TCMB/Karahan: Genç işletmeler ekonomiyi büyütüyor
- TÜGİAD Ankara Ekonomi Buluşması'nda TCMB Başkanı Dr
- Karahan, genç işletmelerin ekonomideki ağırlığının arttığına dikkat çekti
ANKARA - EKONOMİ
Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Ankara Şubesi’nin düzenlediği “Ekonomi Buluşması”nda, iş dünyasının önde gelen isimleri, reel sektörün sorunlarını masaya yatırarak önerilerini paylaştılar. Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, küresel ortamda ekonominin işleyişindeki değişikliklere vurgu yaparak, “Müzik değişti, dans da değişmeli” mesajını verdi.
Tosyalı Türkiye’nin sanayisizleşme sürecine girdiğini belirtirken Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir de bölgedeki savaşların bitmesiyle oluşacak iş ortamına dikkati çekti. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise genç işletmelerin ekonomideki ağırlığına dikkat çekerek 2021 sonrası kurulan işletmelerin istihdamdaki ağırlığının yüzde 17.4'e, cirodaki payının ise yüzde 13.5'e ulaştığını söyledi.
TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım’ın, üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın birlikte güçlendirilmesine ihtiyacı vurguladığı etkinlikte, etkinliğin ev sahibi TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Aykut Çakmaklı, fiyat istikrarını kalıcı ekonomik iyileşme için temel unsur olarak gördüklerini söyledi.
Kalıcı ekonomik iyileşme şart
“Ekonomi Buluşması” kapsamında EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde, Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ile Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir’in katılımıyla “İş Dünyası Gözüyle Ekonomide Beklentiler Fırsatlar” başlığını taşıyan iki ayrı panel yapıldı. Etkinliğe aralarında Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın’ın da bulunduğu, iş dünyasından çok sayıda temsilci, TÜGİAD üyesi iş insanları ve gençler katıldı.
Toplantının açılışını yapan TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Aykut Çakmaklı, enflasyonla mücadele sürecini desteklediklerini hatırlatarak, kalıcı ekonomik iyileşme için fiyat istikrarının öneminin farkında olduklarını vurgularken, iş dünyası açısından en önemli unsurun öngörülebilirlik haline geldiğini kaydetti.
“Fiyat istikrarının kalıcı ve güçlü bir ekonomik yapının en önemli temellerinden biri olduğuna inanıyoruz. Enflasyonla mücadeleyi son derece kıymetli buluyoruz. Ancak bu süreçte reel sektörün üretim gücünün korunmasını, özellikle KOBİ’lerimizin ve genç girişimcilerimizin finansmana erişiminin desteklenmesini de bir o kadar önemsiyoruz” diyen Çakmaklı, güçlü ekonominin çalışan fabrikalar, üreten sanayiciler, ihracat, istihdam olarak da kendini gösterdiğini söyledi.
Çakmaklı, ortak akılla geleceğin planlandığı bir ortamın gelişmeyi hızlandıracağını vurguladı.
Üretim ve yatırım desteklenmeli
Girişimcilerin yatırım yapma isteği ve cesaretinin ekonomik gücü gösterdiğinin altını çizen TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım da konuşmasında, fiyat istikrarını sağlamanın yanında, reel sektörün üretim gücünü koruması, yeni yatırımların artırılmasının da aynı önemde gördüğünü kaydetti. “Bunları birbirine alternatifi olarak görmüyoruz” diyen Yıldırım, dengeli bir yaklaşımla üretim ve istihdamın, yatırımların desteklenebileceğini anlattı.
Yıldırım, “Dünyada artık yalnızca ülkeler değil, girişimcilik ekosistemleri de rekabet ediyor. Sermaye, teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve yeni yatırımlar; güven veren, hızlı karar alabilen ve iş birliğine açık ekonomilere yöneliyor.
Türkiye’nin bu rekabette önemli avantajları var. Potansiyelimizi sürekli dile getirmekle beraber, onu daha fazla üretime, teknolojiye, çağa uygun şekilde tanıtım faaliyetleriyle, ihracata ve uluslararası yatırıma dönüştürmemiz gerekiyor” diye konuştu.
"En önemli konu üretim gücünü korumak"
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde, İş Dünyası Gözüyle Ekonomide Beklentiler-Fırsatlar başlığıyla yapılan iki ayrı panelin ilkinde konuşan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ülkelerin geleceği açısından en önemli alanın "üretim gücünü korumak" olarak öne çıktığını kaydetti. Tosyalı, Türkiye'de Çin merkezli Uzak Doğu üretim gücünün çok büyük olarak ortaya çıktığını, diğer yandan "kolay para" kazanmak isteyen bir neslin gözlenmesini risk olarak niteledi.
Sanayisizleşme büyük risk
Türkiye'nin orta gelir tuzağını konuşmayı bıraktığını, bu noktada çıkış için mutlaka yatırım, üretim, istihdamı öncelemeye ihtiyacı olduğunu belirten Tosyalı, "Sonra sanayide daralma artık bütün parametrelere yansımış durumda. Türkiye bir sanayisizleşme sürecine zaten girdi, eğer biraz kalıcı olursa sonradan tekrar alınacak tedbir Türkiye'de duran çarkları hareketlendiremez.
