Ankara’nın kamusal seramik panoları bugün görülebiliyor mu?
- Ankara'nın 1950-70'li yıllarında yapılan kamusal seramik panoları bugün hâlâ görülebiliyor mu
- Füreya Koral ve Bedri Rahmi'nin eserlerinin izini sürdük
Ankara’da 1950’ler ile 1970’ler arasında inşa edilen kamu yapıları, oteller, hastaneler ve iş hanları, modern mimari ile sanatın buluştuğu eşsiz bir dönemi temsil ediyor. Bugün başkentin sokaklarında veya kamu binalarının koridorlarında yürüyen bir kişi, Türkiye’nin en önemli sanatçılarının imzasını taşıyan seramik panolarla karşılaşabilir mi?
Araştırmalar ve güncel envanter çalışmaları, bu sorunun yanıtının "evet" olduğunu gösteriyor; ancak bu eserlerin görünürlüğü ve korunma durumu mekândan mekâna büyük farklılıklar içeriyor. ANAFARTALAR ÇARŞISI: KURTARILAN AMA GÖLGELENEN MİRASAnkara'nın kamusal sanat belleği denildiğinde akla ilk gelen yerlerin başında Ulus'taki Anafartalar Çarşısı geliyor.
Çarşı, yıkım tartışmalarıyla uzun süre gündemde kalmış, ancak sivil toplum kuruluşlarının ve sanat tarihçilerinin çabalarıyla yıkımdan kurtarılmıştı. Bugün çarşının her iki girişinde, Türkiye'nin ilk kadın seramik sanatçılarından Füreya Koral ve Attila Galatalı’nın büyük boyutlu panoları tüm ihtişamıyla görülebiliyor.
Çarşının katlarına yayılan Seniye Fenmen ve Koral imzalı diğer eserler de erişilebilir durumda. Ancak her eser aynı şansa sahip değil. Cevdet Altuğ'un çarşının beş katına yayılan devasa seramikli duvar kaplaması, sonradan eklenen yürüyen merdivenlerin ardında kalarak görsel bütünlüğünü ve görünürlüğünü büyük ölçüde yitirmiş durumda.
Bu durum, eserlerin fiziksel olarak yıkılmasa bile, plansız tadilatlarla nasıl kamusal alandan koparıldığının somut bir örneğini oluşturuyor. HASTANE KORİDORLARINDAN DEVLET KURUMLARINAKamusal sanatın Ankara'daki bir diğer yoğunlaşma noktası ise Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'dir.
Hastane koridorları, adeta bir seramik müzesi işlevi görüyor. Girişteki büyük dairesel panodan başhekimlik koridorlarındaki yapıtlara kadar, kurum içinde 19'u bulan seramik pano bulunuyor. Bunlar arasında Hamiye Çolakoğlu atölyesinin armağanları ve 2019 tarihli daha yeni dönem Hüseyin Özçelik eserleri bir arada yaşıyor.
Şinasi Sahnesi'nde Hamiye Çolakoğlu'nun 1973 tarihli seramik paneli izleyicileri karşılarken, geçmişte Etibank ve İller Bankası binaları ile TMO Kafeteryası gibi noktalarda Sadi Diren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi ustaların eserlerinin bulunduğu biliniyor. Ancak devlet kurumlarının taşınması, binaların yıkılması veya el değiştirmesi süreçlerinde bu panoların önemli bir kısmı "anonimleşme" ve "kaybolma" tehlikesiyle yüz yüze kalıyor."ŞEHRİN PANOLARI" VE HAFIZAYI KAYIT ALTINA ALMAKSeramik panoların kentsel dönüşüm, plansız tadilatlar ve ilgisizlik nedeniyle yok olmaya başlaması, son yıllarda yeni bir koruma bilincini de doğurdu.
Sanat tarihçileri Mustafa Ergül ve Nurtaç Buluç'un 2019'da başlattığı "Şehrin Panoları" projesi, Ankara dahil olmak üzere Türkiye genelindeki bu eserleri kayıt altına alıyor. Projenin bulguları, 1950'lerden itibaren sanatın halkla buluşması amacıyla binalara entegre edilen bu panoların, zamanla sıradan birer yapı malzemesi veya duvar süsü gibi muamele gördüğünü ortaya koyuyor.
Uygulamada görülen en büyük eksiklik ise yerel yönetimlerin veya kültür otoritelerinin, binaların içindeki veya cephesindeki bu eserleri bütüncül bir "kültürel miras envanteri" olarak tescilleyip zorunlu koruma statüsüne almamış olmasıdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 06 Kasım 2026 13:19 · Kaynak: yeniankara.com.tr