Oligarşik Saltanat ve kör tuttuğunu!
- Yok yok, "Sarıpırlanta" demek en doğrusu
- Buna kesin ağzı dualı bir Bektaşi: "tuttuğun Pırlanta olsun, Allah sana yürü ya kulum değil, füzeyle uç ya kulum desin" diye dua etmiş
SARIGÜL!.. Gül mü? Olmadı!
"Sarıaltın" olmalı! Yok yok, "Sarıpırlanta" demek en doğrusu.
Buna kesin ağzı dualı bir Bektaşi: "tuttuğun Pırlanta olsun, Allah sana yürü ya kulum değil, füzeyle uç ya kulum desin" diye dua etmiş. Adam, 100 milyon dolara villa, milyon dolarlara yat, kat alıp satıyor!
Milyar dolar konuşuyor.
Sonra da utanmadan ekranlarda; asgari ücret, pastırmanın dilimi, türlü, pırasa, soğan, sarımsak avukatlığı...
Tarih bilmek lazım. Karun kadar zengin, Bel'am kadar bilgili-hatip, Nemrut kadar güçlü olsanda 1 TL değerinde dahi olmayan burnundan girecek bir sivri sinek, ayağına takılan bir küçük taş, sana can veren kandaki ufak bir pıhtı canına okur, milyar dolarlar fayda vermez, çare, deva olmaz ve aç gözleri bir avuç toprak doyurur!
Ne demiştik, asgari geçim haddi için asgari ücret var, peki "doyum sınırı" ne? Bu memleketin "açlık edebiyatı yapan" doymazlarını ne kadar para, servet doyuracak?
Şimdi bana sorun; "bu işin çözümü ne?”
Sordunuz mu?
Çözüm basit; "Oligarşik Saltanata son vermek!”
“Nasıl olacak o iş?” Devrimle… “Nasıl bir devrim?”
Saltanatı kaldıran bir devrim. “Saltanat kalkmadı mı?”
Kalkmadı!
Dede 30 yıl vekil, baba 30 yıl vekil, oğul 50 yıl vekil! Aralıksız olarak Demokrat Parti, CHP, AP, ANAP, Refah, AK Parti, MHP vs. 60 yıldır belediye başkanı!..
Dede, baba, oğul 100 yıldır büyükelçi...
30-45-60 yıldır oda başkanı…
Bu liste böyle uzar gider.
Olmaz!
Olmamalı.
Bu kadar süre ballı parmak, yağlı kaymak tutup yalayan, yiyenler, gemi azı alıp; "devlet, hükümran, sahip biziz" diyorlar. Vekil, devlet başkanı, oda başkanı, belediye başkanı, vali, rektör vs. kimse iki dönemden fazla makamda kalmamalı.
Yani devrim sürekli olmalı!
Devrimcilerde devrilmeli! Kimseye, hiçbir sınıfa, hiçbir kesim ve aileye "Oligarşik Saltanat Kurma" fırsatı verilmemeli!
Bu devrim olursa hiçbir kesim bu millet ve devlette tahakküm kuramaz!
Bunda halk olarak mutabık olmamız lazım!
KÖR TUTTUĞUNU!YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel bağırıyor:
"Susma, sustukça sıra sana gelecek!..”
Şaka gibi! Vallahi bende öyle diyorum.
Susmayalım.
İktidar kanadında 4.Murad’ın baltası, kadının emri kol geziyor!
Kime denk gelirse, kafayı kumdan çıkaran, sesini mikrofondan ünlendiren, kalemini kağıtta oynatandan ah'u vah sesleri geliyor!
Muhalif kanatta; "Kör tuttuğunu" misali; yatta, katta, rezidansta, otel odasında, müştemilatta, arabada, yolda, izde, kız, kızan, hanım, erkek, kadın, uçan-kaçan kime denk gelirse becerilmekten kurtulamıyor.
Memleketin zenginlikleri, bürokrasi ve belediyedeki kadrolar, yandaşa, paydaşa(!) dağıtılıyor, borsası, hali, pazarı manipüle ediliyor.
Dahada fenası; “hak namına haksızlığa tapamam" ve "Allahın 9 pulunu bir kişiye, bir pulunuda 9 kişiye verme adaletsizliğine son vereceğiz" diye yola çıkan iktidar ve "halkçıyız, milliyetçiyiz, ezilenlerin yanındayız, devrimciyiz, sosyal adaletten yanayız" diyen sosyalist, devrimci ve milliyetçi ana ve yavru muhalefet elbirliği ile memleketin fakirinden alıp zenginine veriyor ve de kendileri de zenginleşiyorlar. Mesele; adaleti dilinden düşürmeyenlerin, kendi çıkarına dokunulduğunda, ya suskun kalmaları ya da veryansın etmeleri.
İktidar ile muhalefet arasındaki mücadele, adalet ile çıkar arasındaki mücadeleye dönüşmüşse, değişen yalnızca koltukların sahipleri olur.
Gücün el değiştirmesi, düzenin değiştiği anlamına gelmez.
Bazen dün zulme itiraz edenler, bugün zulmün imkânlarından yararlanır.
Dün eleştirdikleri kapının önünde, bugün kendi paylarını beklerler.
Kısaca; bir memleketin çöküşü, haksızlık yapılmasıyla değil, haksızlık yapana kendi mahallesinden olanların sahip çıkmasıyla olur.
Ne diyeyim!?
Bize düşen aziz borç, asırlık zamanlardan, tarihi temizlemek, sahte kahramanlardan!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Sakarya
Yayın: 30 Ekim 2026 14:07 · Kaynak: netgaste.com