Habermetrik
← Ana Sayfa
Mersin 05 Kasım 2026 10:50
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

HÜDA PAR Milletvekili Dinç'ten'fon vurgunu' açıklaması: Soruşturmanın şeffaf yürütülmemesi soru işaretlerini artırıyor

HÜDA PAR Milletvekili Dinç'ten'fon vurgunu' açıklaması: Soruşturmanın şeffaf yürütülmemesi soru işaretlerini artırıyor
Görsel kaynağı: cinarinsesi.com
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Mersin Milletvekili Faruk Dinç, yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden fon vurgununa iştirak ettiği iddia edilen kişiler ve gruplarla ilgili soruşturmanın yeterince şeffaf yürütülmemesinin, kamuoyundaki soru işaretlerini ve spekülasyonları artırdığ Haberler'de takip edin ✰ işaretine basmayı
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden fon vurgununa iştirak ettiği iddia edilen kişiler ve gruplarla ilgili soruşturmanın yeterince şeffaf yürütülmemesinin, kamuoyundaki soru işaretlerini ve spekülasyonları artırdığ

Haberler'de takip edin ✰ işaretine basmayı unutmayın HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; yüz binlerce vatandaşı mağdur eden fon vurgununa, Meclis’e sunulması gündemde olan 13. Yargı Paketi’ne, emekliler ile asgari ücretlilerin geçim sıkıntısına, “Millî” gün kutlamalarında sergilenen gösterilere, eğitim desteğine, Mekke İttifakı üyelerinin İran ziyaretine ve siyonist terör rejimindeki sözde seçimlere dair değerlendirmelerde bulundu.

“13. Yargı Paketi, ertelenen sorunlara kalıcı çözümler üretmelidir”

Meclis’e sunulması gündemde olan 13. Yargı Paketi’nin, önceki paketlerde ertelenen ve toplumun uzun süredir çözüm beklediği temel sorunlara kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini belirten Dinç, yargının ağır işleyişi, süresiz nafaka mağduriyeti, karmaşık infaz rejimi ve aile içi uyuşmazlıklar gibi kronikleşen alanlarda adil, eşit ve yapısal reformların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“Süresiz nafaka meselesi artık ertelenmemelidir”

Reform beklenen dört yapısal sorunu sıralayan Dinç, şöyle konuştu:

“Birincisi; yıllarca süren davalar, yargının ağır işleyişi ve adalet duygusunu zedeleyen kararlar ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Yargının hızlı, etkin ve adil işlemesini sağlayacak köklü idari, teknik ve yapısal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

İkincisi; yıllardır çözüm bekleyen süresiz nafaka meselesi artık ertelenmemelidir. Tarafların ekonomik durumunu, evlilik süresini ve hakkaniyet ilkelerini gözeten; nafakada makul süre ve ölçülülük esasına dayanan adil bir düzenleme yapılmalıdır.

Üçüncüsü; karmaşık ve çoklu infaz rejimi, eşitlik ilkesini zedeleyen ciddi mağduriyetler üretmektedir. Cezaevlerindeki yoğunluk da dikkate alınarak hukuki öngörülebilirliği sağlayan, benzer durumdaki hükümlüler arasında eşitsizlikleri gideren, tek, eşit ve adil bir infaz sistemine geçilmelidir.

Dördüncüsü; aile içi uyuşmazlıklarda doğrudan kolluk ve yargısal süreçlere başvurulması, kimi zaman sorunları derinleştirerek aile birliğinde telafisi güç yaralar açmaktadır. Aile içi anlaşmazlıkların büyümeden çözülmesini sağlayacak, hukuki güvencelere dayanan aile hakemliği mekanizması hayata geçirilmelidir.

13. Yargı Paketi, sorunların bir kez daha ertelendiği değil; adaletin güçlendiği, mağduriyetlerin giderildiği ve kalıcı çözümlerin üretildiği bir reform paketi olmalıdır.”

“Emekliye ve asgari ücretliye reva görülen bu mu?”

Milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaşla ayın sonunu getiremediğini ve vatandaşın sırtına yeni yükler bindirildiğini belirten Dinç, “En düşük emekli maaşı ve asgari ücret, insanca yaşamaya yetecek seviyeye çıkarılması gerekirken vatandaşın temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaya yetmiyor. Bu durumu kabul etmek mümkün değildir.” diye konuştu.

