“Sadakatin bedeli”
- Ak Partililerle AKP’liler arasında uzun süredir büyük bir rekabet vardı
- Bu savaşın kazananı, korkarım ki AKP’liler olmasın
Ak Partililerle AKP’liler arasında uzun süredir büyük bir rekabet vardı.
Bu savaşın kazananı, korkarım ki AKP’liler olmasın!
Siyaset, sadece koltukların ve makamların pay edildiği bir satranç tahtası değildir; siyaset, her şeyden önce bir karakter ve sadakat sınavıdır. Bugün, “Muhtar bile olamaz” denilen karanlık günlerden tırnaklarla kazınarak inşa edilen bu büyük davanın içine sızan “gölge ruhları” konuşma vaktidir.
Çünkü bu sızıntı, sadece bir kadrolaşma meselesi değil, bu davanın liderine, o liderin mührüne ve bu aziz milletin geleceğine yöneltilmiş en sinsi suikasttır.
Tarih, İngiliz ajanlarının “Öyle güzel Müslüman rolü yaptım ki kendimi teheccüd namazında buldum.” itiraflarıyla doludur. Bugün karşımızdaki manzara da tam olarak budur. Alınları secdede ama kalpleri başka merkezlere bağlı olanlar, duayı kalkan, dindarlığı ise bir sızma aparatı olarak kullanıyorlar.
Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bedeller ödeyerek attığı her imzayı, yine o imzanın sahibinin altını oymak için kullanan bu takiyyeciler, aslında devletin mahremiyetine tecavüz etmektedirler.
Bu yapının en kirli metodu, devlete sadakatten başka pusulası olmayan dürüst evlatları tasfiye etmektir. Kendi karanlık zihniyetlerinden olmayan, eğilip bükülmeyen liyakat sahibi bürokratları; yalan dezenformasyonlarla, dijital kumpaslarla ve “fişleme” raporlarıyla sistemin dışına itiyorlar.
Amaçları bellidir; Liyakati öldürüp mutlak itaati (ama devlete değil, kendi ajandalarına olan itaati) hâkim kılmak. Bu, bir bürokrasi savaşı değil, bir “beşinci kol” faaliyetidir.
Bu davanın zindanlarını görmemiş, çilesini çekmemiş, tozunu yutmamış olanlar, bugün iktidarın getirdiği imkânların (ganimetin) en ön safında yer tutuyorlar. Davanın sahibi değil, sadece “kullanıcısı” olan bu kesim, liyakatli görev insanlarını tasfiye ederken aslında Türkiye’nin geleceğini hedef almaktadır.
Unutulmamalıdır ki devlet, mührü tutan elin hangi kalbe bağlı olduğuyla kaimdir. Eğer o el, liderine ve milletine değil de başka odaklara selam çakıyorsa orada büyük bir “beka krizi” var demektir.
Bugün Türkiye, uluslararası arenada bir varlık-yokluk mücadelesi verirken içerideki bu “Truva atları” ile vakit kaybetme lüksüne sahip değildir. Bu sinsi kanser hücresini bünyeden söküp atmak, 15 Temmuz’da canını veren şehitlerimize ve bu yola ömrünü vakfeden millete karşı namus borcumuzdur.
Mührün namusu, onu hıyanetten korumaktır.
Saf tutma vakti gelmiştir: Ya bu davanın gerçek sahipleri kazanacak ya da ganimet peşindeki takiyyeciler bu kutlu yürüyüşü içeriden kemirmeye devam edecek. Bizim tarafımız bellidir; biz, bedel ödeyenlerin, liyakatin ve devletin sarsılmaz iradesinin yanındayız.
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Yozgat
Yayın: 30 Ekim 2026 11:01 · Kaynak: yeniufukgazetesi.com.tr