GEÇ OLMADAN
- Bilim, iklim krizinin; bizi ve gezegenimizdeki tüm canlı yaşamını da bir felakete doğru götürdüğünü söylüyor
- Böyle giderse sayılı zamanımızın kaldığına işaret ediyor
Bilim, iklim krizinin; bizi ve gezegenimizdeki tüm canlı yaşamını da bir felakete doğru götürdüğünü söylüyor. Böyle giderse sayılı zamanımızın kaldığına işaret ediyor. Gidişatı her geçen gün etrafımızda olup bitenlerden de görmek olanaklı.
Tüm bu gerçeklere karşın “Amaan… Bize gelene kadar…” diyenlerdenseniz fena halde yanılıyorsunuz. Göçler, kuraklık, afetler, sıcaklık artışları, gıda… Artık her doğal bela, felaket veya afetlerin altından iklimsel bozulmalar çıkmaya başladı.
Uzmanların ortak görüşü bugünlerin iyi günlerimiz olduğu yönünde. Eğer iklim kriziyle savaşımda başarısız olursak ki, gidişat biraz onu gösteriyor. Uzmanlar yüzyılın sonunda hayatın, bildiğimiz hayat olmayacağı konusunda hemfikir.
Öncelikle yaşananları yeterince kötü olarak varsaymıyorsak daha kötünün kesinlikle olacağını ve sürenin kısalacağını garantili görebiliriz. Şimdiye kadar yaşamamış olanlar, şu an herhangi bir iklim felaketini alsınlar *, bunları bir noktada yaşayacaklarını bilsinler.
Yaşamış olanlar için ise ağırlaştırılmış durumları vaat ediyor. İnsan türü çoklu krizlerle nasıl baş edeceğini henüz bulamadığından, ne yazık ki kitlesel halde çöpünde boğulacaktır. Susuzluktan kavrulacak, açlıktan birbirini yiyecektir.
Bütün bunlardan kurtulmaya çalışan bazıları doğaya ve kalan kaynaklara daha çok saldıracaktır. Güçlüler güçsüzler üzerinde baskı ve zorbalıklar kuracaktır. Her zaman olduğu gibi.
Fosil yakıtlardan vazgeçmez ve atmosfere saldığımız sera gazı miktarını arttırmaya devam edersek; küresel ortalama sıcaklık artışı, içinde bulunduğumuz yüzyıl sonunda dört dereceyi bulabilir. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli** öngörüleri, böyle bir senaryoda önümüzdeki yirmi beş yıl içerisinde tarım alanlarının yüzde onunun kaybedileceğini raporluyor.
Bu oran yüzyıl sonunda yüzde otuzu bulabileceğine işaret ediyor. Seksen milyon insanın açlık riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söylüyor. Diğer yandan aşırı sıcaklar, yetersiz beslenme ve bulaşıcı hastalıklar sonucu yılda iki yüz elli bin insanın hayatını kaybedeceğini işaretliyor.
Oysa çözüm elimizde. Kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan vazgeçer, doğal alanları ve biyolojik çeşitliliği korur, doğa temelli çözümler geliştirirsek, küresel ısınmayı durdurarak gezegenimizde yaşamın devam etmesini sağlayabiliriz.
Felaketlerin bütün emarelerini yaşıyoruz bu günlerde. Ama bunlar daha ön. Kuraklık da sel ve su baskınları da artacak. En kötüsüyse Sibirya’dan donmuş toprağın çözülmesiyle atmosfere karışacak metan gazı. Bu gazın karbondan yirmi bir kat daha etkili olduğunu bilim insanları söylüyor.
Orada yedi yüz milyar ton metanın gazının varlığı ve bu metanın sızmaya başladığı raporlanmaktadır. İki bin elli yılına kadar önlem alınmaz ise çok geç olacağı görülmektedir. Yüz yıl sonra bu gaz atmosfere karışırsa dünyanın sıcaklığı üç yüz elli dereceyi ve yaşamı sonlandıracağı hesaplanmaktadır.
Bunlarla da sınırlı değil… Bu arada altı derece ısınırsak, hayali bile kötü. Denizlerin yetmiş metre yükseleceği, dört milyar insanın yaşadığı yerlerin sular altında kalacağı bilinmekte. Ülkemiz de en çok etkilenecek ülkelerden biri olacaktır. Bunlar bir küresel sorun ve küresel olarak çözülmesi gerekiyor.
İnsanoğlu yaşamını sürdürebilmek amacıyla dünyayı değişikliğe uğratır, özümler ve bunun sonuçları toplumsal bilinçte saptanır. Bilinçlerimiz, gezegenimizde yaşamın sürdürülebilirliği zemininde olmalı. Doğayı ve çevreyi koruyucu olmalıdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Hava · Bölge: Muğla/Milas
Yayın: 29 Ekim 2026 08:32 · Kaynak: habermilas.com