Zeynelabidînê Arîkele Yazdı: Kalplerin Derinliğinden Toplumun Temeline: Barışın Ağırlığı ve Önemi
- Söz: "Barış öyle ağır bir yüktür ki, kalplerde yer etmedikçe; ne onu ayakta tutacak güç vardır, ne de yola koyacak söz." Yorum: İnsanlık tarihi iki ana yoldan yürür: Bir tarafta medeniyetler kuran barış, diğer tarafta ise her şeyi yerle bir eden savaşlar
Söz: "Barış öyle ağır bir yüktür ki, kalplerde yer etmedikçe; ne onu ayakta tutacak güç vardır, ne de yola koyacak söz."
Yorum: İnsanlık tarihi iki ana yoldan yürür: Bir tarafta medeniyetler kuran barış, diğer tarafta ise her şeyi yerle bir eden savaşlar. Savaşların gürültüsü ne kadar yüksek çıkarsa çıksın, insanı yaşatan ve geleceği kuran tek gerçek barıştır.
Ancak barış; kâğıt üstünde imzalanan anlaşmalardan veya sadece silahların susmasından ibaret değildir. Yukarıdaki sözün de belirttiği gibi barış, omuzlarımıza binen en ağır sorumluluktur. Eğer kalplere kök salmazsa ve vicdanlarda içselleştirilmezse, ne onu koruyacak bir güç ne de insanları ikna edecek tesirli bir söz bulabilirsiniz.
İlk bakışta barış kulağa kolay ve huzurlu bir kavram gibi gelir. Oysa felsefi açıdan barış; sadece çatışmamak demek değildir. Adaleti gözetmek, farklı insanlarla bir arada yaşama iradesi göstermek ve insanın içindeki nefis, öfke ve kibir gibi yıkıcı duygulara karşı direnmektir.
Kolay olan savaştır: Öfkeye teslim olmak, yıkmak ve kavga etmek insan fıtratının en kolay refleksleridir.
Zor olan barıştır: Barışı kurmak ve korumak ise büyük bir sabır, olgunluk ve fedakârlık ister.
Gerçek barış önce insanın kendi içinde başlar. Kalbinde kin, kibir ve başkalarına üstünlük kurma hırsı taşıyan birinin dış dünyaya huzur vermesi imkânsızdır. Kalpte yer etmeyen bir barış davası, rüzgâr önündeki kuru bir yaprak gibidir; ne onu ayakta tutacak güç kalır ne de insanları inandıracak bir sözü varlığını sürdürür.
Dini açıdan konuya bakılırsa, İslam kelimesi köken olarak "selâm" (barış, esenlik, kurtuluş) kelimesinden gelir. Allah'ın en güzel isimlerinden biri de "es-Selâm"dır. Yani İslam'ın özü tamamen barış ve düzendir.
Kur'an, insanların birbiriyle çatışmasını reddeder ve hemen barışılmasını emreder.
Hucurât Suresi (9. Ayet): "Eğer müminler birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin... Eğer biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine dönene kadar saldıranla savaşın; dönerse aralarını adaletle düzeltin."
Hucurât Suresi (10. Ayet): "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin..."
Kur'an'da barış sadece bir dilek değil; haksızlığı bitiren, adaleti getiren aktif bir sorumluluktur.
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) hayatı, en zor zamanlarda bile barışın nasıl kurulacağının örneğidir. Görünüşte taviz gibi duran ama kalıcı barışın kapısını açan Hudeybiye Antlaşması bunun en büyük kanıtıdır. Efendimiz bir hadisinde "Müslümanlar arasında sulh (barış) esastır" buyurarak barışın temel kuralını koymuştur.
Toplum; farklı kültürlerin, inançların ve çıkarların buluştuğu karmaşık bir yerdir. Bu yapının kaosa sürüklenmemesi için karşılıklı güven ve ortak kurallar şarttır. Toplumsal barışı ayakta tutan üç temel sütun vardır:
Güven ve Aidiyet: Barışın olmadığı yerde insanlar birbirine şüpheyle bakar. Güvenin bitmesi, toplumun ve medeniyetin çökmesine yol açar. Adalet ve Hakkaniyet: Barış adaletin olduğu yerde büyür. Adaletin olmadığı yerde sağlanan sahte sükûnet sadece bir "baskı rejimi"dir.
Gerçek barış, herkesin hakkının korunduğu bir adaletle mümkündür. Farklılıklarla Yaşama Bilinci: Toplumlar ancak farklılıkları zenginlik saydıkları sürece ilerler. Kalbinde barış olmayanlar "öteki" gördüklerini yok etmeye çalışır.
Oysa barış; tahammül etmeyi, empati kurmayı ve birlikte bir gelecek inşa etmeyi gerektirir. Barış; kazanılması basit ama taşınması çok meşakkatli kutsal bir emanettir. İster insanın iç dünyasında, ister inancımızda, isterse toplumsal hayatta olsun; barışın alternatifi her zaman yıkım ve gözyaşıdır.
Yazının başındaki o hikmetli sözün bize hatırlattığı gibi: Eğer barış önce kalbimize yerleşmezse, ne büyük ordular ne de süslü sözler dünyayı kurtarmaya yeter. Bu yüzden düşmanlığı değil dostluğu, öfkeyi değil adaleti büyüterek barışın o ağır ama şerefli yükünü hep birlikte taşımalıyız.
Çünkü insanlığın aydınlık yarınları, ancak kalbi barışla atan erdemli insanların omuzlarında yükselecektir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Van/Çaldıran
Yayın: 28 Ekim 2026 19:01 · Kaynak: hbrcaldiran.com