Habermetrik
← Ana Sayfa
Ankara/Çankaya 05 Kasım 2026 09:59
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

COP31 öncesi Türkiye’ye iklim politikası eleştirisi: Sera gazı emisyonu artıyor

COP31 öncesi Türkiye’ye iklim politikası eleştirisi: Sera gazı emisyonu artıyor
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • 17 uzman sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, COP31 İklim Zirvesi’nin ev sahibi Türkiye’nin iklim karnesini açıkladı

İklim Ağı COP31 İklim Zirvesi’nin ev sahibi Türkiye’nin iklim karnesini açıkladı.

17 uzman sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, COP31 İklim Zirvesi’nin ev sahibi Türkiye’nin iklim karnesini açıkladı. Sivil toplum kuruluşları elektrifikasyonu 2035’e kadar yüzde 35’e yükseltmeyi hedefleyen Türkiye’nin emisyonlarını artıracağı yönündeki açıklamalarını ve niyetini eleştirdi.

İklim Ağı düzenlediği basın toplantısında COP31’in inandırıcı bir iklim eylemine dönüşmesi için katılımcılık, emisyon azaltımı, kömürden adil çıkış ve yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyon alanlarında somut adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ifade etti.

Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, Türkiye’nin ev sahipliğinin önemli bir sorumluluk olduğunu ve bunun kendi iklim politikalarıyla da dünyaya bir mesaj vermesi anlamına geldiğini söyledi. İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu üyelerinin çoğunluğunun bakanlıklardan oluştuğunu, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının (TÜSİAD ve MÜSİAD) eşit düzeyde temsil edildiğini belirten Abanus, iklim alanında çalışan derneklerin, sendikaların, tüketici örgütlerinin veya benzeri toplumsal kesimlerin bu yapının içerisinde yer almadığını hatırlattı.

Türkiye sera gazı emisyonunu yüzde 16 artırıyor

İklimle ilgili sivil toplum kuruluşları olarak COP31 Başkanı Murat Kurum ile bir yıldır görüşme talebinde bulunmalarına rağmen olumlu yanıt alamadıklarını aktaran Abanus şunları söyledi: “Türkiye’nin dünyaya kapsayıcı bir COP mesajı verirken kendi ülkesindeki iklim sivil toplumuyla iletişim kurmamasını ciddi bir tutarsızlık olarak görüyoruz. Türkiye pavilyonunda bir etkinlik düzenlemek için sunduğumuz öneri reddedilirken, fosil yakıt şirketlerinin, doğal gazla ilgili çalışan derneklerin vb. yer bulabildiğini görüyoruz.”

Türkiye’nin 2021’den beri COP İklim Zirvesi’ne başkanlık etmeyi çok istekli ve hevesli olduğunu vurgulayan Abanus, bunu iklim politikalarının içeriğine yansıtmadığını ifade etti. Türkiye’nin sera gazı salınımlarını azaltmayı değil, artırmayı taahhüt ettiğini hatırlatan Abanus, “Türkiye’nin 2025’te sunduğu iklim hedefine göre 2023’te 552 milyon ton olan sera gazı emisyonlarını 2035’te 643 milyon tona çıkarmayı hedefliyor.

Sera gazı emisyonunu yaklaşık yüzde 16 artırmayı taahhüt eden bir iklim ve azaltım hedefimiz var” diye konuştu.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Alpay, Türkiye’nin kömürün elektrik üretimindeki payını 2030’a kadar tek haneli seviyeye indirmesi, 2035’e kadar ise kömürden tamamen çıkması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin COP31 başkanlığı ve ev sahipliğinde iklim liderliği iddiasını öncelikle kendi ülkesinde hayata geçirmesi gerektiğini vurgulayan Alpay, bunun için kömüre yönelik kamu desteklerinin sona erdirilmesi, madencilik faaliyetlerinde acele kamulaştırma uygulamalarına son verilmesi, kömür madenciliğinin yayılmasının önlenmesi ve yeni termik santral projelerinin durdurulması gerektiğini söyledi. Alpay, Türkiye’nin acilen kömürden çıkış için adil bir takvim belirlemesi çağrısı yaptı.

Adil çıkış için somut adımlar planlanmadı

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) İklim-Enerji Kıdemli Danışmanı Tanyeli Sabuncu, Türkiye’nin fosil yakıtlardan uzaklaşmada ulusal adil geçiş stratejisi ve eylem planını uluslararası kamuoyuna sunmaya hazırlandığını belirtti. Taslağın adil geçişin farklı boyutlarını ele alan kapsamlı bir değerlendirme sunduğunu belirten Sabuncu, “Bununla beraber somut uygulamalar ve eylemler açısından önemli eksikleri barındırıyor” dedi.

Taslakta hangi bölgelerde hangi yeni istihdam alanlarının yaratılacağının, çalışanların gelir ve istihdam güvencesinin nasıl sağlanacağının ve yerel ekonomilerin nasıl güçlendirileceğinin ortaya konmadığını belirten Sabuncu, kömürden çıkış için bir tarih de belirlenmediğine dikkat çekti. Taslakta yer alan 109 eylemden yalnızca sekizinin kadınlara veya kız çocuklarına değindiğini aktaran Sabuncu, bu eylemlerin hiçbirinin kömür bölgelerinin özel ihtiyaçlarını dikkate almadığını ifade etti.

