Bağımlılıkla mücadele suç işlenmeden önce başlamalı
- Bağımlılığın suça dönüşmesini engellemek; aile, toplum ve devletin ortak sorumluluğunda
- Özlem Yıldız,'Asıl hedef kişiyi bağımlılığa ve suç döngüsüne sürükleyen koşulları erken fark etmek, tedaviye ulaştırmak ve toplumsal hayata yeniden kazandırmaktır.' dedi
Bağımlılık, toplumun geneli tarafından bireysel ve sağlıkla ilgili bir sorun olarak görülse de özellikle modern hayatın daha fazla toplumsal ve hukuki sonuçlar doğuran bir sorunu haline gelmektedir. Alkol ve madde bağımlılığından kumara, yasa dışı bahisten dijital bağımlılıklara kadar farklı türleri bulunan bu sorun, toplumun genel huzurunu tehdit ettiği gibi, birçok suça da kaynaklık edebiliyor.
Bağımlılığın ceza sorumluluğuna etkisini; kumar, sanal kumar, dijital bağımlılıkların suçla ilişkisini; ailelerin, toplumun, devletin ve adalet mekanizmasının bu konudaki yaklaşımlarıyla sorumluluklarını İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi ve Tuzla Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi, Avukat Özlem Yıldız’la konuştuk.- Hukukun genel çerçevesi içinde, bağımlılıkla suç arasında nasıl bir ilişki vardır? Bağımlılık çok boyutlu bir sorun.
Sağlık, psikoloji, sosyal çevre ve hukuk alanlarını aynı anda ilgilendiriyor. Ceza hukukunun temel direği kusur ilkesidir. Bir kişiyi cezalandırabilmemiz için, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğunu algılayabilmesi ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine yani irade serbestisine sahip olması gerekir.
Bağımlılık, bu irade serbestisini sakatlayan bir durumdur. SUÇ ANINDAKİ İRADE BELİRLEYİCİ- Bağımlılık kişinin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Hayır, bağımlı olmak, tek başına kişiyi ceza sorumluluğundan kurtarmaz.
Önemli olan, suçun işlendiği sırada kişinin, fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin hangi düzeyde olduğudur. Hukuk, “Ben bağımlıyım, kendimi tutamadım ve suç işledim.” dedi diye bir kişiyi cezasız bırakmaz.
Özellikle alkol ve madde kullanımında kişinin maddeyi kendi iradesiyle alıp almadığı ve suç sırasındaki durumu önem taşır. Kişi kendi isteğiyle alkol veya uyuşturucu kullanmış ve sonrasında suç işlemişse, madde etkisinde olması ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Buna karşılık kişinin bilgisi dışında, baskı, tehdit veya hileyle maddeye maruz bırakılması farklı değerlendirilir.- Madde bağımlılığında hukuk ile tedavi mekanizması nasıl kesişmektedir? Uyuşturucu madde kullanımı ve bulundurulması, Türk hukukunda suç teşkil eden fiiller arasındadır.
Ancak sistemin yalnızca cezalandırmaya değil, kişinin yeniden topluma kazandırılmasına yönelik mekanizmaları da bulunmaktadır. Özellikle uyuşturucu kullanımı veya kullanmak için bulundurma durumlarında kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik gibi mekanizmalar devreye girebilmektedir.
Bağımlılık yalnızca bir “suçlu” meselesi olarak görülmemelidir. Tedavi, denetim ve sosyal hayata yeniden katılım birlikte ele alınmalıdır. Bu noktada AMATEM ve diğer tedavi merkezlerinin yanı sıra denetimli serbestlik kapsamındaki tedavi süreçlerinin etkin yürütülmesi önemlidir.
Ceza hukuku bu süreçte tedaviyi zorunlu kılan hukuki bir kaldıraç görevi de görmelidir. Özlem YıldızKUMAR BAĞIMLILIĞI SUÇ DÖNGÜSÜNÜ BÜYÜTEBİLİR- Kumar, sanal kumar ve yasa dışı bahis bağımlılığında hangi suçlara sürüklenilmektedir?
Kişinin kayıplarını geri kazanma düşüncesiyle giderek daha büyük riskler alması önemli bir sorun. Borçlar büyüdükçe yakın çevreden para isteme, gerçek dışı yatırım, ortaklık veya borç hikâyeleriyle para toplama gibi davranışlar ortaya çıkabilir.
Devamında dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi suçlar gündeme gelebilir. İş yerinde veya kamu kurumunda paraya erişimi olan bir kişi, “nasıl olsa kazanıp yerine koyarım.” düşüncesiyle zimmet gibi ekonomik suçlara yönelebilir.
Kaynaklar tükendiğinde aleni hırsızlık riski ortaya çıkabilir. Yasa dışı yapılara yakınlaşma, onlardan medet umma, suç örgütlerinin ağına düşme tehlikeleri vardır. Kumar bağımlılığını yalnızca para kaybı olarak görmemek gerekir.- Dijital ve oyun bağımlılığında da suçla ilişki kurulabiliyor mu?
Özellikle çocuklar ve gençler açısından oyunlar, sosyal medya, dijital alışveriş ve yasa dışı bahis platformları arasındaki geçişkenliklere dikkat çekmek isterim. Elbette her dijital oyun veya sosyal medya kullanımını suçla ilişkilendirmek doğru değildir.
Sorun, kullanımın bağımlılık düzeyine ulaşarak kişinin yaşamını ve davranışlarını olumsuz etkilemesinden kaynaklıdır. Dijital ortamda ayrıca hakaret, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması ve bilişim sistemlerine yönelik suçlar gündeme gelebilir.
Çocuklar açısından ailelerin; ekran süresinin kontrolüne, ekran başında kimlerle iletişim kurulduğuna, para harcama davranışlarındaki değişikliklere ve ani davranış farklılıklarına dikkat etmelerini önerebilirim. ERKEN FARK ETMEK DAMGALAMAMAK- Bağımlılığın suça dönüşmesini önlemek için ailelere ve topluma ne gibi görevler düşüyor?
En önemli mesele erken fark etmek ve damgalamamaktır. Bağımlılığı yalnızca “iradesizlik” veya “ahlaki zayıflık” olarak görmek, kişinin yardım istemesini zorlaştırabilir. Mücadele; hekimlerin, psikologların, sosyal hizmet uzmanlarının, eğitimcilerin, ailelerin ve ilgili kurumların birlikte yürüttüğü bir süreç olmalıdır.
Aileler gerektiğinde uzman desteğine başvurmaktan kaçınmamalıdır. Yeşilay ve Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM), tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılıklarında ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı psikososyal destek sağlamaktadır.
Sonuç olarak, bağımlılıkla mücadelede yalnızca suç ortaya çıktıktan sonra harekete geçmek yeterli değildir. Asıl hedef, kişiyi bağımlılığa ve suç döngüsüne sürükleyen koşulları erken fark etmek, tedaviye ulaştırmak ve toplumsal hayata yeniden kazandırmaktır.
Hukuk suç ortaya çıktığında devreye girer, oysa bağımlılıkla mücadele suçtan çok daha önce başlamalıdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Asayiş · Bölge: Edirne
Yayın: 30 Ekim 2026 21:56 · Kaynak: aydinlik.com.tr