Sanayileşmeden dönüş çok zor. Biz sanayicilerin zaten 55 yılı aşan iş hayatı var, üretim hayatı var. Sanayide kaybettiğiniz hiçbir şeyi geri kazanmanız mümkün değil" dedi. Tosyalı, diğer unsurlar saklı kalmak kaydıyla Türkiye'nin ithalat politikası nedeniyle, iç pazarında baskı altında kaldığını, kendisinin korumacılık yanlısı olmamasına rağmen, devlet destekli dış rekabetle karşı karşıya kaldıklarını vurguladı.
Fuat Tosyalı, "çözüm arayışında" üretimi önceleme olarak konumlarken, "Burada durum tespiti yapıyoruz ama aslında çözüm kolay. Yeni bir denklem kurmaya gerek yok, atomu parçalamıyoruz. Dünya ne yapıyorsa biz bundan uzak duramayız.
Müzik değişti, dans da değişecek. Biz hala aynısını yapmaya devam ediyorsak olmaz" diye konuştu.
"Dünyada Türk müteahhitlik markası yayılıyor"
Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir de konuşmasında tüm dünyada ve Türkiye'de refah artışının yansıması olarak altyapı ihtiyacının devam ettiğini, gelişmiş ülkelerde dahi yenilemelerin, yeni yatırımların sürdüğünü vurguladı. Kendi iş ortamlarında en önemli sorunları, küresel tedarik sistemindeki bozulma nedeniyle malzeme tedariki oluşturduğunu kaydeden Özdemir, genel ekonomik ortama yönelik olarak, "Ekonomi üç ayak üzerine oturan bir sehpaya benzer.
Üç ayağı var: Birisi bir ülkede yaşanan enflasyon, ikincisi ülkedeki faiz oranı. Üçüncüsü de kur. Eğer bu üçü dengeli ise o ekonomide bir sıkıntı yoktur. Ya bir yerde enflasyon yüksek kur artmıyorsa sıkıntı vardır. Enflasyon yüksek, faiz düşük, yine sıkıntı vardır.
Enflasyon düşük, faiz çok yüksek, yine sıkıntı vardır. Yani bu üç tane ekonominin temeli; kur, faiz ve enflasyonun, üç ayağın, sehpa gibi dengede durması gerekir. Bunlardan herhangi bir tanesinin, buna paralel yürümemesi halinde sehpanın düz durması mümkün değildir, çünkü iki noktadan bir düzlem geçmez.
Ancak üç noktadan dengeli üç noktadan yatay duran bir düzlem meydana gelir. Eninde sonunda inşallah bu denge sağlanacaktır" diye konuştu.
Savaş bittiğinde önümüz açık
Özdemir, "Dünyada bir Türk müteahhitlik markası yayılmaya başladı, dünyada her sektör biter ama müteahhitlik sektörü bitmez, artarak devam edecektir" dedi. Müteahhitlik sektörünün, tüm dünyada büyümesini sürdüreceğini vurgulayan Nihat Özdemir, geleceğe hazırlık olarak bölgedeki savaşların bitmesine vurgu yaparak, "Kimse 13 sene devam eden Suriye savaşının bir anda biteceğini hesaplamamıştı.
Orada yeni yollara, hava limanlarına, enerji, ulaşım sistemlerine ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Mesela, enerji ihtiyaçları çok büyük. Bir Rusya-Ukrayna savaşı bittiğinde Türk müteahhitlik sektörünün önünün ne kadar açık olduğunu benim söylememe lüzum yok.
Onun için burada bizim Türkiye'miz dahil olmak üzere, artan ihtiyaçlara cevap veren altyapılara da girmemiz, modernize etmemiz için hazır olmalıyız" dedi.
"Likiditeyi kolaylaştırdık, proaktif tedbirler alacağız"
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Genç İş İnsanları (TÜGİAD) tarafından “Ekonomi Buluşması” başlıklı etkinlikte yaptığı sunumda, fon piyasalarında yaşanan krize yönelik tutumlarını açıkladı. Karahan, ağırlıklı olarak bankacılık ve fon piyasaları üzerinden reel kesime yönelik etkileri likidite kolaylığı sağlayarak tepki verdiklerini vurgularken, buradaki krizin diğer sektörlerle “etkileşimini” izlediklerini vurguladı.
Karahan, konuşmasında reel sektöre yönelik olarak gelişmelerde, enflasyonda hem mal hem de hizmetler sektöründe ana eğilimin düşüş yönünde olduğunu ancak jeopolitik gelişmeler kaynaklı risklerin doğrudan ve dolaylı olarak hala risk gördüklerini; iç ve dış talepteki işaretlerin de zayıf olduğunu vurguladı.
