Habermetrik
← Ana Sayfa
28 Ekim 2026 04:55 · Güncelleme 05:21
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Yürüyüş, İzmir basını ve sendikal örgütlenemeyişimiz

Yürüyüş, İzmir basını ve sendikal örgütlenemeyişimiz
Görsel kaynağı: gazeteyenigun.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Yürüyüş, İzmir basını ve sendikal örgütlenemeyişimiz

Bugün hala Türkiye’de ‘basın özgürlüğü’ olduğu savunuluyor.

Türkiye’de medya çeşitliliği var deniyor… (TELE1 kapandı, T24 erişime engellendi ve dahası)

Binlerce radyo kanalı var deniyor… (Açık Radyo’nun yayın hayatına son verildi)

Basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle sorun yok deniyor… (Gazeteciler yapmadıkları haberler nedeniyle bile tutuklandı…)

Böyle kısıtlanan bir ortama rağmen ekonomik zorlukları da göze alarak ben de dahil olmakla beraber birçok hevesli gazeteci arkadaşımız mesleğe atılıyor. Ancak umut satan kişiler nedeniyle canla başla çalışan arkadaşlarımız Kod 48 ile işten çıkarılıyorlar.

Bu sistematik baskı yeni değil, hepimiz biliyoruz.

Ne yaptık peki? ‘Artık yeter nefes alamıyoruz’ diyerek sesimizi duyurmak için bir araya geldik.

Tam 10 şehirde basın emekçilerinin yaşadığı zorlukları, sansürü ve baskıyı haykırmak üzere buluştuk. Uzun zamandır yapılmayan ama olması gerekendi bu. Basın meslek örgütleri, basın cemiyetleri ve siyasi partilerin, partililerin de yer aldığı bir yürüyüş düzenlendi.

Ben de İzmir’deki yürüyüşe katıldım, mesleğe yeni başlayan biri olarak.

Bu çok haklı bir yürüyüştü, belki de 81 ilde olması gereken ve yaşadığımız sorunları dile getirmek için sürekli hale getirilmesi gereken bir eylemdi.

Açıklanan programa göre yürüyüşün başlangıç ve bitiş noktası belirlenmişti.

Yürüyüşten bir önceki gün Özgür Özel’in de yürüyüşe katılacağı açıklandı. Yürüyüşü organize edenlerin haberi yokmuş… Sonradan da onların davet ettiği söylendi… Özel’in katılması çok eleştirildi. Siyasi bir propaganda olacağına ilişkin eleştiriler yapıldı.

Özel, konuşsaydı bu apaçık siyasi bir propaganda olabilirdi evet. Ama konuşmadı. Üstüne hayal ettiğimiz bir kalabalığın oluşmasına bile yardımcı olmuş olabilir. Bu hala tartışma konusu da olabilir kesinlikle…

Kaldı ki bizim eylemimiz de yeterince siyasiydi.

Özel’in orada bulunması ve partililerin siyasetçi fetişleri nedeniyle aman kadraj kapanmasın diyerek basın emekçilerine müdahale edildi. Haberleri nasıl yazacakları söylendi. Herkes bize iş öğretmeyi çok seviyor…

Toplandığımız alanda kafamızı yukarı kaldırdık ki bir de ne görelim belediye başkanı ve genel başkanının afişi. Bu belediye başkanları ki ‘basın özgürlüğünü savunuyoruz’ diyen ama telefonları açmayan, yeri gelince habere müdahale etmeye kalkan…

Neyse biz İzmir’de tüm toplumsal konularda buluşma noktası olan Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi’nin önünden yürümeye başladık. 300 metre mi yürüdük, 400 mü? Sevinç Pastanesi’nden sağa döndük, az daha ilerledik, yolun karşısına geçtik.

Sonra bir durduk. Ne oluyor kimse anlayamadı açıkçası, gelip ‘Şu an ne yapıyoruz?’ diye soran bile oldu.

Basın emekçilerinin bir yere kamera bırakarak tepki göstermesi bilinen bir hareket. Ancak siyah karanfil, siyah göz bandı takmak gibi çok eleştirilen ‘tepkiler’ üzerine yalnızca kalem bırakıp gitmek yeterli miydi? Nereye kayboldunuz?