İklim Ağı COP31’den dışlandı: COP31 Başkanı’nın katılımcılık taahhüdü uygulanmadı. İklim Ağı’nın COP31 Başkanı ile görüşme talebi dikkate alınmadı ve COP31 kapsamında Türkiye tarafından düzenlenecek yan etkinliklerde yer verilmedi.

Bunun yerine maden ve fosil yakıt şirketlerinin COP31’e ortak olması sağlandı. İklim Ağı’nın hem karar alıcılarla diyalog kurmasının hem de zirve programında yer almasının önünün tıkanması, sivil toplumun katılımına ilişkin verilen sözlerle açıkça çelişiyor.

Türkiye’nin emisyonları artıyor: İklim değişikliğine karşı dayanıklı olmanın ilk adımı, iklim değişikliğinin etkilerini artıran ve şiddetlendiren emisyonları azaltmak ve küresel sıcaklık artışını durdurmak. İklim krizinin etkilerini giderek daha ağır yaşadığımız Türkiye’de orman yangınları, seller, kuraklık ve tarımsal kayıplar karşısında etkili bir iklim politikasına ihtiyacımız var.

Türkiye’nin 2035 iklim hedefi, sivil toplumun görüşleri dikkate alınmadan hazırlandı ve emisyonları azaltmak yerine artırmayı öngörüyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirmekten uzak olduğu gibi toplumun güvenli ve dirençli bir geleceğe hazırlanmasını da riske atıyor.

Kömürden çıkış şart: Bir yanda Çanakkale ve Afşin-Elbistan’da yeni kömürlü termik santraller kurulması planlanıyor, bir yanda Akbelen çevresinde kömür madenciliği için zeytinlikler ve köyler acele kamulaştırmayla yok ediliyor. Öte yandan termik santral şirketlerine devlet teşvikleri sağlanıyor.

Bu durum, zirveye ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye için bir çelişki yaratıyor. Kömüre yönelik kamu destekleri sonlandırılmalı, madencilik için acele kamulaştırma kararlarına son verilmeli, yeni kömür projeleri durdurulmalı, kömürden adil çıkış için bir takvim belirlenmeli.

Adil geçiş kömüre bağımlı bölgelere çözüm sunmuyor: Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ve Eylem Planı Taslağı, kömür bölgelerinde adil geçiş ihtiyacına çözüm sunmuyor. Taslak, kömür bölgelerinde çalışanların istihdam ve gelir güvencesini sağlayacak, bölgesel ekonomik dönüşümü destekleyecek eylem planları ortaya koymuyor.

Kadınların istihdam olanakları ve ücretsiz bakım emeği gibi toplumsal cinsiyet boyutlarını da yeterince ele almıyor. Ayrıca hazırlık sürecinde sivil toplumun taleplerinin dikkate alınmaması, adil geçişin temel ilkelerinden biri olan katılımcılıkla çelişiyor.

Elektrik kömürden değil, yenilenebilirden gelmeli: Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyduğu küresel elektrifikasyon taahhüdü, iklim hedeflerine ulaşmak için önemli ve gerekli bir adım. Ancak elektrifikasyonun başarısı, elektrik talebinin rüzgâr ve güneşten karşılanmasına ve kömür ile gazdan çıkışın hızlandırılmasına bağlı.

Katılımcılığı ve sosyal adaleti gözeten bir elektrifikasyon stratejisi; yenilenebilir enerji yatırımlarını enerji verimliliği, tasarruf, depolama, şebeke altyapısı ve temiz esneklik çözümleriyle birlikte ele almalı.

Plastik atık ithalatı yasaklanmalı: COP31’e başkanlık ve ev sahipliği yapacak olan Türkiye, Sıfır Atık temasını zirvenin eylem ajandasına da ekleyerek öne çıkarmayı amaçlıyor. Türkiye’nin hâlâ başka ülkelerin plastik atıklarını almaya devam etmesi, Sıfır Atık hedefiyle çelişiyor; denizlerimizi, ormanlarımızı ve halk sağlığını zehirliyor.

Plastik atık ithalatı Sıfır Atık kapsamına alınmalı ve tamamen yasaklanmalı. Plastik, iklim krizinin bir parçası olarak görülerek yeni plastik üretim tesislerinin açılmasına son verilmeli.

Taksonomi için şeffaflık şart: Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, net sıfır ekonomiye geçiş sürecinde gazdan ve nükleerden enerji üretim projelerinin ‘yeşil’ kabul edilerek finansal olarak desteklenmesinin önünü açıyor. Ayrıca taksonominin güncellenmesi ve geliştirilmesine yönelik kurulan komitede sivil toplum yer almıyor.

Diğer yandan yönetmelik, ticari sır niteliği taşımasa bile her türlü bilgi ve belgenin paylaşımını ilgili şirketin iznine bağlayarak şeffaflığı ve bilgiye erişimi önemli ölçüde sınırlandırıyor.

Deneyiminizi iyileştirmek, tanımlama bilgilerini, sitemizin doğru şekilde çalışmasını sağlamak, içerikleri ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sunmak ve site trafiğimizi analiz etmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Tarım · Bölge: Ankara/Çankaya
Yayın: 05 Kasım 2026 09:59 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