Haberi Yapan mı Suçlu?
- Gazeteciler “Nefes alamıyoruz” diye haykırıyorsa, yaşanan basının da toplumun da nefesinin daralmasıdır
- Gazetecinin görevi, gücün söylediklerini tekrarlamak değil, gücün nasıl kullanıldığını araştırmaktır
Gazeteciler “Nefes alamıyoruz” diye haykırıyorsa, yaşanan basının da toplumun da nefesinin daralmasıdır.
Gazetecinin görevi, gücün söylediklerini tekrarlamak değil, gücün nasıl kullanıldığını araştırmaktır. Kamu kaynaklarını sorgulamak, çıkar ilişkilerini incelemek ve resmî açıklamaların ötesine geçmek gazeteciliğin temel işlevidir.
Bu nedenle gazetecilik rahatsız edebilir; hatta etmelidir. Demokrasilerde asıl sorun, soruların rahatsızlık yaratması değil, sorulamaz hâle gelmesidir. Çünkü soru sorulamayan yerde denetim zayıflar; denetimin zayıfladığı yerde ise kamu gücünün hesap verebilirliği aşınır.
Günümüzde basın üzerindeki baskı, gözaltı ve tutuklamalarla sınırlı değildir. Gazeteci bazen bir haber nedeniyle soruşturmayla, bazen yayımladığı içerik yüzünden erişim engeliyle, bazen de işini kaybetme tehdidiyle karşılaşabilir.
Haber kaynaklarına ulaşmanın zorlaştırılması, yayınlara müdahale edilmesi ve medya kuruluşlarının yönetimine kayyım atanması da haberin kamuoyuna ulaşma koşullarını etkileyebilir. Üstelik baskı her zaman açık bir yasak biçiminde ortaya çıkmaz.
İş güvencesizliği, ekonomik bağımlılık ve mesleki geleceğe ilişkin kaygılar, gazetecinin hangi soruyu soracağını, hangi haberi derinleştireceğini, hatta hangi konudan uzak duracağını belirleyen görünmez sınırlara dönüşebilir.
Bazen haber, yayımlanmadan önce susturulur. Bu nedenle basın özgürlüğünü kapatılan yayınlar veya tutuklanan gazeteciler üzerinden değerlendirmek yeterli değildir; haberin hangi koşullarda üretildiğine de bakmak gerekir.
Haber susturulduğunda hayat durmaz. İşçi düşük ücretle çalışmaya devam eder. Çevre sorunları büyür. Yoksul çocuk okula aç gider. Emeklinin geçim mücadelesi ağırlaşır. İşsiz genç, umudunu yitirmeden iş aramayı sürdürür. Kamu kaynakları harcanır, kararlar alınır. Değişen, bütün bunların hesabını soracak bilginin topluma ulaşmasının zorlaşmasıdır.
“Nefes alamıyoruz” çağrısı, tek başına gazetecilerin çalışma koşullarına ilişkin bir itiraz olarak okunamaz. Hukuki güvencelerin korunması, orantısız müdahalelerin önlenmesi, kayyım uygulamalarının editoryal bağımsızlık üzerindeki etkilerinin giderilmesi, hukuka aykırı erişim engellerinin kaldırılması ve kamu ilanlarının adil, şeffaf ölçütlerle dağıtılması, toplumun haber alma hakkıyla doğrudan ilgilidir.
Gazetecilerin güvenceli koşullarda çalışabilmesi ve haber merkezlerinin bağımsız karar verebilmesi de bu tablonun ayrılmaz parçalarıdır.
Bugün “Nefes alamıyoruz” diyen gazetecilerin çağrısı, hepimize yöneltilmiş bir soruyu da beraberinde getiriyor: Haber susturulduğunda, toplum olarak hepimiz hangi haklarımızı kaybediyoruz?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: İzmir
Yayın: 28 Ekim 2026 04:59 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr