40. yılını doldurdu: 120 yıllık kazı serüveni
- Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin üzerinden bu yıl tam 40 yıl geçti
- Boğazköy’de ilk kazmanın vurulmasından bu yana ise 120 yıl doldu
Her şey 1906'da başladı Çorum’un dünya arkeolojisindeki yolculuğu, 1906 yılında Boğazköy’de başlayan kazılarla başladı. Alman araştırmacı Hugo Winckler ile Osmanlı müzeciliğini temsil eden Theodor Makridi’nin yürüttüğü çalışmalarda binlerce çivi yazılı tablet gün yüzüne çıktı. Bu buluntular, o güne kadar büyük ölçüde bilinmeyen bir imparatorluğun arşiviydi.
Bugün Boğazköy’deki kazılar, Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) başkanlığında ve Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle sürdürülüyor.
Bulmacayı çözen isim: Hrozný Tabletler bulunmuştu, ancak üzerlerindeki dili kimse okuyamıyordu. Bu bilmeceyi 1915 yılında Çek dilbilimci Bedřich Hrozný çözdü. Hrozný, Hititçenin Hint-Avrupa dil ailesine ait olduğunu ortaya koydu.
Böylece Hititçe, bu aileye ait yazılı belgesi bulunan en eski dillerden biri olarak bilim dünyasına kazandırıldı. Bu buluş, Anadolu tarihine bakışı da kökten değiştirdi.
Cumhuriyet’in ilk ulusal kazısı Çorum’da Çorum, Türk arkeolojisi açısından da özel bir yere sahip. 1935 yılında Atatürk’ün talimatıyla Türk Tarih Kurumu adına Alacahöyük’te kazılar başlatıldı. Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık’ın yürüttüğü çalışmalar, Cumhuriyet döneminde Türk bilim insanlarınca yapılan ilk ulusal kazı olarak tarihe geçti.
Alacahöyük’te ortaya çıkarılan kral mezarları ve güneş kursları, bugün Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin en dikkat çeken eserleri arasında yer alıyor.
1986: Dünya mirası tescili Hattuşa, 1986 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Böylece Türkiye’den listeye giren ilk alanlardan biri oldu. Bu tescil, kentin uluslararası tanınırlığında bir dönüm noktası oldu. Antik başkentin surları, tapınakları, Aslanlı Kapı ve Yazılıkaya açık hava tapınağı o tarihten bu yana dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlıyor.
Şapinuva: Hititlerin ikinci merkezi Çorum’un arkeolojik zenginliği Hattuşa ile sınırlı değil. 1990 yılında Ortaköy ilçesinde başlayan kazılarda, Hititlerin önemli yönetim merkezlerinden Şapinuva antik kenti gün ışığına çıkarıldı.
Bilim çevrelerince Hititlerin ikinci önemli merkezi olarak kabul edilen Şapinuva’da da çok sayıda tablet bulundu. Kazılar bugün de sürüyor.
Tabletler “Dünya Belleği”nde Boğazköy’de bulunan Hitit çivi yazılı tablet arşivi, 2001 yılında UNESCO’nun Dünya Belleği (Memory of the World) listesine alındı. Bu listeye, insanlığın ortak belge mirası açısından olağanüstü değer taşıyan arşivler giriyor.
Arşivde devlet yazışmalarından dini metinlere, hukuk kurallarından uluslararası antlaşmalara kadar geniş bir yelpazede belgeler bulunuyor.
Sfenks yuvasına döndü Kentin yakın tarihindeki en sevindirici gelişmelerden biri 2011 yılında yaşandı. Boğazköy’den çıkarılarak Almanya’ya götürülen ve uzun yıllar Berlin’de sergilenen Boğazköy Sfenksi Türkiye’ye iade edildi.
Sfenks bugün Boğazköy Müzesi’nde ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu yıl, iadenin 15. yıl dönümü.
Yaklaşık 120 yıldır süren kazılar, Çorum’u Hitit uygarlığının anlaşılmasında dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline getirdi. Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva’dan oluşan üçlü, kentin kültür turizmindeki en güçlü değeri olmaya devam ediyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: çorum
Yayın: 07 Kasım 2026 16:33 · Kaynak: yaylahaber.com.tr