“Kış kapıdayken faturaları pahalılaştırmak sosyal devletle bağdaşmaz”

Elektrikte devlet desteği sınırının 3 bin kilovatsaate düşürülmesini ve kış öncesi doğal gazda da kademeli fiyatlandırmaya geçiş adımlarını eleştiren Dinç, açıklamasına şöyle devam etti:

“Doğal gazda kademeli tarife uygulamasıyla tüketim limitini aşan abonelerin devlet desteği dışına çıkarılması, elektrikte ise yıllık destek kapsamındaki tüketim sınırının 4 bin kilovatsaatten 3 bin kilovatsaate düşürülmesi gündemde. Kış kapıdayken vatandaşın ısınma ve aydınlatma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamasını daha da pahalı hâle getirmek hangi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaktadır?

Vatandaş tasarruf edemediği için değil, geçinemediği için zorlanıyor. Emekli aylığı ve asgari ücret artırılmalı; doğal gaz ve elektrik desteklerinin kapsamı da genişletilmelidir. Geçim derdi yaşayan milyonların karşısına yeni faturalar çıkarmaktan vazgeçilmelidir.”

Eylül ayında patlak veren, yüz binlerce vatandaşı mağdur eden ve Borsa İstanbul'da trilyonlanca liralık sarsıntıya yol açan büyük fon vurgununa da değinen Dinç, kriz öncesinde tepe fiyattan satış yapan grupların yaklaşık 188 milyar liralık haksız kazanç sağladığına dikkat çekerek, adli ve idari süreçlerin kamuoyunun beklentisini karşılayacak açıklıkta yürütülmediğini vurguladı.

“455 bin kişi mağdur edildi, 188 milyar liralık haksız kazanç sağlandı”

Açıklamasında krizin boyutlarına ve küçük yatırımcının uğradığı zarara dikkat çeken Dinç, şu ifadeleri kullandı:

“Eylül ayında patlak veren fon krizinde 455 bin kişi mağdur edilmiş, krizin hemen öncesinde en tepeden satış yapan belli gruplar, yaklaşık 188 milyar liralık haksız kazanç elde etmişlerdir. Vurgunun ortaya çıkmasının ardından SPK'nın aldığı tasfiye kararları sonrasında fonlarda yaşanan değer kaybı 227,1 milyar lirayı bulmuştur.

Ayrıca krizin patlak vermesiyle panik satışa geçen yatırımcılar, portföy yönetim şirketlerinin gerçekleştirdiği zorunlu likidite satışları, şişirilmiş fiyatların çöküşü ve yaşanan uluslararası güven kaybı, Borsa İstanbul'da trilyonlarca liralık değer kaybına yol açmıştır.”

“Geçim sıkıntısının zirve yaptığı dönemde kamuoyu infial halinde”

Ekonomik koşulların ağırlığına değinen Dinç, dar gelirli ve birikimini korumaya çalışan vatandaşların mağduriyetinin toplumda derin bir yara açtığını belirterek, “Hayat pahalılığının, geçim sıkıntısının ve ücretlerdeki yetersizliklerin had safhada olduğu bu dönemde, telaffuz edilmesi bile zor olan bu denli büyük bir vurgunun yapılmış olması kamuoyunda infiale neden olmuştur.” şeklinde konuştu.

“Soruşturma yeterince şeffaf değil, şüpheler büyüyor”

Gözaltı, tutuklama ve mal varlığı tedbirlerinin kamuoyu vicdanını rahatlatmaya yetmediğini belirten Dinç, “Soruşturmalar, tutuklamalar, mal varlıklarına konulan tedbir kararları birbirini izlemektedir. Ancak vurguna iştirak ettiği iddia edilen kişiler ve gruplarla ilgili soruşturmanın yeterince şeffaf yürütülmemesi, kamuoyundaki soru işaretlerini ve spekülasyonları artırmaktadır.

Özellikle haksız kazanç elde ettiği, vurgunun gerçekleştirilmesine katkı sağladığı veya yaşananlara göz yumduğu öne sürülen kişi ve yetkili kurumlarla ilgili iddialar hâlâ gündemdeki yerini korumaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Ucu kime dokunursa dokunsun hesap sorulmalıdır”

Kamuoyunda oluşan hassasiyetin de dikkate alınarak tavizsiz ve kararlı bir soruşturmanın yürütülmesi çağrısında bulunan Dinç, şöyle konuştu:

“Bu büyük vurgunun üzeri örtülmemeli, sorumlular kim olursa olsun mutlaka hesap vermelidir. Haksız kazanç elde edenler tespit edilmeli ve ucu kime dokunursa dokunsun olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması sağlanmalıdır. Bu, yalnızca adaletin gereği değil, aynı zamanda toplumun güven duygusunun korunmasının da temel şartıdır.”

