Üst Üste Gelen Üç Önemli Olay!
- Sevgili dostlar; biri, zaman itibarıyla yerleşik, önceden belli, diğer ikisi ise, bir hafta önce, iki hafta sonra şeklinde, öne alınması veya geriye bırakılması mümkün iken, birbirlerine çok yakın zaman dilimleri içerisinde gerçekleşen üç önemli fiilî olgu ve
Sevgili dostlar; biri, zaman itibarıyla yerleşik, önceden belli, diğer ikisi ise, bir hafta önce, iki hafta sonra şeklinde, öne alınması veya geriye bırakılması mümkün iken, birbirlerine çok yakın zaman dilimleri içerisinde gerçekleşen üç önemli fiilî olgu ve sonuçlar...
Ama bu sosyal olgu ve olayların, toplumumuzun millî şuur ve birliktelik ilkesi içerisinde, ileriye doğru, tarihî misyonu doğrultusunda ivme kazanmasına yönelik, her birine değinilmesinin gerekliliği tartışılmayacak olan üç fiilî sonuç ve olgu… Şimdi, sabrımızı fazla zorlamadan sırasıyla bu üç sonucu sosyo hukukî açıdan ele alalım...
Hemen ifade edeyim ki; hepinizin bildiği gibi bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı! Öncelikle başta siz sayın dostlarım olmak üzere bütün vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Rabbim, Devletimizi ilelebet payidar kılsın, milletimizin kardeşliğini, birlik ve beraberliğini muhkemleştirmesiyle beraber, bizim birlik ve beraberliğimizi her türlü fitne ve fücurdan, kınayanın kınamasından her daim korusun, himaye etsin…
Cumhuriyet demek, millet iradesinin devreye girmesi ve tecelli eden millet iradesinin, halkın yönetiminde, toplumun sevk ve idaresinde ana belirleyici unsur olması demektir. Diğer bir ifadeyle, herhangi bir haricî yönlendirme olmaksızın, RECEPTION yoluyla değil, bizzat milletin kendi değer ve sosyal kabullenişleri doğrultusunda, zaman içinde oluşan kendine özgü NESNEL HUKUK ilke ve kabullenişleri doğrultusunda yasalarını oluşturması ve her bakımdan özgürlüğünü bilfiil yaşaması demektir.
Bu itibarla sahip olduğumuz en değerli kazanım Cumhuriyet ve Cumhur’un iradesinin üstünlüğüdür.
İnşallah Rabbim, bu millete de, kendi millî ve manevi değerleri doğrultusunda, tarihi süreç içerisinde gelişip kökleşen sosyal kabulleniş ve olguları ile uyumlu “bu da benim Nesnel Hukukumdur” diyerek çağdaş ülkelerde olduğu gibi, kendi Değer ve Nesnel hukuk kabullenişleri doğrultusunda ana mevzuatını düzenleme imkânını nasıl eder… İşte o zaman Cumhur “Yeter artık, söz de karar da milletindir.” der ve gerçekten sözü sahibi olur.
NETANYAHU’YA İSRAİLLİLER BİLE GÜVENMİYOR!
Sevgili dostlar, bilhassa iki yıla yaklaşık dünyada ve daha çok Ortadoğu’da siyasetin nasıl ve ne şekilde oluşup devam edeceğini, geçtiğimiz Salı günü gerçekleşen İsrail parlamento seçimleri ile önümüzdeki Salı, 3 Kasım günü gerçekleşecek olan ABD Kongre ara seçimleri belirliyordu desek mübalağa etmiş olmayız. Trump-Netanyahu birlikteliğinin Aden Körfezi, Babü’l-mendep ve Hürmüz boğazları dâhil, başta İran olmak üzere diğer bölge ülkelerine düşünülen müdahalelerin dozaj ve zamanının belirlenmesinde ana unsur, gerçekleşen İsrail seçimleri ile önümüzdeki Salı günü gerçekleşecek olan ABD seçimleri olmuştu.
Netanyahu, bilhassa İran’a karşı saldırgan tutumunun devam etmesinin, seçilme şansını artıracağına inanıyor ve bu kabulleniş içerisinde Trump’ı etkilemeye çalışıyordu. Trump ise saldırganlık halinin ABD kamuoyunu, kendisinin “Netanyahu’nun oyuncağı olduğu” kabullenişine daha çok yaklaştırdığını fark etmesi sonucu duraksamış ve durumu, daha çok tehdit içerikli söylemlerle idare etmeye çalışmıştı.
Ve nihayet İsrail’de seçimler oldu ve yüzde 74’ün üzerinde seçmen sandık başına gitti. Ne İktidar, ne de muhalefet bloku kendi başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemedi. Sandıktan en karlı bir şekilde çıkan, bir bakıma garipleri temsilen İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partiler oldu.
Netanyahu hayal kırıklığı yaşadı. Onun saldırgan tutumunu Gazze’de işlemiş olduğunu çocuk ve kadın cinayetlerini yahudi seçmenler dahi nefretle karşıladı.
Muhalefet bloku tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememekle beraber Netanyahu karşısında başarı elde etti. Gerçi “Al birini vur ötekine”. Bunlar tam da “Bozacının şahidi şıracıdır” söylemine örnek teşkil eden karakterlerdir.
Bizi mutlu eden tek husus; Netanyahu’nun cinayet ve öldürme politikasının İsrail’in çoğunluğu tarafından bile tasvip edilmemiş olmasıdır. Gelecek Rabbimin kudret ve bilgisi dâhilindedir. Bekleyip göreceğiz.
13. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI ZİRVESİ ANKARA’DA!
Evet, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın ev sahipliğinde Ankara’da toplanıyor. Hem de 21. asrı “Türk Dünyası Yüzyılı”na dönüştürme sevdasıyla… Merhum İsmail Bey Gaspıralı’nın şiarından alınan iİhamla belirlenen ‘Dilde, Fikirde, İşte birlik’ temasıyla…
Bu sevda ve temayla kardeşlerimizi karşılayıp bağrımıza basacağız. İki günlük kısacık bir zaman diliminde de olsa, “Dilde, fikirde, işte birlik” formül ve kalıplarını oluşturup birbirimizin emanetine teslim edeceğiz. Bir dahaki zirveye kadar, üstlenmiş olduğumuz emanetin kudsiyetine saygı ve bağlılık içerisinde elimize ve dilimize dikkat edip, bütün dünyanın muhtaç olduğu, garip ve mazlumların yolunu gözlediği o birlikteliğin gerçekleşmesi için özenle, canhıraş bir şekilde çalışıp gayretlerimizin karşılığını yalnız Yüce Rabbimden bekleyeceğiz.
Mazlumlar, garipler, kimsesizler bizden bunu bekliyor. Ulubabalarımız, ecdadımızın ervahı bizden bunu bekliyor. Hatta tarih bizden bunu bekliyor. Öyleyse bu yolda enaniyet yok, gurur yok, çıkar ve bencillik yok.
Her bir kardeşimiz “Varlık O’nun, Yol O’nun, Gerisi hep angarya…” deyip bu kutlu birliktelik durmadan yoluna devam edecektir!
Yolunuz, yolumuz açık olsun Dostlar!
Kalın sağlıcakla.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 29 Ekim 2026 05:57 · Kaynak: duzcepostasi.com