Vali İdris Akbıyık'ı Tanımadan Konuşanlar, önce Kendi üslubuna Baksın..! Bir Valiye “ulan” Diyerek Hesap Sormak Kimin Haddine?
- Son günlerde Muğla Valisi Sayın İdris Akbıyık üzerinden yürütülmeye çalışılan tartışmaları, oluşturulmak istenen algıyı ve özellikle bazı gazetecilerin kullandığı üslubu dikkatle takip ediyorum
Son günlerde Muğla Valisi Sayın İdris Akbıyık üzerinden yürütülmeye çalışılan tartışmaları, oluşturulmak istenen algıyı ve özellikle bazı gazetecilerin kullandığı üslubu dikkatle takip ediyorum. Açıkça ifade edeyim: Burada yapılan şeyin gazetecilik sınırlarını aşarak bir insanı hedef tahtasına oturtma çabasına dönüştüğünü düşünüyorum.
Özellikle gazeteci Serdar Akınan'ın bir vali hakkında konuşurken kullandığı “Ulan” ifadesi, kabul edilebilir bir eleştiri dili değildir. Soruyorum; Siz kimsiniz, bu cesareti nereden alıyorsunuz? Bir şehrin mülki idare amirine, devletin o şehirdeki temsilcisine bu şekilde hitap etme hakkını size kim veriyor?
Bir valinin yatırımıyla ilgili soru sorabilirsiniz, mal varlığını sorgulayabilirsiniz, açıklama isteyebilirsiniz. Bunlar elbette demokratik toplumlarda herkesin sahip olduğu haklardır. Ancak eleştiri başka, hakaret başka bir şeydir.
Gazetecilik, mikrofonun karşısına geçip istediğiniz insana istediğiniz şekilde konuşmak değildir. Özgürlük, başkasına hakaret etme serbestliği hiç değildir. Eğer bir iddianız varsa belgenizi ortaya koyarsınız, sorunuzu sorarsınız ve cevabını beklersiniz.
Ancak bir valiye “Ulan, 20 milyonu nereden buldun? diye seslenerek kamuoyu oluşturmaya çalışmak, benim kabul edebileceğim bir yaklaşım değildir. Bu üslubun hukuki karşılığını da elbette ilgili merciler değerlendirmelidir.
Gelelim 20 milyon meselesine! Bugün Türkiye'nin ekonomik şartları ortada. Elazığ'da bile bazı bölgelerde 15-20 milyon liraya ev bulmakta zorlanıyorsunuz. Ataşehir'de 30-35 milyon liralık dairelerden söz ediliyor. İnsanların altında 3-5 milyon liralık araçlar, oturdukları evlerde milyonlarca liralık değerler var.
Elbette bir kamu görevlisinin mal varlığı ve yatırımları gerektiğinde sorgulanabilir. Hiç kimse denetimin üzerinde değildir. Ancak 20 milyon liralık bir yatırım iddiasını sanki ortada açıklanması imkânsız bir servet varmış gibi sunmak, hele bunu hakaret içeren bir üslupla yapmak hangi akla, hangi vicdana sığar?
Bir insanın yasal yollarla yatırım yapma hakkı vardır. Bir valinin de herkes gibi yatırım yapma hakkı vardır. Önemli olan bunun hukuka uygun olmasıdır. Bundan daha doğal ne olabilir?
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise İdris Akbıyık'ın kim olduğu ve görev yaptığı şehirlerde nasıl bir iz bıraktığıdır. Ben insanları yalnızca oturdukları makamla değerlendirmem. Benim için önemli olan, o makamda otururken insanlara nasıl davrandıkları, toplumda nasıl bir karşılık buldukları ve görev yaptıkları şehirlerde nasıl hatırlandıklarıdır.
Sayın İdris Akbıyık'ın Hakkâri'de 5,5 yıl süren valilik dönemini, ardından Muğla'da yürüttüğü hizmetleri araştırmadan, orada yaşayan insanlara sormadan, ortaya koyduğu çalışmaları incelemeden hakkında hüküm vermek büyük bir haksızlıktır.
Hakkâri gibi son derece önemli ve hassas bir bölgede 5,5 yıl görev yapmak, oradaki insanlarla gönül bağı kurmak, devletin sıcak yüzünü vatandaşa göstermek kolay bir iş değildir. Görev yaptığı her yerde insanlarla bağ kuran, makamın arkasına saklanmayan, makamını insanlara mesafe koymak için değil insanlara yaklaşmak için kullanan bir yönetim anlayışından söz ediyoruz.
İdris Akbıyık denildiğinde benim dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri de budur: İnsanların arasında gezerken önce vali olduğunu hatırlatmaya çalışan değil, önce insan olduğunu hissettiren bir yaklaşım.
Makamı bir kenara koyarak vatandaşın derdini dinlemek, insanlarla aynı sofrada oturmak, toplumun farklı kesimleriyle bir araya gelmek, devletin soğuk ve uzak bir yapı olmadığını göstermek... İşte devlet-millet kaynaşması dediğimiz şey tam da budur.
Bir vali yalnızca makam odasında oturarak değil, milletin gönlüne girerek iz bırakır. Sayın Akbıyık'ın görev yaptığı yerlerde bıraktığı izleri görmek isteyenler, klavye başında algı üretmek yerine gidip o insanlarla konuşsunlar.
Muğla'da yaşanan orman yangınlarında da gece gündüz demeden sahada yürütülen çalışmaları, uykusuz geçirilen günleri, koordinasyon için gösterilen gayreti konuşmak gerekir. Bir valiyi değerlendirirken yalnızca bir iddia üzerinden hareket edemezsiniz.
