Sel sularında kalan araçları çalıştırmayın!
İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışların ardından çok sayıda aracın su altında kalması ve sel sularına kapılması, sürücülerin sel sırasında ve sonrasında nasıl hareket etmesi gerektiği sorusunu gündeme getirdi. Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Sel suyunun yalnızca araçların motorlarına değil, elektronik sistemlerine ve güvenlik donanımlarına da ciddi zarar verebileceğine dikkat çekti.
İstanbul’da 14-15 Ekim 2026 tarihlerinde etkili olan şiddetli yağışlar, çok sayıda aracın su altında kalmasına ve sürüklenmesine neden oldu. Sel sularında mahsur kalan sürücülerin nasıl davranması gerektiği ve su altında kalan araçların yeniden kullanılıp kullanılamayacağı önemli bir güvenlik sorunu olarak öne çıktı.
Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, sel sularında araç kullanmanın tehlikelerini, mahsur kalınması durumunda yapılması gerekenleri ve suya maruz kalan araçlarda oluşabilecek hasarları değerlendirdi.
Sel sularında araç kullanırken en büyük tehlikenin suyun derinliğinin ve yolun gerçek durumunun doğru değerlendirilememesi olduğunu belirten Özgür Şener, “Su, yol yüzeyindeki çukurları, açık rögarları, çökmeleri ve akıntıyla sürüklenmiş engelleri gizleyebilir. Ayrıca suyun derinliği, aracın ağırlığı ve tasarımı ne olursa olsun, aracın yol tutuşunu ve kontrolünü kaybetmesine neden olabilir” dedi.
Suyun derinliğinin gözle tahmin edilerek geçiş yapılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, şöyle devam etti: “Derinliğini ve zeminin durumunu bilmediğimiz, güvenli olduğundan emin olamadığımız su birikintilerine ve sel sularına araçla girmemeliyiz. Suyun başka araçlar tarafından geçilmiş olması da o güzergâhın güvenli olduğunu göstermez. Önümüzdeki aracın geçebilmesi, kendi aracımızın da geçebileceği anlamına gelmez. Yol suyla kaplanmışsa mümkünse geri dönmeli, alternatif ve güvenli bir güzergâh seçmeliyiz. Birkaç dakikalık zaman kazancı uğruna hem kendi hayatımızı hem de araçtaki diğer kişilerin hayatını tehlikeye atabiliriz.”
“30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir”
Sel suyunun sürükleme gücünün çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Şener, ABD Ulusal Hava Servisinin (NWS) uyarılarına dikkat çekti. Özgür Şener, “Yaklaşık 15 santimetre derinliğindeki hızlı akan su bir yetişkini devirebilirken, 30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir. Yaklaşık 61 santimetrelik hızlı akan su ise SUV ve bazı kamyonetleri de sürükleyebilir” bilgisini verdi.
Araçların ağırlığının sel sularına karşı mutlak bir güvence sağlamadığını kaydeden Şener, özellikle akıntının bulunduğu yollarda araçla ilerlemeye çalışılmaması gerektiğini söyledi.
“Araç içinde mahsur kalındığında öncelik aracı değil, hayatı kurtarmak olmalı”
Sel sırasında araç içinde mahsur kalmanın birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebileceğini anlatan Özgür Şener, su seviyesinin ve akıntının şiddetinin hızla değişebileceğini belirtti.
Bu gibi durumlarda panikle hareket edilmemesi gerektiğini ifade eden Özgür Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır” dedi.
Sürücülerin mümkünse 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşarak konumlarını ve araçtaki kişi sayısını bildirmesi gerektiğini söyleyen Şener, özellikle çocuk, yaşlı veya hareket kısıtlılığı bulunan yolcuların durumunun kurtarma ekiplerine iletilmesinin önemine işaret etti.
“Motor su emerse tamamen değiştirilmesi gerekebilir”
Sel sularının çekilmesinin araçların yeniden güvenle kullanılabileceği anlamına gelmediğini ifade eden Özgür Şener, suya maruz kalan araçlarda görünmeyen mekanik ve elektronik hasarlar oluşabileceğini söyledi.
Şener, özellikle motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut hasarı ağırlaştırabileceği uyarısında bulunarak, şunları söyledi: “Araç suya girmiş, su altında kalmış veya motor bölmesine su girmiş olabilecek durumdaysa motor çalıştırılmamalı ve marşa basılmamalıdır. Aracı hareket ettirmeye çalışmak, mevcut hasarı ağırlaştırabilir. Araç güvenli bir yerdeyse ve yaklaşmak tehlike yaratmıyorsa hasarın fotoğrafları çekilebilir. Sigorta şirketine bilgi verilmeli ve uygun kurtarma hizmeti çağrılmalıdır.”
Suya maruz kalan araçların iterek veya uygun olmayan şekilde çekilerek hareket ettirilmemesi gerektiğini de belirten Özgür Şener, ıslak elektrik bağlantılarına ve kontrol ünitelerine müdahale edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Sel sularının motorlarda oluşturabileceği en ciddi sorunlardan birinin hidrolik kilit olduğunu anlatan Özgür Şener, bu durumun motorun iç mekanizmasında ağır hasarlara neden olabileceğini belirtti.
Özgür Şener, “İçten yanmalı motorlarda pistonlar, silindir içindeki hava-yakıt karışımını sıkıştırarak çalışır. Ancak su, hava gibi kolayca sıkıştırılamaz. Hava emiş sistemi üzerinden silindirlere yeterli miktarda su ulaşırsa pistonun yukarı hareketi engellenebilir. Bu durum hidrolik kilit olarak adlandırılır.” dedi.
Hidrolik kilidin sonuçlarına ilişkin Özgür Şener, şu bilgileri verdi:
“Hidrolik kilit sonucunda biyel kolları eğilebilir veya kırılabilir; pistonlar, krank mekanizması ve diğer motor bileşenleri ağır hasar görebilir. Hasarın boyutuna göre motorun tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Motor dururken içine su girmiş olsa bile marşa basılması mevcut durumu ağırlaştırabilir. Bu nedenle motorun çalışıp çalışmadığını denemek amacıyla marşa basılmamalıdır.”
“Elektrikli ve hibrit araçlarda gecikmeli yangın riski var”
Elektrikli ve hibrit araçlarda sel sonrası risklerin daha farklı boyutlara ulaşabildiğine dikkat çeken Özgür Şener, yüksek voltajlı batarya sistemlerinin özel güvenlik önlemleri gerektirdiğini söyledi. Özgür Şener, “Batarya paketleri, elektrik motorları ve yüksek voltaj kabloları su baskınından veya fiziksel hasardan etkilenebilir. Bu durum elektrik çarpması, kısa devre ve yangın tehlikesi yaratabilir. Bataryada oluşan hasarın etkileri her zaman hemen görülmeyebilir. Fiziksel hasar veya suya maruz kalma, bazı koşullarda gecikmeli ısınma ve yangın riskine yol açabilir” dedi.
Sel sularına maruz kalan elektrikli ve hibrit araçların batarya güvenliği değerlendirilmeden çalıştırılmaması veya şarj edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batarya paketine, yüksek voltaj kablolarına ve hasarlı elektrik bağlantılarına dokunulmamalıdır. Duman, anormal ısınma, tıslama veya olağandışı ses fark edilirse araçtan uzaklaşılmalı ve acil durum ekiplerine haber verilmelidir. Araç, üreticinin kurtarma talimatlarına uygun biçimde ve bu konuda eğitimli ekipler tarafından taşınmalıdır.”
Batarya hasarı şüphesi bulunan araçların evlerden ve kapalı alanlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Özgür Şener, güvenli mesafenin ve araçların nasıl konumlandırılacağının uzman ekipler tarafından belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kategori: Hava
Yayın: 20 Ekim 2026 10:22 · Kaynak: sigortamedya.com.tr