Ankara'nın Kalbindeki Görünmez Meydan: Millet Meydanı'nın Hikayesi
- Ankara'nın kalbinde, Kızılay ile Sıhhiye arasında yer alan ve bugün yapı adalarıyla kaplı olan bölge, aslında 100 yıl önce tasarlanan ancak hiç hayata geçirilemeyen 'Millet Meydanı'nın izlerini taşıyor
- Akademik literatürde 'Yenişehir'in kayıp mekânı' olarak anılan bu alan, Cumhuriyet'in ilk şehircilik vizyonunun günümüze ulaşan sessiz bir tanığı konumunda
Ankara'da Atatürk Bulvarı üzerinde, İzmir ve Tuna caddelerinin kesişim noktasında yürüyen binlerce insan, aslında yaklaşık bir asır önce planlanmış ancak fiziksel olarak hiç var olamamış bir meydanın tam merkezinden geçiyor. Bugün akademik çevrelerde 'Millet Meydanı' olarak adlandırılan bu bölge, 1924-1925 yıllarında Carl Christoph Lörcher tarafından hazırlanan Yenişehir planının en dikkat çekici unsurlarından biriydi.
Kızılay ve Zafer meydanları arasında konumlanan bu alan, kentin ilk planlama hamlesinin bir parçası olarak tasarlandı. Lörcher’in vizyonunda bu meydan, tek başına bir boşluk değil, birbirini takip eden bir 'meydanlar silsilesi' omurgasının merkezindeydi.
Meclis çevresinden başlayıp Ulus’a kadar uzanan bu aks üzerinde; Kızılay, Millet, Zafer, Sıhhiye ve Opera meydanları birbiriyle bağlantılı kamusal düğümler olarak öngörülmüştü. Tasarımda meydanın ortasından Atatürk Bulvarı’nın geçmesi, Tuna Caddesi tarafında bir ibadet alanı ve İzmir Caddesi tarafında ise bir hamam ile çevrelenerek tanımlı bir kamusal alan oluşturulması hedeflenmişti.
'Millet Meydanı' ismi, Lörcher’in orijinal planında yer almasa da akademisyen Ali Cengizkan tarafından literatüre kazandırıldı. Cengizkan, Lörcher’in Sıhhiye-Kızılay aksındaki ana yolu 'Strasse der Nation' (Millet Caddesi) olarak tanımlamasından ve çevredeki sembolik cadde isimlerinden yola çıkarak bu isimlendirmeyi önerdi.
Araştırmacılar, Lörcher’in plan raporunda meydanların vakit kaybetmeden inşa edilmesi yönündeki ısrarlı tavsiyesini, o dönemde bile artan yapılaşma baskısına karşı bir önlem alma çabası olarak yorumluyor. Ankara’nın hızla büyümesi üzerine 1929’da Hermann Jansen’in planı kabul edilse de, meydanın kaderi hemen değişmedi.
Berlin Teknik Üniversitesi arşivindeki belgeler, Jansen’in 1930 tarihli geçici planında bu meydanı koruduğunu, ancak 1932 yılındaki nihai plan çizimlerinde alanın yerini yapı adalarına bıraktığını kanıtlıyor. Bu süreç, meydanın tek bir kararla değil, 1930-1932 yılları arasındaki yoğun imar planlama değişimleri sonucunda kaybedildiğini gösteriyor.
GRID Mimarlık, Planlama ve Tasarım Dergisi’nde yayımlanan kapsamlı araştırmaya göre, fiziksel meydan ortadan kalkmış olsa da bölge, kentin gündelik hayatında bir 'kamusal düğüm' olma özelliğini korudu. Bugün bölgedeki sokak ve yapı adası düzeni, Lörcher’in bir asır önceki izlerini hâlâ taşımaya devam ediyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kayıtlarında da 1927’de İzmir Caddesi’nin, 1929’da ise Atatürk Bulvarı’nın açılmasıyla şekillenen bu dokunun, kentin modernleşme serüvenindeki en önemli planlama izlerinden biri olduğu vurgulanıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 06 Kasım 2026 13:23 · Kaynak: yeniankara.com.tr