avrupa’da yüksek tahsil yapma isteği yaygındır. Son dönemde İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi geleneksel eğitim merkezleri uluslararası öğrenci sayılarına kısıtlama getirdi.
Ayrıca harçların artırılması ve vize süreçlerinin zorlaştırılması, başka ülkelerden gelen öğrenci akınını Almanya’ya kaydırdı. Almanya’da durum: İngilizce eğitim veren programların (2 bin 400’den fazla) hızla artması, eğitim ücretlerinin diğer ülkelere kıyasla daha düşük olması ve mezuniyet sonrası sunduğu güvenli çalışma ve oturum olanakları, Almanya’yı Avrupa’nın bir numaralı eğitim destinasyonu haline getirmişti.
Hindistan, Çin ve Türkiye, Almanya’ya en çok öğrenci gönderen ülkeler. Ancak artık Almanya’nın durumu Avrupa’nın genelinden farklı değil. Çöküş sürecinde eğitim sisteminin nasıl devam edeceği belirsiz: “Büyük başın derdi büyük olur.”GENÇLER NEDEN SOKAĞA ÇIKIYOR?Artan kiralar, yükselen yaşam maliyetleri, eğitimde yaşanan sorunlar, zorunlu askerlik tartışmaları ve geleceğe duyulan güvensizlik gençlerin protesto nedenlerinin başlarında geliyor.
Bir zamanlar sosyal devlet anlayışıyla örnek gösterilen Almanya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde bugün gençler eğitim alsalar da iş ve yaşam güvencesine ulaşmakta zorlanıyor. Gençlere sürekli çalışmalarının, sabretmelerinin ve geleceklerine güvenmelerinin gerektiği söyleniyor.
Tagesschau programında aktarıldığına göre Alman güvenlik makamları protesto çağrılarını yakından izliyor. Baden-Württemberg İçişleri Bakanı Manuel Hagel, olası şiddet olaylarına karşı sert önlemler alınacağını açıkladı. Eylem çağrısını yapan gençler ise barışçı protestolar gerçekleştirmek istediklerini ve şiddeti reddettiklerini belirtiyor.
GELECEK SORGULANIYORFransa ve Almanya’daki gelişmeler farklı koşullarda ortaya çıksa da Avrupa’da giderek büyüyen ortak bir kaygıya işaret ediyor: Gelecek güvencesi. Artık eski Avrupa yok. Fransa’nın Saint-Etienne kenti (17 Ekim 2026, Fotoğraf: Stringer/AA).Basında buna benzer yorumlar artıyor: Bir yanda ekonomik büyüme hedefleri, diğer yanda artan yaşam maliyetleri karşısında zorlanan milyonlarca insan.
Bir ülkenin zenginliği yalnızca bankalarındaki parayla, sanayi üretimiyle ve ihracat rakamlarıyla ölçülemez. Ayrıca bunlar da güvensiz rakamlar. İnsanlarına sunduğu yaşam koşulları ve gençlerinin geleceğe duyduğu güven de en az bunlar kadar önemli.
Almanya’da 31 Ekim’de yapılması planlanan gösteriler Avrupa siyasetinin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir soruyu gündeme taşıyor: Bu soru “gençler neden sokağa çıkıyor?” değil, “gençler neden geleceklerine güvenemiyor?”AVRUPA’NIN SINAVIÖzellikle Fransa’daki eylemlerde saldırı ve şiddet olaylarının yaygınlaşması, polisin tutumu, sistemsel değişim süreçlerinde önderliklerin belirleyici önemini ortaya koyuyor. Programı olan yolu çizilmiş bir önderlik, güçlere kumanda eder, örgütlenme ve birliği sağlar.
Devrimci dönüşümlerde önderlik bütün sistem karşıtlarını birleştirmeli, devrimci dönüşümlerini gerçekleştirmelidir. Fransa’daki eylemlere kimlerin el atmış olabileceği tartışmaları, güvenilir önderlik sorunu kaygısını taşıyor.