Merkez Bankası Başkanı “Proaktif tedbirler alacağız” mesajını verdiği konuşmasında şunları kaydetti:
“Fon piyasasındaki gelişmelerin bankacılık sistemi ve diğer finansal piyasalarla olan etkileşimini yakından takip ediyoruz. Fiyat istikrarı ve finansal istikrar birbirini tamamlayan iki unsurdur. Bu çerçevede finansal piyasalarda yaşanan bu gelişmeleri dikkate alarak likidite imkanlarını gözden geçirdik.
Haftalık repo ihaleleriyle sağladığımız fonlama miktarını artırdık. Bankalararası para piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini güncelledik. Teminat iskonto oranlarını azalttık. Ayrıca makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında değişiklik yaptık.
Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarını düşürerek bankalara likidite yönetiminde esneklik sağladık. KOBİ kredileri kredi büyüme sınırlarını yükselttik. Bir diğer düzenlememiz de özel sektör tahvil piyasasında yaşanabilecek likidite gelişmelerine yönelik oldu.
Bu araçlara en önemli talep yatırım fonlarından geliyordu. Son dönemde fonlarda yaşanan çıkışlar özel sektör borçlanma araçlarına olan talebi azalttı. Bu da refinansman konusunda risk oluşturdu. Bu riskin önüne geçmek adına özel sektör tahvillerinin itfasına yönelik kredileri büyüme sınırından muaf tuttuk.
Böylece firmalara likidite yönetiminde kolaylık sağlamış olduk. Bundan sonra da finansal istikrar ve likidite koşullarını yakından takip etmeye devam ederek gerek görülmesi halinde her türlü ek tedbiri proaktif bir şekilde alacağız.
Son dönemdeki fon piyasası gelişmeleri sonrası portföy tercihlerine baktığımızda finansal sisteme ve Türk Lirası’na olan güvenin güçlü bir şekilde devam ettiğini görüyoruz.”
Merkez Bankası Başkanı Karahan yaptığı sunumda 2016 sonrası kurulan işletmelerin ekonomideki ağırlığının arttığını belirterek "2016 sonrası kurulan şirketlerin istihdamdaki ağırlığı yüzde 37.4'e ulaştı. 2021 sonrası kurulan şirketlerin istihdamdaki ağırlığı ise yüzde 17,4" dedi.
Karahan 2021 sonrası kurulan işletmelerin toplam cirodaki ağırlığının ise yüzde 13.5 olduğunu belirtti. Karahan bu oranın 2016-2020 arasındaki işletmelerde ise yüzde 16.6 olduğunu söyledi.
Merkez Bankası Başkanı Karahan, konuşmasında ağırlıklı olarak reel kesimi ilgilendiren gelişmelere yönelik unsurları yorumladı. Hem mal hem de hizmet kanalındaki fiyat gelişmelerine yönelik yaptığı değerlendirmede, çeşitli gruplarda farklı yönde olsa da ana eğilimin düşüşe işaret ettiğini ancak beklentileri etkilemede zorluklar yaşandığını vurguladı.
Bölgesel jeopolitik gelişmelerin başta enerji olmak üzere doğrudan ve dolaylı etkilerini risk unsuru olarak gördüklerini tekrarlayan Karahan, ihtiyatlı duruşun süreceğini belirtti.
Karahan iç piyasaya yönelik olarak; “Yılın ilk yarısına ilişkin milli gelir verileri ve yakın döneme ilişkin göstergeler iç talepte zayıf bir seyre işaret ediyor. Altın hariç bakıldığında ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz.
Kart harcamalarının üçüncü çeyrekte yataya yakın seyri de talepteki bu yavaşlamayı teyit ediyor. Enflasyon beklentileri arz şoklarının fiyatlama davranışlarına yansıması ve etkilerinin kalıcılığı açısından önem taşıyor. Sıkı para politikamız beklentilerdeki bozulmayı sınırladı" dedi.
Dış pazarlarda görünüm nasıl?
Dış talebe yönelik olarak ise Karahan şunları kaydetti: “Uluslararası kuruluşların ekim ayı tahminleri yılbaşına kıyasla Avrupa'da önemli bir büyümeye işaret ediyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ise bu yıl belirgin bir daralma bekleniyor.
Başlıca ihracat pazarlarımızdaki bu görünüm dış talebin ihracatımıza sağladığı desteği sınırlandırıyor. Dış talep koşullarındaki bu duruma rağmen ihracatımız ikinci çeyrekte arttı. Artan lojistik maliyetleri ve tedarik sorunları nedeniyle ülkemize yönelen ilave talep de bu artışta etkili oluyor.
Ekim verileri itibariyle ithalatın bir miktar ivme kaybetmekle birlikte gücünü koruduğunu görüyoruz. İthalat tarafında ise yüksek enerji fiyatlarının enerji ithalatı üzerindeki etkileri belirginleşirken sıkı para politikamızın etkisiyle iç talepteki yavaşlama ithalatı sınırlıyor.
Nitekim altın ve enerji hariç ithalat kalemlerine baktığımızda tüketim ve yatırım malları ithalatında yatay seyir devam ediyor. Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu durum hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış ticaret üzerinden dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturuyor."
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Ekonomi
Yayın: 08 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: ekonomim.com