Kaşif Kozinoğlu’nun naaşında zehirlenme emareleri bulundu
- Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bulgular ortaya çıktı
Haberlerimizi Google'da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Eski MİT Asya Bölge Başdanışmanı Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitirmesine ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi ve laboratuvar raporunun ayrıntıları ortaya çıktı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 12 Eylül 2026 tarihinde mezarı açılan Kozinoğlu'ndan alınan biyolojik örneklerde toksik etkileri bulunan antimon maddesine rastlandı. 19 Ekim 2026 tarihli rapora ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, tırnak, saç, kemik ve doku örneklerinde farklı miktarlarda antimon belirlenirken incelenen yedi ayrı mezar toprağı örneğinde söz konusu madde tespit edilmedi.
Ölümün ardından yapılan ilk açıklamalarda kalp krizi üzerinde durulmuş, 2012 yılında ise soruşturma takipsizlik kararıyla kapatılmıştı. Ağustos 2026'da yeniden açılan dosyada, toksikolojik bulguların yanı sıra cezaevindeki son saatler, sağlık ekiplerinin müdahalesi ve üçüncü kişilerin olası sorumluluğu araştırılıyor.
Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen incelemelerde, Kozinoğlu'nun mezarından alınan toplam 36 numune toksikolojik analizden geçirildi. Saç, tırnak, kemik, yumuşak doku, kefen ve mezar toprağı örneklerinin incelendiği çalışmada, antimon maddesinin özellikle tırnak örneklerinde yüksek miktarda bulunduğu bildirildi.
Laboratuvar sonuçlarına göre tırnağın gramında 7 bin 2 nanogram, saçın gramında 548 nanogram antimon tespit edildi.
İncelemelerde yalnızca saç ve tırnak örnekleriyle sınırlı kalınmadı. Sabunlaşmış doku örneklerinde gram başına 720 nanogram, kemik örneklerinde ise 175 nanogram antimon belirlendi. Söz konusu bulgular, Kozinoğlu'nun ölümünden önce toksik bir maddeye maruz kalmış olabileceği ihtimalinin adli soruşturma kapsamında değerlendirilmesine neden oldu.
Ancak maddenin biyolojik örneklerde saptanması, tek başına zehirlenerek öldürüldüğünü kanıtlamıyor.
Otopsi ve laboratuvar raporunda yer alan bulgular arasında mezar toprağına ilişkin analiz sonuçları da bulunuyor. Kozinoğlu'nun naaşının çıkarıldığı mezardan alınan yedi ayrı toprak numunesinde antimon tespit edilmediği bildirildi.
Saç, tırnak, kemik ve doku örneklerinde belirlenen maddenin incelenen toprak örneklerinde bulunmaması, antimonun kaynağının belirlenmesi açısından soruşturmada ele alınan konular arasına girdi.
Laboratuvar incelemelerinde kurşun, nikel, arsenik ve kadmiyum gibi farklı ağır metallerin varlığı da belirlendi. Bazı ağır metallerin mezar toprağında da bulunması nedeniyle ölüm sonrası çevresel bulaşma ihtimali değerlendirmeye alındı.
Antimon bakımından ortaya çıkan farklılığın ise maddenin vücuda ne zaman, hangi yolla ve ne miktarda girdiğinin araştırılmasını gerektirdiği belirtiliyor.
Antimon, kimyasal simgesi Sb olan, bazı bileşikleri insan sağlığı açısından toksik özellikler taşıyan bir elementtir. Kimyasal davranışı bakımından arsenikle belirli benzerlikler gösteren antimonun sağlık üzerindeki etkileri, maruz kalınan bileşiğin türüne, miktarına ve vücuda giriş yoluna göre değişiyor.
Yüksek dozlarda alınması durumunda sindirim sistemi, karaciğer ve kalp-damar sistemi üzerinde ciddi etkiler ortaya çıkabiliyor.