Yakın zamanda görüldüğü gibi, Afrika kökenli bir kişinin halka ateş ederek bir kişiyi öldürmesi “ırkçı saldırı” diye nitelendirilerek, öğrenci ve halk hareketi üzerinde şüpheler oluşturulmaya çalışılıyor. Bunu en başta Emmanuel Macron yapıyor.
SİSTEM İÇİNDE KÖKLÜ ÇÖZÜM YOKEmperyalist sistem içinde sorunlara köklü çözümler bulunamaz. Bu sistemin bir geleceği yok. Bazı tavizler koparılabilir. Sorunlar ekonomik, toplumsal, sosyal çöküş ve derin krizler nedeniyle ortaya çıkıyor.
Derin krize, toplumsal çöküşe rağmen sistem, nükleer dahil çok yönlü silahlanmaya ve savaş hazırlığına yöneliyor. Sistem karşıtı iktidar adayları bu sorunları masaya getirmelidir. Avrupa’da iktidara yürüyen milliyetçi partilerin, sistem içi değişimlere göre programlanmış partiler gibi yönetime gelecekleri şüphelidir.
Yoğun silahlanmanın yanı sıra yapılan açıklamalar, yasaklama ve “iktidarı onlara bırakmayız” tehditleri, düz bir yoldan iktidar olamayacaklarını akla getiriyor. Bu durumda saldırı şartlarında savunma güçleri, ittifaklar hazırlıklı olmak zorundadır.
Yıkılan Atlantik ve emperyalist hakimiyet güçlerinin nasıl çılgınlaştıkları, saldırgan ve savaş kışkırtıcısı oldukları gözler önünde. Bunları hesap etmeden iktidar mücadelesi olmaz. AVRUPA TÜRK TOPLUMU VE TÜRKİYE’NİN ROLÜGünümüzde küresel çapta ortaya çıkan saflaşmada iki kutup var: yükselen Avrasya, çöken Atlantik ve emperyalist hakimiyet sistemi.
Avrupa ise Avrasya ve Atlantik arasında bir köprü durumunda. Avrupa’da berraklaşan çıkış yolu, milliyetçi partilerin merkezinde yer aldığı devrimci dönüşümlerdir. Bu tartışmalar Avrupa Türk Toplumu tarafından gündeme taşınmalı.
Avrasya’ya yönelen politikalar ve partilerin eylemlere önderliği, sorunların kökten çözümünün yolunu açar. Bu yol üretim ve karşılıklı yarara dayanan uluslararası ilişkilerdir. AfD Milletvekili Maximilian Krah’ın belirttiği gibi Türkiye, Avrupa için kilit öneme sahip.
Türkiye’nin rolü Avrupa’nın çıkış yolu için kaçınılmaz bir konumda. Avrasyalı Türkiye’nin Türkiye, Rusya, Çin, İran (TRÇİ) İttifakı içinde olması, etkisini küresel alana taşıyacak. Bu konumun değerlendirilmesi her iki taraf içinde gerekli.
Doğu Akdeniz’de önderlik birikimi olan Türkiye, Avrupa’ya da örnek olmalıdır. Türkiye önemli bir sınavla karşı karşıya: Mekke Anlaşması’na onay vererek Yemen Cumhuriyeti’ne karşı Suudi Arabistan’la birlikte tavır alması, Türkiye’yi İsrail’in yanında konuşlandıracak.
NATO’nun devamı vurgusu yapılan anlaşma bölge ülkelerine karşı olduğu gibi en başta Türkiye’nin çıkarlarına aykırı. TBMM bu anlaşmaya karşı oy kullanarak bölgede ve küresel saflaşmada örnek tutum almalı ve kendi çıkarlarının yanında durmalıdır.
Bu tavır ilerleyen Yeni Avrupa’ya destektir. Gelişmelerden anlaşılacağı gibi artık Eski Avrupa yok, Yeni Avrupa geliyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Eğitim
Yayın: 26 Ekim 2026 21:05 · Kaynak: aydinlik.com.tr