Kalemleriyle tarih yazan 5 kadın gazeteci! İşte unutulmayan hikâyeler
Cumhuriyet'in ilk yıllarında kadınlar, basın dünyasında var olabilmek için büyük bir mücadele verdi. Sabiha Sertel'den Suat Derviş'e, Halide Edib Adıvar'dan Nezihe Muhiddin'e kadar 5 öncü isim, yazıları ve çalışmalarıyla Türkiye'nin gazetecilik tarihine damga vurdu.
Kadınların basın dünyasında var olma mücadelesi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal değişimin önemli parçalarından biri oldu. Yazıları, röportajları ve cesur çıkışlarıyla dönemin gündemine yön veren kadın gazeteciler, yalnızca haber üretmekle kalmadı; kadın haklarından toplumsal eşitsizliklere kadar pek çok konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı. İşte Türkiye basın tarihine iz bırakan 5 öncü kadın gazetecinin hikâyesi.
1. Sabiha Sertel: Kalemini toplumsal adalet için kullandı 1895 yılında Selanik'te doğan Sabiha Sertel, Türkiye'de profesyonel gazeteciliğin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sosyoloji eğitimi alan Sertel, eşi Zekeriya Sertel ile birlikte yayıncılık faaliyetlerinde bulundu ve 1924 yılında yayımlanmaya başlayan Resimli Ay dergisinin yönetiminde önemli rol üstlendi.
Yazılarında kadınların toplumsal konumunu, çalışma hayatını, eşitsizlikleri ve özgürlükleri ele aldı. Dönemin siyasi ve toplumsal meselelerine eleştirel yaklaşımı nedeniyle yargı süreçleriyle de karşılaştı. Sabiha Sertel, gazeteciliği yalnızca haber aktarmak değil, toplumun sorunlarını tartışmaya açmak için de kullandı.
2. Suat Derviş: Sokağın ve görünmeyen insanların gazetecisi 1904 yılında doğduğu belirtilen Suat Derviş, gazeteciliğiyle yoksulların, işsizlerin, evsizlerin ve toplumun dışına itilen insanların yaşamlarına ışık tuttu. 1920'li yıllardan itibaren gazete ve dergilerde yazıları yayımlanan Derviş, 1930'lu yıllarda Cumhuriyet gazetesinde yaptığı röportajlarla dikkat çekti.
Derviş'in gazeteciliğini farklı kılan özelliklerden biri, haberlerinde sıradan insanların yaşadıklarına geniş yer vermesiydi. Kadınların çalışma koşulları, toplumsal eşitsizlikler ve gündelik hayatın görünmeyen yüzü, onun röportajlarında önemli yer tuttu. Aynı zamanda romancı olan Derviş, Türk basınında kadın gazetecilerin saha haberciliğindeki öncü isimleri arasında yer aldı.
3. Halide Edib Adıvar: Mücadele yıllarından gazeteciliğe 1882 yılında İstanbul'da doğan Halide Edib Adıvar, yazar kimliğinin yanı sıra gazeteciliği ve Millî Mücadele dönemindeki faaliyetleriyle de tanındı. II. Meşrutiyet döneminden itibaren gazete ve dergilerde yazılar kaleme alan Adıvar, eğitim, kadınların toplumdaki yeri ve ülkenin geleceği gibi konular üzerinde durdu.
Millî Mücadele yıllarında Anadolu'ya geçerek mücadeleye katılan Adıvar, Ankara'da yayımlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde de görev aldı. Cumhuriyet döneminde farklı gazetelerde yazmayı sürdürdü. Onun yaşamı, gazetecilik ile edebiyatın ve toplumsal sorumluluğun nasıl iç içe geçebildiğini gösteren önemli örneklerden biri oldu.
4. Nezihe Muhiddin: Kadın haklarını gündeme taşıyan öncü 1889 yılında İstanbul'da doğan Nezihe Muhiddin, gazetecilik, yazarlık ve kadın hakları mücadelesini bir arada yürüten önemli isimlerden biriydi. Kadınların eğitimden siyasete kadar toplumsal hayatın her alanında daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savundu.
1923 yılında Kadınlar Halk Fırkası'nı kurma girişiminde bulundu; bu girişimin ardından Türk Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda öncü rol oynadı. Gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarıyla kadınların haklarını, toplumsal konumlarını ve karşılaştıkları engelleri gündeme taşıdı.
Muhiddin'in mücadelesi, kadınların yalnızca gazetecilik mesleğinde değil, siyasette ve örgütlü toplumsal yaşamda da var olabilmesi açısından önem taşıyor.
5. Selma Rıza Feraceli: Kadınların sesini basına taşıdı 1872 yılında İstanbul'da doğan Selma Rıza Feraceli, gazetecilik ve kadın hakları tarihinde öncü kabul edilen isimlerden biridir. Osmanlı döneminde başlayan gazetecilik faaliyetleri, Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan kadınların basında görünür olma mücadelesinin önemli bir parçasını oluşturdu.
Paris'te bulunduğu dönemde İttihat ve Terakki çevresiyle ilişkiler kuran Selma Rıza, yazıları ve edebî çalışmalarıyla tanındı. Hanımlara Mahsus Gazete ve Kadınlar Dünyası gibi yayınlarda yazıları yayımlandı. Kadınların eğitimine, toplumsal konumuna ve haklarına ilişkin meseleleri gündeme taşıdı.
Selma Rıza'nın hikâyesi, kadın gazeteciliğinin Cumhuriyet'in ilanıyla bir anda başlamadığını; Osmanlı'nın son döneminde verilen mücadeleyle şekillendiğini hatırlatıyor.
Kadın gazetecilerin mirası bugün de yaşıyor Cumhuriyet'in ilk yıllarında gazetecilik yapan kadınlar, mesleğin sınırlarını genişletirken kadınların toplumsal hayattaki konumuna ilişkin tartışmalara da katkı sundu. Kimi röportajlarıyla yoksulluğu görünür kıldı, kimi yazılarıyla siyasi ve toplumsal sorunları sorguladı, kimi de kadınların eşit haklara sahip olması için mücadele etti.
Bu isimlerin ortak noktası, dönemin koşullarına rağmen düşüncelerini yazıyla ifade etmekten vazgeçmemeleriydi. Bugün kadınların basındaki varlığını değerlendirirken onların açtığı yolu ve karşılaştıkları engelleri hatırlamak, Türkiye'nin basın tarihini daha bütünlüklü anlamak açısından önem taşıyor.
Bu listede yer alan isimlerin bir kısmı gazeteciliğe Cumhuriyet'ten önce başladı. Bu nedenle haber, yalnızca 1923 sonrasını değil, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kadın gazeteciliğinin tarihsel köklerini de kapsıyor. Ayrıca görsellerin yayımlanmasından önce ilgili sitelerin kullanım ve telif koşullarının kontrol edilmesi önerilir.
Bu haberi kaçırmayın Sansür Sadece Gazetecilerin Sorunu mu?
Kategori: Eğitim
Yayın: 24 Ekim 2026 11:42 · Kaynak: tunceliemek.com.tr