Habermetrik
← Ana Sayfa
31 Ekim 2026 06:23
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Polonya’da yargı krizi: Anayasa Mahkemesi önüne polis sevk edildi, Cumhurbaşkanı ülkeye döndü

Polonya’da yargı krizi: Anayasa Mahkemesi önüne polis sevk edildi, Cumhurbaşkanı ülkeye döndü
Görsel kaynağı: kisadalga.net
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Polonya Anayasa Mahkemesi’nin başkanı ve başkan yardımcısının görevlerinin askıya alındığının duyurulması protestolara yol açtı
  • Senegal yolculuğunu yarıda keserek Varşova’ya dönen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, gece mahkeme binasına girdi
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Polonya Anayasa Mahkemesi’nin başkanı ve başkan yardımcısının görevlerinin askıya alındığının duyurulması protestolara yol açtı. Senegal yolculuğunu yarıda keserek Varşova’ya dönen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, gece mahkeme binasına girdi.

Başbakan Donald Tusk gelişmeleri “hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi” olarak savunurken muhalefet “darbe” suçlamasında bulundu. Hükümetin izlediği yönteme, önceki iktidarın yargı politikalarına karşı çıkan hukukçulardan da tepki geldi.

Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala Kısa Dalga- Polonya’da hükümet ile Cumhurbaşkanlığı arasında yargı atamaları üzerinden süren anlaşmazlık, Anayasa Mahkemesi’nin yönetimine ilişkin karşılıklı kararlar ve polis müdahalesiyle derinleşti.

30 Ekim Cuma günü mahkeme başkanı Bogdan Święczkowski ile başkan yardımcısı Bartłomiej Sochański’nin görevlerinin askıya alındığı ve yönetimi yargıç Anna Korwin-Piotrowska’nın devraldığı duyuruldu. Mevcut mahkeme yönetimi ise işlemi tanımadığını açıkladı.

Mahkeme yerleşkesine çevik kuvvet polisleri sevk edilirken bina önünde protestolar başladı.

Senegal’in başkenti Dakar’daki Gençlik Olimpiyat Oyunları’na katılmak üzere yola çıkan Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, uçuşunu yarıda keserek Varşova’ya döndü. Nawrocki’nin, gece yarısından sonra Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński ile birlikte Anayasa Mahkemesi binasına girdiği Cumhurbaşkanlığı tarafından duyuruldu.

Krizin son aşaması, Adalet Bakanı ve Başsavcı Waldemar Żurek’in, Święczkowski ile Sochański hakkında ceza soruşturması yürütülebilmesi için dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istediğini açıklamasıyla başladı. Żurek, iki yöneticinin parlamentonun seçtiği yeni yargıçların görev yapmasını engellediğini savundu.

Ardından mahkemenin internet sitesinde, başkan ve başkan yardımcısının görevlerinin askıya alındığına ilişkin bir duyuru yayımlandı. Korwin-Piotrowska, yönetimi devraldığını ve her iki isim için de bir aylık görevden uzaklaştırma kararı verdiğini açıkladı.

Mahkemenin resmî sosyal medya hesabından yapılan açıklamada ise Święczkowski ve Sochański’nin hukuken görevlerinin başında olduğu savunuldu. Korwin-Piotrowska’nın Anayasa Mahkemesi yargıcı sıfatı reddedilirken yapılan işlemler “darbe” olarak nitelendirildi.

Böylece anlaşmazlık, yalnızca yeni üyelerin göreve başlayıp başlayamayacağıyla sınırlı kalmadı; mahkemeyi kimin yönetmeye yetkili olduğu konusunda da açık bir çatışmaya dönüştü.

Muhalefet temsilcileri, polislerin mahkemenin güvenlik görevlilerini uzaklaştırdığını, belgelere el koyduğunu ve mevcut yöneticilerin girişini engellediğini ileri sürdü.

Varşova polisi ise görevlilerin mahkeme yerleşkesinde bulunduğunu, binanın içine girmediğini açıkladı. Polis, Korwin-Piotrowska’nın yargıçların ve çalışanların can güvenliği ile kamu düzenine yönelik olası tehditleri bildirmesi üzerine harekete geçildiğini belirtti.

Adalet Bakanı Żurek’in de mahkeme çevresindeki güvenliğe ilişkin talepte bulunduğu bildirildi.

Bina önünde toplanan göstericiler arasında muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) destekçileri de yer aldı. Polis, bazı protestocuların yerleşkenin çitlerini aştığını ve görevlilere cisim attığını açıkladı. Üç kişi gözaltına alındı.

PiS’in desteklediği Cumhurbaşkanı Nawrocki, gelişmeler üzerine “Böyle bir anda Cumhurbaşkanı Polonya’da olmalı” diyerek Senegal yolculuğunu durdurdu.

Varşova’ya dönen Nawrocki, önce Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Święczkowski ve Kapiński ile görüştü. Daha sonra Anayasa Mahkemesi’ne geçti.

Korwin-Piotrowska başlangıçta güvenlik gerekçesiyle yerleşkeye girişlere izin vermediğini ve Cumhurbaşkanı ile sarayda görüşebileceğini söylemişti. Gece ilerleyen saatlerde ise Nawrocki’yi mahkemeye davet ettiğini, ancak Święczkowski ile Kapiński’nin bu davete dahil olmadığını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığının sonraki duyurusu, Nawrocki’nin Kapiński ile birlikte binaya girdiğini ortaya koydu.

