ODTÜ ve Hacettepe’nin yeraltı tünelleri: Şehir efsanesi mi, mimari zorunluluk mu?
- Ankara'daki üniversite öğrencileri arasında yıllardır dilden dile dolaşan en bilindik efsanelerden biri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nün altında gizli bir yeraltı şehri ve kilometrelerce uzanan gizli kaçış tünelleri olduğudur
Ankara'daki üniversite öğrencileri arasında yıllardır dilden dile dolaşan en bilindik efsanelerden biri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nün altında gizli bir yeraltı şehri ve kilometrelerce uzanan gizli kaçış tünelleri olduğudur. Özellikle 1970'li yılların çalkantılı siyasi ortamında, öğrenci liderlerinin kampüs baskınları sırasında bu tünelleri kullanarak güvenlik güçlerinden kaçtığı, kampüsün dışına kadar görünmeden yürüyebildikleri anlatılır.
Ancak ulaşılan mimari veriler ve kampüs planları, bu durumun siyasi bir gizemden çok, dönemin ilerici mühendislik vizyonuna dayandığını gösteriyor. GİZLİ KAÇIŞ YOLU DEĞİL, ALTYAPI GALERİSİGerçekleştirilen incelemeler, ODTÜ ve Hacettepe'nin altında gerçekten de kilometrelerce uzanan tünel sistemleri bulunduğunu doğruluyor.
Ancak bu tüneller gizli, sonradan kazılmış veya yasadışı değil; kampüslerin sıfırdan inşası sırasında bilinçli olarak tasarlanmış "altyapı (teknik) galerileri".Türkiye mimarlık tarihinin en önemli uygulamalarından biri kabul edilen ODTÜ yerleşkesi, 1960'lı yıllarda mimarlar Behruz ve Altuğ Çinici tarafından tasarlandı. On binlerce kişinin yaşayacağı bu devasa kampüsün ısıtma, su, elektrik ve telekomünikasyon ağını tek bir merkezden kesintisiz yönetmek amacıyla yürünebilir büyüklükte yeraltı galerileri inşa edildi.
Merkezden çıkan dev sıcak su boruları ve yüksek gerilim kabloları, bu galeriler aracılığıyla tüm fakültelere ve yurtlara dağılıyor. Bu sistem, herhangi bir altyapı arızası durumunda asfalt yolların kazılmasına gerek kalmadan, teknik personelin yeraltına inerek soruna hızla müdahale etmesine olanak tanıyor.
Şehir merkezinden uzakta 1970'lerde kurulan Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü de benzer bir modern altyapı planlamasıyla inşa edildiği için aynı devasa galeri sistemine ev sahipliği yapıyor.70'LER VE ŞEHİR EFSANELERİNİN DOĞUŞUTünellerin birer "gizli geçit" efsanesine dönüşmesinin temel nedeni, 1970 ile 1980 yılları arasında Türkiye'de ve özellikle Ankara'daki üniversitelerde yaşanan siyasi olaylardır. 1971 yılında güvenlik güçlerinin ODTÜ yerleşkesini kuşatması, yurtlarda yapılan aramalar ve ardından yaşanan çatışma ortamında, aranan özellikle Deniz Gezmiş ve dönemin diğer devrimci öğrenci liderlerinin bu yeraltı galerilerini kullanarak kampüs içinde yer değiştirdiği ya da saklandığı iddiaları zamanla büyüyerek bir mit halini aldı.
Belgelerde ve dönemin tanıklıklarında, bu altyapı tünellerinin zaman zaman öğrenciler tarafından saklanma veya barınma amaçlı gayriresmi olarak kullanıldığına dair anlatılar yer alsa da, tünellerin "özel bir kaçış güzergahı" olarak inşa edildiği varsayımı tamamen asılsız. GÜNÜMÜZDE ALTYAPI TÜNELLERİNİN DURUMUGünümüzde her iki üniversitenin de yeraltı galerileri asli işlevini aktif olarak sürdürüyor.
Kampüslerin merkezi ısıtılması ve enerji nakli hala büyük oranda bu damarlar üzerinden sağlanıyor. Yüksek ısı, havasızlık ve elektrik akımı gibi ölümcül tehlikeler nedeniyle girişleri kalın demir kapılarla kilitli tutulan bu tüneller, kapalı olmaları sebebiyle yeni nesil öğrenciler arasında "gizli sığınak" efsanelerinin yaşamasına zemin hazırlamaya devam ediyor.
Sonuç olarak, binaların altında siyasi bir sır değil, yarım asırdır kampüsleri ayakta tutan rasyonel bir mimari zorunluluk yatıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim
Yayın: 30 Ekim 2026 14:03 · Kaynak: yeniankara.com.tr