“Eğitimde Maarif Kardeşliği Dayanışması kurulmalı"

Eğitim kurumlarında öğrenim gören yaklaşık 25 milyon öğrencinin ülke nüfusunun yüzde 29’unu oluşturduğuna dikkat çeken Dinç, maddi imkânsızlık ve manevi boşluğun hiçbir çocuğun eğitim hayallerine engel olmaması için devlet, yerel yönetimler, hayırseverler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle "Eğitimde Maarif Kardeşliği Dayanışması" kurulması çağrısında bulundu.

“Destek, okul öncesinden üniversiteye kadar sürdürülmelidir”

Okul öncesinden üniversiteye kadar uzanan süreçte kimsesiz, yetim ve ihtiyaç sahibi çocukların tüm ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini ifade eden Dinç, “Kimsesiz, yetim ve ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, internet, bilgisayar, ulaşım ve kurs ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bununla birlikte öğrencilerin ilim, irfan, ahlak ve hikmetle yetişmeleri sağlanmalı; onlara manevi destek sunacak hizmet ve ortamlar oluşturulmalıdır. Destek, okul öncesinden üniversiteye kadar sürdürülmelidir.” dedi.

“Bir çocuğun elinden tutmak, bir geleceği kurtarmaktır”

Ekonomik durumu iyi olan çevreler ile dar gelirli aileler arasında kurulacak köprülerin toplumsal bağları güçlendireceğine vurgu yapan Dinç, “Hiçbir çocuk maddi yoksunluk ve manevi boşluk yüzünden eğitimden mahrum kalmamalı; imkânı olanlarla ihtiyaç sahipleri arasında bir kardeşlik köprüsü kurulmalıdır. Bir çocuğun elinden tutmak, bir geleceği kurtarmaktır.” şeklinde konuştu.

Eğitim kurumlarında ve resmi törenlerde gerçekleştirilen “Millî” gün kutlamalarının içeriğine yönelik eleştirilerde bulunan Dinç, Millî Eğitim Bakanlığına acil düzenleme çağrısında bulundu.

“Kutlamalar millî ve manevi değerlerden kopuk olmamalıdır”

Kültürel değerleri gölgede bırakan ve kültür emperyalizmine zemin hazırlayan gösterilerden vazgeçilmesi gerektiğini ifade eden Dinç, şunları kaydetti:

“‘Millî’ günlerin kutlamalarında sergilenen bazı etkinlikler, tercih edilen kıyafetler ve Batı kültürünü merkeze alan gösteriler, millî ve manevi değerlerimizle bağdaşmamaktadır. Bir lisedeki sözde kutlamalarda, gençlere Alman valsi yaptırılması, bu anlayışın somut örneklerinden biridir.

Oysaki millî günler, milletin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yaşatmalı; kültürel değerlerimizi gölgede bırakan, dahası kültür emperyalizmine teşne olan gösterilere dönüştürülmemelidir.”

“Çocukların görsellere secde ettirilmesi ve beden teşhiri kabul edilemez”

Törenlerde çocuklara yaptırılan bazı ritüelleri ve kıyafet tercihlerini eleştiren Dinç, “Öte yandan küçük çocukların, velilerinin rızası gözetilmeden birtakım görsellere secde ettirilmesi ve bedenlerinin teşhir edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Tören kıyafetlerinin maliyetinin ailelere yüklenmesi de mağduriyetlere neden olmaktadır.” şeklinde konuştu.

“Millî Eğitim Bakanlığı gerekli düzenlemeleri yapmalıdır”

Millî Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunan Dinç, “Millî gün kutlamalarının temel ahlak kurallarını gözetecek, beden teşhirini engelleyecek, manevi ve kültürel değerlerimizi yansıtacak ve ailelere maddi külfet yüklemeyecek şekilde gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeler Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmalıdır.” dedi.

“Dış güçlerin askeri varlığı istikrar değil, savaş getiriyor”

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: cinarinsesi.com
Haber metni ve görseller cinarinsesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: Mersin
Yayın: 05 Kasım 2026 10:50 · Kaynak: cinarinsesi.com
Kaynağı Oku ↗