Verilmek istenen mesajı da anlıyoruz ve katılıyoruz, “kalemimizi satmayız!”

Kalemler bırakıldı, fotoğraflar çekildi. Özgür Özel geldi. Özgür Özel gitti. Ve yürüyüş bitti mi? Bitiş noktasına bile gidemedik.

Ve en acısı da o alanda yapılan konuşmada Manşetiz emekçileri için tek bir kelime dahi edilmedi. Neden?

Planlanmadıysa çok kötü ve utanç verici. Unutulduysa da çok vahim…

Biz bir saatlik yürüyüşte var olan ve herkesin bildiği sorunları tekrar ettik, oldu bittiye getirilen, eksik bir şekilde organize edilen bir yürüyüşle de sonlandırdık. Partili veya değil beklenenden çok daha fazla bir kalabalık elde etmişken yönetilemeyen bir kortejle karşı karşıya kaldık.

Yürümeye devam etmeli ve balkonlarından çıkıp heyecanla ve merakla bizi izleyen vatandaşlara sorunlarımızı daha yüksek sesle haykırmalıydık.

O balkonlardaki insanlar İsmail Arı’yı da Murat Ağırel’i de diğerlerini de biliyorlardı. Ama özellikle yerel gazetelerin ve gazetecilerin sorunlarından haberdarlar mı?

Bu şehirde gazeteciler aşağılandı ve siyasiler tarafından tehdit edildi örneğin… Neden cümle alem bilmesin bunu?

Tam bu noktada hem basın meslek örgütlerinin hem de gazetecilerin bir özeleştiri getirmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Örneğin metal işçilerini, madencileri, tarım emekçilerini, özel sektör öğretmenlerini günlerce eylem yaparken görüyoruz. Haklarını almak için sermayeyle kavga ediyorlar. Gerek oturma eylemleri gerek açlık grevleri gerekse iş bırakma…

Biz ise sürekli şikayet ederek ama harekete geçmeyerek bu düzeni besliyoruz. Karşı tarafı suçlamakla yetiniyoruz.

Bizim en büyük problemimiz ise gazeteciler olarak yeterince örgütlenemeyişimiz ve bizi örgütlemesi, birleştirmesi gereken sendikaların işlerini yapmaması…

Örneğin bir sendika başkanının iş yerini ziyarete geldiğinde ilk yapması gereken şey emekçilerle selamlaşmak ve onlarla konuşmaktır, doğrudan işverenin odasına gitmek değil…

Öncelikle o iş yerinde çalışan emekçinin sorunlarını dinlemeniz gerekir, işverenin değil…

Sendikanın da kendini eleştirmesini söylemek istediğimizde ise bize karşılık vermek yerine dinleme nezaketini göstermelisiniz, savunma değil…

Şimdi bizim sorunlarımız devam ediyor. Gazeteciler hala içeride. Haksız yere kanallar kapanıyor, gazeteciler işten çıkarılıyor, fişleniyor…

Bir şeylerin değişmesi için bir sonraki ‘yürüyüşe’ kadar beklenecek mi?

Bizi temsilen çıkıp konuşan irade konuşmasını ‘cezaevi’ ile sınırlayacak, yıllardır devam eden sorunlarımızı paspas altına iteleyip bahsetme zahmetinde bile bulunmayacak mı?

Amacım yürüyüşü kötülemek değil iyi ki yapıldı. Ve dikkat de çekti aslına bakılırsa Kabine Toplantısı’ndan sonra yine ‘basın özgürlüğü var’ açıklamaları yapıldı…

Söylemek istediğim bunların yeterli olamayacağı ve en üzücü tarafı da bunun herkes tarafından bilinmesi. Yürüyüş yapıldı ve içimiz rahatladı mı?

Ben hem kendim hem de sektördeki tüm arkadaşlarım için endişe ve üzüntü içindeyim.

Biz İzmir’i biliyoruz, İzmir’in sorunlarını, dışı seni içi beni misali…

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazeteyenigun.com.tr
Haber metni ve görseller gazeteyenigun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 28 Ekim 2026 04:55 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr
Kaynağı Oku ↗