Antimonun bazı bileşikleri yüksek dozda akut zehirlenmeye, kalp ritim bozukluklarına ve ağır vakalarda ölümcül kalp-damar komplikasyonlarına yol açabiliyor. Kozinoğlu'nun ölümünün ardından kalp krizi açıklaması yapılmış olması nedeniyle toksikolojik incelemelerde saptanan antimon da dosyanın değerlendirilmesinde yer alıyor.
Bununla birlikte, yaklaşık 15 yıl sonra alınan örneklerdeki antimon miktarının ölüm anındaki maruziyeti ve doğrudan ölüm nedenini gösterip göstermediği henüz kesinleşmiş değil.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Kaşif Kozinoğlu'nun Ümraniye'deki mezarı 12 Eylül 2026 tarihinde açıldı. Feth-i kabir işlemine üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikeri katıldı.
İşlem sırasında naaştan kemik, doku ve diğer biyolojik örnekler alınırken mezar toprağından da inceleme amacıyla numuneler toplandı.
Adli Tıp Kurumuna gönderilen örnekler üzerinde kimlik tespiti ve toksikolojik araştırmalar gerçekleştirildi. DNA incelemesinde naaştan elde edilen genetik profil aile bireylerinden alınan örneklerle karşılaştırıldı ve naaşın yüzde 99,99 olasılıkla Kaşif Kozinoğlu'na ait olduğu belirlendi.
İncelemelerde ölümün üzerinden geçen süreye rağmen bazı yumuşak dokuların korunduğu da bildirildi.
Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi tarafından yürütülen toksikolojik araştırmalarda antimon ve diğer ağır metallerin yanı sıra farklı zehirli maddeler de incelendi. Siyanür, bazı uyuşturucu maddeler, ilaç etken maddeleri ve böcek ilaçlarına yönelik taramalarda negatif sonuçlar elde edildiği aktarıldı.
Laboratuvar sonuçlarıyla birlikte cezaevine ait kamera görüntüleri, sağlık kayıtları, ambulans çağrı bilgileri ve hastane belgeleri de soruşturma dosyasında değerlendiriliyor. Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebine ilişkin nihai tıbbi görüşün Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun değerlendirmesinin ardından ortaya çıkması bekleniyor.
MİT bünyesinde çeşitli görevler üstlenen Kaşif Kozinoğlu, Ergenekon soruşturmasıyla bağlantılı Odatv davası kapsamında Mart 2011'de tutuklanarak Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildi. Kozinoğlu, tutukluluğu devam ederken 12 Kasım 2011 tarihinde cezaevinde rahatsızlandı ve Silivri Devlet Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybettiği tespit edildi.
Ölümün ardından yapılan ilk incelemelerde kalp krizi üzerinde duruldu. Adalet Bakanlığı tarafından o dönemde yapılan açıklamalarda Kozinoğlu'nun vücudunda kırık, darp veya cebir izine rastlanmadığı bildirildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada koğuş arkadaşlarının, cezaevi görevlilerinin ve sağlık personelinin ifadeleri alınırken kamera kayıtları ve tıbbi belgeler de incelendi.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünün ardından başlatılan soruşturma kapsamında cezaevinde bulunduğu koğuşun görüntüleri incelendi. Aynı koğuşta kalan Hasan Ataman Yıldırım ve Atilla Uğur'un ifadelerine başvuruldu. Sağlık Bakanlığının olaydan sonra yaptığı açıklamada, 12 Kasım 2011 tarihinde cezaevi yerleşkesindeki sağlık merkezinde bir hekimin görevli olduğu ancak söz konusu vakaya ilişkin bu merkeze bildirim yapılmadığının belirlendiği kaydedildi.
Sağlık Bakanlığı ayrıca 112 Komuta Kontrol Merkezine saat 18.30'da çağrı geldiğini ve ambulansın saat 18.42'de vakaya ulaştığını açıklamıştı. Kamera kayıtları, sağlık belgeleri ve tanık ifadeleri üzerinden yürütülen ilk soruşturma, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandı.
Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin dosya, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerin ardından Silivri Sulh Ceza Hakimliği, 26 Ağustos 2026 tarihinde önceki takipsizlik kararını kaldırdı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden başlatılan soruşturma için gizlilik kararı alınırken özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 7 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Şüphelilerden 10'unun gözaltına alındığı, bir kişinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğunun tespit edildiği belirtildi.
Soruşturma kapsamında Kozinoğlu'nun ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik çalışmalar başlatıldı.
Yeniden açılan dosyada cezaevi görevlileri, sağlık personeli ve olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen farklı kişiler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi. Eylül ayında yapılan ilk operasyon kapsamında, olay tarihinde jandarma er olarak görev yapan bir şüpheli tutuklandı.
Aynı operasyonda yedi kişi hakkında adli kontrol uygulanırken iki kişi savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Soruşturmanın devamında gazeteci Selahattin Günday ile acil tıp teknisyenleri Özlem Uslu ve Emre Atmaca da tutuklandı. Günday hakkında istihbarat faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgelerin ifşa edilmesi ve kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi veya yayılması suçlamaları yöneltildi.
İki sağlık çalışanı ise kasten öldürme suçlaması kapsamında tutuklandı. Daha sonraki süreçte tutuklu sayısının dokuz kişiye ulaştığı, aralarında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan'ın da bulunduğu bildirildi. Tutuklama kararları, şüpheliler hakkındaki suçlamaların kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Yeniden başlatılan soruşturmanın önemli başlıklarından birini de Kozinoğlu'nun rahatsızlandığı 12 Kasım 2011 tarihinde yaşananlar oluşturuyor. Dosyaya ilişkin basına yansıyan bilgilere göre, ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin Kozinoğlu'na ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlendi.
Cezaevi kampüsünde bulunması gereken ambulans ekibinin olay sırasında yemek için Silivri merkeze gittiği de iddialar arasında yer aldı.
Savcılık tarafından olay gününe ait kamera kayıtları, 112 çağrı bilgileri ve sağlık personelinin görev kayıtları incelemeye alındı. Sağlık müdahalesinin zamanlaması, ambulans ekibinin bulunduğu yer ve Kozinoğlu'nun hastaneye sevk edilmeden önceki durumu, ölümün gerçekleştiği koşulların belirlenmesi amacıyla araştırılan konular arasında bulunuyor.
Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, dönemin televizyon dizilerinden Kurtlar Vadisi Pusu da inceleme konusu oldu. Dizide yer alan ve Kozinoğlu'nu temsil ettiği ileri sürülen Kazım Kaşifoğlu karakterinin ölüm sahnesi ile gerçek ölüm olayı arasındaki zamanlama araştırılmaya başlandı.
Savcılık, dizinin senaryo sürecine ilişkin bilgi edinilmesi amacıyla senaristler Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan'ı bilgi sahibi sıfatıyla ifadeye çağırdı.
Dizideki olay örgüsü ile Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümünün karşılaştırılması, soruşturma kapsamında ele alınan iddialar arasında bulunuyor. Senaristlerin bilgi sahibi sıfatıyla ifadeye çağrılması, kendilerine suç isnat edildiği veya diziyle ölüm arasında hukuki bir bağlantının kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünden yaklaşık 15 yıl sonra gerçekleştirilen incelemelerde saç, tırnak, kemik ve doku örneklerinde antimon belirlenmesine rağmen kesin ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Adli Tıp Kurumunun 19 Ekim 2026 tarihli raporunda yer aldığı aktarılan toksikolojik sonuçlar, soruşturmada değerlendirilecek bulgular arasında bulunuyor.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, biyolojik örneklerde saptanan antimonun kaynağı ve Kozinoğlu'nun ölümüyle olası bağlantısı araştırılıyor. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun nihai değerlendirmesi beklenirken, üçüncü kişilerin olası müdahalesine ilişkin adli süreç devam ediyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: İstanbul/Silivri
Yayın: 03 Kasım 2026 09:48 · Kaynak: sonhaberler.com