Başbakan Donald Tusk, gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada hükümetin izlediği politikayı savundu:

“Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek görevimiz. PiS’in yıllarca süren hukuksuzluğundan sonra bu, zor, bazen acı veren ve kararlı adımlar gerektiren bir süreç. Başka yol yok.”

PiS lideri Jarosław Kaczyński ise yaşananları “darbe girişimi” olarak nitelendirdi. Eski Cumhurbaşkanı Andrzej Duda da anayasal kurumlara saldırı yapıldığını savundu.

Eski Başbakan Mateusz Morawiecki, hükümetin koalisyon ortaklarına müdahale çağrısı yaparken Dayanışma Sendikası da üyelerini mahkeme önündeki protestolara katılmaya çağırdı.

Hükümetin yöntemi, PiS dönemindeki yargı düzenlemelerine karşı çıkan isimler tarafından da eleştirildi.

BBC’nin aktardığına göre hukuk profesörü Marcin Matczak, Święczkowski’yi mahkemenin en kötü başkanı olarak gördüğünü belirtmesine rağmen görevlerinin askıya alınmasının hukuki dayanağı bulunmadığını savundu. Matczak, silahlı polis görüntülerinin ve Adalet Bakanı’nın mahkeme başkanını bir kararla uzaklaştırabileceği yönündeki yorumların, hukukun üstünlüğü açısından uzun vadeli olumsuz sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Sol Parti milletvekili Anna Maria Żukowska da anayasal kurumların binalardan ibaret olmadığını belirterek, “Hukukun üstünlüğü zorla tesis edilemez” dedi.

Anlaşmazlığın temelinde, PiS’in 2015’te iktidara geldikten sonra Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştiren atamaları yatıyor. Yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen mahkemenin üyelikleri, o tarihten bu yana Polonya siyasetindeki başlıca çatışma alanlarından biri.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarında, önceki parlamento tarafından doldurulmuş koltuklara yeniden yargıç seçilmesi ve mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin sorunlar ele alındı. Tusk hükümeti, Avrupa mahkemelerinin kararlarını gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi kararlarını yayımlamayı durdurdu.

2023’te iktidara gelen Tusk, PiS dönemindeki düzenlemeleri değiştirmeyi ve yargının siyasetten bağımsızlığını yeniden sağlamayı vaat etti. Ancak hem önceki Cumhurbaşkanı Duda’nın hem de Nawrocki’nin vetoları, hükümetin girişimlerini sınırladı.

Yeni yargıçların göreve başlaması da ayrı bir anlaşmazlığa yol açtı. Nawrocki, seçim usullerinde sorun bulunduğunu savunarak parlamentonun seçtiği bazı yargıçların yeminlerini kabul etmedi. Mevcut mahkeme yönetimi de bu isimlerin yargısal faaliyete katılmasına karşı çıktı.

BBC’nin aktardığına göre Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki danışma organı Venedik Komisyonu, ekim ayında Nawrocki’ye yargıçların yeminlerini kabul ederek görev yapmalarının önünü açması çağrısında bulundu.

Polonya’nın 2027’de yapılması planlanan parlamento seçimlerine hazırlandığı dönemde kriz, yargı bağımsızlığının nasıl sağlanacağı kadar, bu amaçla atılan adımların hangi hukuki yetkiye dayandığı tartışmasını da büyütüyor.

Donald Tusk’ın liderliğindeki Sivil Koalisyon, liberal ve merkez sağ gelenekten gelen, Avrupa Birliği ile bütünleşmeyi savunan bir siyasi hareket. Aralık 2023’te kurulan Tusk hükümeti, merkez sağdan sosyal demokrat sola uzanan farklı partileri bir araya getiriyor.

Koalisyonun ortak hedefleri arasında PiS dönemindeki yargı düzenlemelerini değiştirmek, kamu medyasını siyasi etkiden arındırmak ve AB ile ilişkileri onarmak yer alıyor. Kürtaj hakkı ve eşcinsel çiftlerin hukuken tanınması gibi konularda ise ortaklar arasında görüş ayrılıkları var.

Jarosław Kaczyński liderliğindeki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ise milliyetçi, toplumsal konularda muhafazakâr ve Katolik değerleri öne çıkaran bir sağ parti. AB kurumlarının Polonya üzerindeki yetkilerinin genişlemesine karşı ulusal egemenliği savunuyor.

2015–2023 arasındaki iktidarında kürtajı çok büyük ölçüde yasaklayan düzenlemeler ve LGBTİ+ haklarına karşı tutumuyla öne çıktı. Ekonomide ise aile yardımları ve sosyal transferleri genişleten, devletin güçlü rolünü savunan politikalar izledi.

Yargı konusundaki çatışma da bu siyasi ayrışmanın merkezinde yer alıyor. Tusk hükümeti, PiS dönemindeki değişikliklerin mahkemeleri siyasi denetim altına aldığını savunarak bu değişiklikleri geri almak istiyor. PiS ise mevcut hükümetin adımlarını anayasal kurumları ele geçirme girişimi olarak nitelendiriyor.

PiS’in desteklediği Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin veto ve atama süreçlerindeki yetkileri, parlamentoya dayanan hükümet ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki anlaşmazlığı kurumsal bir kilitlenmeye dönüştürüyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: kisadalga.net
Haber metni ve görseller kisadalga.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 31 Ekim 2026 06:23 · Kaynak: kisadalga.net
Kaynağı Oku ↗