Ecevit’in unutulmayan günahı ve bugünkü siyasetçilerin günahları
- Bugünü yaşarken, insan ister istemez eski siyasetçileri anıyor
- Yıllar önce yaşanmış olayları gözünün önüne getiriyor… Ve “dün” ile bugün”ü karşılaştırıyor
Bugünü yaşarken, insan ister istemez eski siyasetçileri anıyor.
Yıllar önce yaşanmış olayları gözünün önüne getiriyor…
Ve “dün” ile bugün”ü karşılaştırıyor.
Bu yazıyı yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde de aynısı oldu.
Bülent Ecevit’i yazacaktım…
20 yıl önce aramızdan ayrılan bir dönemin “Karaoğlanı”nı…
O dönemin siyasetçileri, bu dönemin siyasetçileri…
Yaşananlar bir bir gözümün önünden geçti.
5 Kasım 2006’da aramızdan ayrılan Ecevit, 28 Mayıs 1925’te dünyaya gelmişti.
Çok yönlüydü.
Gazeteci, şair, yazar, çevirmen ve siyasetçi…
CHP ve DSP Genel Başkanlığı, çalışma bakanlığı, devlet bakanlığı, başbakan yardımcılığı ve başbakanlık görevlerinde bulundu.
1974-2002 yılları arasında 4 defa hükümet kurdu.
1972 yılında kurduğu hükümet 296 gün, 1977 yılında kurduğu hükümet 30 gün, 1978 yılında kurduğu hükümet 1 yıl 311 gün, 1999-2002 yılları arasında kurduğu hükümet ise 3 yıl 10 ay 7 gün sürdü.
Bülent Ecevit’in Türk siyasi hayatında özel bir yeri vardır.
Her şeyden önce halkın gönlünde “Karaoğlan” olarak taht kurmayı ve “kahraman” olarak anılmayı başarabilmiştir.
Hoşgörülüydü, ama ulusal çıkarımız söz konusu olduğunda sert duruşa geçerdi.
Mütevazı yaşardı.
“Emekçi babası” idi.
Mazlum dostuydu.
Köylüyü, çiftçiyi ve işçiyi önceleyen politikaları vardı.
Sürekli hakkı ve halkı savunurdu.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nda, emperyalist ABD’nin dayatmacı politikalarına karşı ulusal onurumuzu korumasını bildi.
Hiçbir yolsuzluğa, şaibeye karışmadı.
Akçeli işlerden hep uzak durdu.
Bakanlığı ve başbakanlığı süresince, makam arabası olarak “sıradan bir otomobil” kullandı.
Yaşamı, gösterişin ve şatafatın değil; sadeliğin ve dürüstlüğün en yalın örneğiydi.
Dürüstlüğünün yanı sıra nezaketi de parmakla gösterilirdi.
“Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” belleklerden hiç silinmeyen seçim sloganıydı.
Çalışanların “toplu sözleşme” ve “iş güvencesi” gibi hakları, O’nun gayretiyle yasalaşmıştı.
Tüm bunlar, Ecevit’in sevapları.
Ecevit’in tek günahı
Bu kadar artısı olan bir siyasetçinin hiç eksisi, hiç günahı olmaz mı?
Olur elbette.
Ecevit’in günahı da “Güneş Motel olayı” idi.
Anlatayım.
“Güneş Motel Olayı”, Türk siyasi tarihinde “ibretlik bir olay-yüzkarası bir olay” olarak anılır.
Bu yüzkarası olay, şöyle yaşandı.
Tarih, 22 Aralık 1977…
Yer, İstanbul’un Florya semtinde bulunan Güneş Motel…
Bülent Ecevit, Adalet Partisi’nden ayrılan 11 bağımsız milletvekili ile görüştü, yeni kurulacak hükümette bakanlık koltuğu karşılığında, iktidardaki Süleyman Demirel Hükümeti aleyhine verilecek gensoruyu desteklemeleri konusunda anlaştı.
Bu 11 milletvekili arasında kimler vardı?
Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu, Mustafa Kılıç, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Tuncay Mataracı, Güneş Öngüt, Orhan Alp, Ahmet Karaaslan, Hilmi İşgüzar ve Oğuz Atalay.
Güneş Motel’de yapılan bu pazarlık gereğince, 31 Aralık 1977’de 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti gensoruyla düşürüldü, yerine 5 Ocak 1978’de güvenoyu alan 3. Bülent Ecevit Hükümeti kuruldu.
Bülent Ecevit sözünde durmuş, bakanlık istemeyen Oğuz Atalay dışındaki 10 eski AP milletvekiline bakanlık vermişti.
Adalet Partisi bu olayı “Bir oya bir bakanlık” diyerek eleştirmiş, hükümet de kamuoyunda “Güneş Motel Hükümeti” olarak anılmaya başlamıştı.
Muhalefete düşen Süleyman Demirel, yeni kurulan hükümeti “gayrimeşru” ilan etmişti, bu nedenle Ecevit’e “başbakan” değil, “hükümetin başı” diye hitap ediyordu.
11 eski AP milletvekilinin desteğiyle kurulan 3.Ecevit Hükümeti, 5 Ocak 1978-12 Kasım 1979 tarihleri arasında iktidarda kaldı.
Ya bugünkü günahlar
“Güneş Motel olayı”, tam 49 yıl önce yaşandı.
Bu olay, hiçbir zaman unutulmadı, yarım asırdır Bülent Ecevit’in hanesinde hep “eksi” olarak duruyor.
Ya bugün?
Yaşadığımız şu rezilliklere bakar mısınız?
Hepsini toplasak, acaba kaç “Güneş Motel olayı” eder?
Bülent Ecevit’in sadece bir günahı vardı, sanırım bugünkü liderlerin günahlarını hesap makinesi almaz.
Hani “Eski Türkiye” deyip o yıllarla alay ediyorlar ya, keşke o yılların değerlerinde kalabilseydik.
Keşke bugünkü siyasi ve ekonomik rezillikleri yaşamasaydık.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 08 Kasım 2026 15:02 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr