Biraz sustuk, şimdi yeniden
Bazen insanın biraz durması gerekiyor.
İki ay önce “Eylül’e kadar mola” demiştik. Ben de biraz sustum. Yazmadan önce dinledim, anlatmadan önce baktım. Günlerin içinden geçerken, daha önce fark etmediğim ayrıntıların üzerinde durdum.
Şimdi Eylül geldi.
Ve bu kısa sessizlik bana en çok şunu hatırlattı:
İnsanları dinlemeyi…
Kadınların hikâyelerine kulak vermeyi…
Kimsenin görmediği bir emeği görünür kılmayı…
Geçtiğimiz döneme dönüp baktığımda, aslında ne çok hikâyenin peşinden gitmişiz diyorum.
Kadınların emeğini konuştuk. Pazarda çalışan kadınların sessiz direnişine kulak verdik. Fabrikalarda çalışan kadınların hayatlarına dokunduk. Sanatın içinde var olan kadınları, tiyatroyu, sahneyi, üretmeyi ve cesareti konuştuk.
Kadınların yalnızca anlatılan değil, anlatan taraf olması gerektiğini söyledik.
Şehrin kültürünü, edebiyatını, tiyatrosunu, geçmişini ve bugününü de konuştuk. Kitap günlerinden sahnelere, sokaktan yaylalara, şehrin hafızasından gündemin meselelerine kadar uzandık.
Bazen bir kadının hikâyesinde durduk, bazen şehrin önemli bir meselesinin üzerine gittik.
Ve bütün bunları yaparken siz de bizi yalnız bırakmadınız.
İki aylık aranın ardından gelen mesajlara, e-postalara baktığımda bunu bir kez daha gördüm.
“Şunu da yazın.”
“Bunu da gündeme getirin.”
“Bizim hikâyemizi de anlatın.”
Yüzlerce mesaj…
Yetişemediğimiz kadar çok öneri, konuşulmayı bekleyen o kadar çok konu var ki.
Bu yüzden artık şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum:
Kadınların sesi olduk.
Ama bu ses yalnızca bizim sesimiz değil.
Sizden gelen hikâyelerle, önerilerle, itirazlarla ve sorularla büyüyen bir ses.
Her mesaja, her e-postaya aynı anda yetişemiyoruz. Ama okuyoruz. Not alıyoruz. Üzerinde düşünüyoruz.
Çünkü yazılacak çok şey var.
Anlatılmayı bekleyen çok insan, duyulmayı bekleyen çok hikâye var.
İki aylık mola bitti.
Şimdi yeniden dinleme, görme, sorma ve yazma zamanı.
Hoş bulduk, Eylül.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Ordu
Yayın: 16 Eylül 2026 14:48 · Kaynak: orduolay.com