Yozgat Şehir Hastanesi’ne teşekkürler
Eşimin rahatsızlığı münasebetiyle sekiz gündür Yozgat Şehir Hastanesi’ni yol ettim. Geceleri de orada kaldım. Bu süreç içerisinde gazetecilik adına çeşitli temaslarım oldu. İlgili doktorlarla birebir görüşmelerim olduğu gibi hastane personeli ile de birebir sohbetler gerçekleştirebildim. Buradan da öncelikli olarak hastane personeline şükranlarımı sunmak boynumuzun borcudur. Başta Başhekim Murat Başer olmak üzere tedavi sürecimize katkı sunan tüm hekimlerimize ve hemşire kızlarımız Tutku, Mercan, Selda, Pembe ve Tuğba hanımefendilere de teşekkürü bir borç bilirim. Çalışan bu kardeşlerimizin ne gündüzü belli ne de gecesi. Allah yardımcıları olsun. Birçoğunun eşleri de var, çocukları da. Fakat gece gündüz demeden öyle bir özveri ile çalışıyorlar ki tarif bile edemem. Eşimin kaldığı servisin sürekli dolup boşaldığını da söyleyebilirim. Bir de mustazaf olarak asgari ücretle çalışan, temizlik işlerine bakan, erkek-kadın fark etmeksizin herkes verilen görevleri bihakkın ifa ediyorlar. Koridorda ismi bende mahfuz bir çalışana, “Mezuniyetin nedir hanım kızım?” dedim. O da bana, “Sağlık Bilimleri Fakültesi mezunuyum, tayin bekliyorum. Şimdilik de burada asgari ücretle çalışıyorum.” dedi. Üzülmemek elde değil. Hani diyoruz ya, “İş var, işsizlik yok.” Mevcut sistem demek ki işsizliği bu şekilde çözmüş. O genç kardeşimizin aynı fakülteden mezun olan diğer arkadaşı asgari ücretin 3 katı maaş aldığı halde, bu yavrumuz asgari ücretle yerleri paspaslıyor, çöpleri alıyor, hastane odalarını temizliyor. Ehh, ne diyelim? Kader utansın! Oku, diploma sahibi ol. Bir değil, birkaç fakülte bitir, yüksek lisans yap. Lakin torpilin yoksa çalışacağın yer ancak asgari ücretli bir iş...Ünvanınızın hiçbir önemi yok. Doğrusu, para kazanmak için okul da okunmaz. Okumak genel kültürü artırır, para kazandırmaz. İlk, orta, lise, üniversite derken 20 yıl okuyacaksın. Sonunda işsiz kalacaksın. Diyelim ki memur oldunuz. Nasıl olsa sabit bir maaş alıyorsunuz. Ömür boyu gelir mantığı kafanızı rahatlatır. Memurlukta boyunuz ne kısalır ne de uzar. 30 yıl çalış, kimse bir şey demez. Sonunda da emekli olursun. Alacağın ikramiyeyle bir ev alamazsın. Alacağın emekli maaşıyla geçinemezsin. Bu kez ölünceye kadar da iş bulabilirsen başka işlerde çalış, çalış, çalış…1983’te memuriyetten istifa ettiğimi yakın komşumuz duydu da, “Hocanın oğlu, ben senin yerinde olsam Yozgat’ı tüm bana verseler bile memurluktan vazgeçmem.” dedi. Nedenini sorduğumda ise, “Allah’tan sağlık, devletten aylık. Ölünceye kadar devlet güvencesindesin.” cevabını verdi. Devlet memuru veya işçi olarak 30 yıl boyunca çalıştın, çabaladın. Kredi kartın kilitlendi. İstediğini alıp satamadın. Uçan kuşa borçlandın. Bir kez kurban kesemediysen, zekât veremediysen, hac farizası çıktığı halde gidemediysen, hayır hasenat yapamıyorsan, tatile gidemiyorsan, böyle bir çalışmanın ne anlamı olabilir? Konuyu dağıttığımın farkındayım. Esas konumuza gelince, güzel bir hastanemiz var. Alet, edevat yeni. Hastalar gerçekten iyi tedavi görüyor. Ameliyathaneler çalışıyor. Akşam ameliyat olanlar ertesi gün taburcu olabiliyor.
Ahir kelam; 8 günlük hastane maceramız sonucunda eşimin rahatsızlığı şifa buldu. İnşallah bir daha tekrar etmez. Tüm çalışanları tekraren tebrik ediyorum. Emeklerine sağlık. Hani bir söz var ya, “Allah, doktora yolunuzu düşürmesin. Yokluklarını da vermesin” diyorum. Vesselam…
Kategori: Sağlık · Bölge: Yozgat
Yayın: 23 Eylül 2026 18:20 · Kaynak: merhabayozgat.com