Görev yaptığı şehrin huzuru, güvenliği, vatandaşın devlete olan güveni ve yaşanan olağanüstü durumlarda ortaya koyduğu yönetim anlayışı da değerlendirilmelidir.
Peki, soruyorum; İdris Akbıyık'ın Hakkâri'de ve Muğla'da ortaya koyduğu çalışmaları araştırdınız mı? Görev yaptığı yerlerde insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini öğrendiniz mi? Bir valinin yıllar içerisinde oluşturduğu toplumsal karşılığı, insanlarla kurduğu gönül bağını ve devlet adına verdiği hizmetleri hiç dikkate aldınız mı.?
Yoksa önceden oluşturduğunuz algıya uygun bir cümle bulup bunu binlerce insana ulaştırmanın peşinde misiniz.?
Benim dikkatimi çeken bir başka husus da İdris Akbıyık'a yönelik bu açıklamaları yapan bazı çevrelerin dünya görüşü ve düşünce yapısıdır. Elbette herkesin farklı bir siyasi ve düşünsel yaklaşımı olabilir. Buna saygı duyarım.
Ancak dikkat ediyorum, eleştirinin ötesine geçerek kişiyi hedef alan, yapılan hizmetleri görmezden gelen ve adeta bir algı operasyonuna dönüşen açıklamalar aynı düşünsel çevrelerde yoğunlaşıyor. Bir insanın dünya görüşüne katılmayabilirsiniz.
Fikirlerini benimsemeyebilirsiniz. Ancak bundan dolayı bir kamu yöneticisini itibarsızlaştırmaya çalışmak, hakkında peşin hüküm oluşturmak ve toplumun önüne hedef olarak koymak kabul edilemez.
Ben Sayın İdris Akbıyık'ın bu tür tartışmaların içerisine çekilmesini, hakaretamiz ifadelerle muhatap alınmasını ve oluşturulmaya çalışılan algıların merkezine yerleştirilmesini asla doğru bulmuyorum. Bir valinin görevi, vatandaşın huzuru ve devletin hizmetidir.
Her gün kendisine yöneltilen tartışmalara cevap yetiştirmek zorunda bırakılması da kamu yönetimi açısından doğru bir yaklaşım değildir. Elbette hesap sorulacaksa hukuk çerçevesinde sorulur. Ancak bir insanı sürekli savunma yapmak zorunda bırakacak şekilde hedefe koymanın da bir ölçüsü olmalıdır.
Benim kanaatim nettir; Sayın İdris Akbıyık görevine devam etmeli, hatta bilgi ve tecrübesinden daha geniş insan kitlelerinin bulunduğu bölgelerde de istifade edilmelidir. Çünkü ülkesini seven, milletine bağlı, devlet-millet bütünleşmesine önem veren ve görev yaptığı yerde insanlarla gönül bağı kurabilen yöneticilere bu ülkenin ihtiyacı vardır.
Cumhurbaşkanımızın ve İçişleri Bakanımızın, kamuoyunda bu tür tartışmaların ötesinde hizmetleriyle ve vatandaşla kurduğu ilişkiyle değerlendirilen yöneticiler konusunda karar verirken bütün bu hususları dikkate alması gerektiğine inanıyorum. Böylesi bir yöneticinin yalnızca sosyal medya tartışmalarına ve oluşturulmak istenen algılara bakılarak değerlendirilmesini doğru bulmuyorum.
Şunu da herkes bilsin; İdris Akbıyık üzerinden bir algı oluşturulmaya çalışılıyorsa bu algının gerçeklerle yüzleşmesi gerekir. Bir insanın yıllarca verdiği emeği, görev yaptığı şehirlerde kazandığı insanların gönlünü, ortaya koyduğu hizmetleri birkaç ağır sözle silemezsiniz.
Çamur atmakla insanları kirletemezsiniz. Bazen çamur atmaya çalışanların elleri kirlenir, hedef aldıkları insanın ise itibarı yerinde kalır. Ben bu tartışmada da gerçeğin, belgelerin ve vicdanın önemini vurguluyorum.
Üstelik insan, söylediği sözün de yaptığı haksızlığın da bir gün hesabını vereceğini unutmamalıdır. Bu dünyada insanların huzurunda, hukuk önünde hesap vermek vardır; bir de mahşer günü kul hakkıyla yüzleşmek vardır. Bir insanın onurunu, emeğini ve yıllar içerisinde oluşturduğu itibarını haksız yere hedef alanların bunun manevi sorumluluğunu da düşünmesi gerekir.
Son sözüm şudur; Sayın İdris Akbıyık'ı tanımadan, Hakkâri'deki 5,5 yılını, Muğla'daki hizmetlerini, insanlarla kurduğu bağı ve devlet adına ortaya koyduğu gayreti araştırmadan hüküm vermeyin. Bir valiye “Ulan” diyerek seslenmeyi kendinizde hak görmeyin. Eleştirin ama hakaret etmeyin; sorgulayın ama karalamayın.
Benim tarafım nettir; İdris Akbıyık'ın şahsiyetine, görev yaptığı yerlerde bıraktığı izlere ve insanlarla kurduğu gönül bağına saygı duyulmalıdır. Bu ülkenin milletini seven, devletini temsil ederken vatandaşını unutmayan yöneticileri algı operasyonlarına kurban edilmemelidir.
Sayın Akbıyık'ın görevine devam etmesini, bilgi ve tecrübesiyle ülkemizin daha geniş bölgelerinde hizmet etmesini temenni ediyorum.
Çünkü makamlar geçicidir, ama insanların gönlünde bırakılan izler kalıcıdır. Bir insanı karalamak için ne kadar çamur atarsanız atın, gerçeklerin üzerini örtemezsiniz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 02 Kasım 2026 08:09 · Kaynak: elazighaberkent.com